Ramazan Orucu Hakiki Şükrün Anahtarıdır
A- A A+

Ramazan Orucu Hakiki Şükrün Anahtarıdır

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Ramazan’ın pek çok hikmetlerini anlattığı Ramazan Risalesi’nde oruç tutmanın hakiki ve halis bir şükrün anahtarı olduğunu belirtir ve nimetlerin kıymetini taktir etmenin o nimetlere kendi ihtiyacımızı hissetmekle olacağını söyleyerek şunları ifade eder;

İKİNCİ NÜKTE

Ramazan-ı Mübareğin savmı, Cenab-ı Hakkın nimetlerinin şükrüne baktığı cihetle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Birinci Sözde denildiği gibi, bir padişahın mutfağından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiyat ister. Tablacıya bahşiş verildiği halde, çok kıymettar olan o nimetleri kıymetsiz zannedip onu in'am edeni tanımamak nihayet derecede bir belahet olduğu gibi; Cenab-ı Hak, hadsiz enva-ı nimetini nev-i beşere zemin yüzünde neşretmiş, ona mukabil, o nimetlerin fiyatı olarak şükür istiyor.

O nimetlerin zahiri esbabı ve ashabı, tablacı hükmündedirler. O tablacılara bir fiyat veriyoruz, onlara minnettar oluyoruz. Hatta, müstehak olmadıkları pek çok fazla hürmet ve teşekkürü ediyoruz. Halbuki, Mün'im-i Hakiki, o esbabdan hadsiz derecede, o nimet vasıtasıyla şükre layıktır.

İşte Ona teşekkür etmek, o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.

İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakiki ve halis, azametli ve umumi bir şükrün anahtarıdır. Çünkü, sair vakitlerde mecburiyet tahtında olmayan insanların çoğu, hakiki açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini derk edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara, hususan zengin olsa, ondaki derece-i nimet anlaşılmıyor.

Halbuki, iftar vaktinde, o kuru ekmek, bir mü'minin nazarında çok kıymettar bir nimet-i İlahiye olduğuna kuvve-i zaikası şehadet eder. Padişahtan ta en fukaraya kadar herkes, Ramazan-ı Şerifte o nimetlerin kıymetlerini anlamakla bir şükr-ü maneviye mazhar olur.

Hem gündüzdeki yemekten memnuiyeti cihetiyle, "O nimetler benim mülküm değil. Ben bunların tenavülünde hür değilim. Demek başkasının malıdır ve in'amıdır; Onun emrini bekliyorum" diye, nimeti nimet bilir, bir şükr-ü manevi eder.

İşte, bu suretle oruç çok cihetlerle hakiki vazife-i insaniye olan şükrün anahtarı hükmüne geçer.
Kaynak : Risale Ajans