Risale-i Nur Niçin Sadeleştirilemez?
A- A A+

Risale-i Nur Niçin Sadeleştirilemez?

İnsan, sadece bedenden ibaret yaratılmamıştır.  İnsan; akıl, kalp, ruh ve binlerce letafetle donatılmıştır.

Risale-i Nur Külliyatı'nda akıl ve kalb birlikte yürürler. Her ikisinin de gıdaları birlikte sunulmuştur. Bazı konularla akıl, bazılarında kalb daha çok hisse alsalar da, sadece akla, yahut sadece kalbe hitap eden bir ders yoktur.
 
Kalbin aldığı hisse de üslubunda önemli bir yeri vardır. Sadeleştirmede ve tercümede bu özellik büyük ölçüde kaybolur. Dünyaca meşhur şairlerin şiirlerinin tercümelerini okuduğumuzda fazla bir zevk alamadığımız, onun harika yönünü göremediğimiz açıktır. Bu sırrı anlayan bazı zatlar, sırf bu risaleleri orijinalinden okumak için Türkçe öğrenme yoluna girmişlerdir.
 
Sadeleştirmede Risalelerin dilimizi de ıslah etme görevi ortadan kaybolmaktadır. Az bir gayretle bazı Osmanlıca kelimeleri öğrenmekle hem bu risalelerden daha kamil manada istifade edebiliriz, hem de Osmanlıca yazılmış diğer eserleri anlama imkanına kavuşuruz.
 
Şu da var ki, sadeleştirme ancak normal kelimelerde olur, ıstılahların ve isimlerin ne tercümeleri ne de sadeleştirmeleri mümkündür. Her ilmin kendine has kavramları vardır, o ilme talip olan kişi bu kavramları öğrenmekle yükümlüdür. Mesela, “vacip, mümkin, vicdan, tesbih, tekbir, hamd” gibi kavramları, “Allah, Rahman, Rahim” gibi İlahi isimleri birer kelimeyle ifade etmek mümkün değildir. Bunların açıklamaları yapılacaktır. O zaman ortaya çıkan eser, sadeleştirilmiş risale değil, şerh ve izah edilmiş risale olur.
 
Maalesef dil konusunda yaşanan vahim bozulma önemli bir problem; elli yıl önce yazılmış eserleri anlamakta zorluk çekiliyor. Dedesinin dilini torunu anlamıyor. Çok değerli kitaplarla insanlar arasına duvarlar çekilmiş durumda. Bu, Nur Risaleleri için de doğru. Artık günümüz insanı açıp doğrudan muhatap olmakta zorlanıyor. Aceleci veya Üstad'ın deyimi ile seriü's-seyr olan günümüz insanı, fazla emek harcamadan bu hakikatlere ulaşıvermek istiyor.
 
Fakat şunu da görmek gerekir ki, günümüz üniversite gençleri bile neredeyse üç yüz - dört yüz kelime ile konuşuyor. Böyle bir dille yüksek hakikatler ve ince meseleler nasıl anlatılır ve nasıl anlaşılır? Kelimeler konuşurken ve düşünürken kullandığımız çok önemli bir vasıtadır.
 
Konular derinleştikçe ve inceldikçe kelimelerdeki farklılıklar dediğimiz “nüans”lar son derece önemli hale gelmektedir. Ayrıca terim haline gelmiş kelimelerin, daha sade bir anlatımı diye bir şey söz konusu olamaz.
 
Risalelerdeki kelimeler son derece özenle seçilmiş kelimeler ve asırlık İslami kültürle yoğrulmuş ve terimleşmiş kelimelerdir. Bunu daha basit anlatacağım diye bu tür kelimeleri değiştirmek, bırakın anlaşılmasını kolaylaştırmak, daha da zorlaştıracaktır. Böyle terim anlamı olmayan kelimeler belki sadeleştirilebilir ama, bunların sayısı da çok değil. Üstelik ben Bediüzzaman’la arama bir tercüman sokmak istemem.
 
Risale-i Nurlar gazete değil ve gazete gibi okunamaz. Üç beş ay lügat yardımı ile okunduktan sonra, rahatlıkla yeterli seviyede anlayış kolaylığı sağlanır. İnsan basit bir ayakkabı tamircisi olmak için bile yıllarını veriyor. Kur’an’ın asrımıza bakan bir tefsiri olan Risale-i Nurları anlamak için de bir kaç ay lügatla çalışmak çok olmasa gerek. Üstelik bu çalışma sonucu ecdadın yazdığı birbirinden kıymetli dini ve edebi eserlerle aramızdaki duvarlar kalkmış olacak.
 
Seviyemizi yükselteceğiz ve daha rahat anlama ve anlatma kabiliyetine kavuşacağız. Yani Risaleleri kendi seviyemize indirmek değil, Risalelerin seviyesine çıkmaya çalışmak lazım.
Kaynak : Sorularla Risale