Ümitsizlik Dehşetli Bir Hastalıktır
A- A A+

Ümitsizlik Dehşetli Bir Hastalıktır

Yeis, ümitsizlik anlamına gelip Kur’an’ın men ettiği bir psikolojik durumdur.
 
"De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü ALLAH bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir." (Zümer, 39/53)
 
"Ey mü'minler! Hep birden, bütün günahlarınızdan ALLAH'a tövbe ediniz ki, felaha, kurtuluşa eresiniz." (Nur, 24/31)
 
Yukarıda mealini verdiğimiz her iki ayet de insanı yeisten yani ümitsizlik hastalığından men ediyor. İnsanın her şeyde aşırılıktan kaçınıp sırat-ı müstakim olan vasat dairesinde hareket etmesi  gerekir. Rahmete aşırı güvenip amel ve takvayı terk etmek nasıl sapkınlık ise, aynı şekilde Allah’ın rahmetinden ümit kesmekte aynı derecede sapkınlıktır. Bu sebeple hangi cürmü ve günahı işlemiş de olsak Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesmemeliyiz.
 
Üstad Hazretleri yeis hakkında en kapsamlı değerlendirmeyi şu şekilde yapıyor:
 
"İKİNCİ KELİME Ki, müddet-i hayatımda tecrübelerimle fikrimde tevellüd eden şudur:"
 
"Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, alem-i İslamın kalbine girmiş. İşte o yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garpta bir-iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkar ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş. Hem o yeistir ki, yüksek ahlakımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş. Hem o yeistir ki, kuvve-i maneviyemizi kırmış.

Az bir kuvvetle, imandan gelen kuvve-i maneviye ile şarktan garba kadar istila ettiği halde, o kuvve-i maneviye-i harika meyusiyetle kırıldığı için, zalim ecnebiler dört yüz seneden beri üç yüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş. Hatta bu yeisle, başkasının lakaytlığını ve füturunu kendi tembelliğine özür zannedip neme lazım der, 'Herkes benim gibi berbattır' diye şehamet-i imaniyeyi terk edip hizmet-i İslamiyeyi yapmıyor."
 
"Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor. Biz de o kàtilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz.
 
 لاَ تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللهِ kılıcıyla o yeisin başını parçalayacağız.
 
 مَالاَ يُدْرَكُ كُلُّهُ لاَيُتْرَكُ كُلُّهُ hadisinin hakikatiyle belini kıracağız inşaallah."
 
"Yeis, ümmetlerin, milletlerin 'seretan' denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemalata mani ve  اَناَ عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى hakikatine muhaliftir; korkak, aşağı ve acizlerin şe’nidir, bahaneleridir. Şehamet-i İslamiyenin şe’ni değildir. Hususan Arap gibi nev-i beşerde medar-ı iftihar yüksek seciyelerle mümtaz bir kavmin şe’ni olamaz. Alem-i İslam milletleri Arabın metanetinden ders almışlar. İnşaallah, yine Araplar ye’si bırakıp, İslamiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakiki bir tesanüd ve ittifak ile el ele verip Kur’an’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilan edeceklerdir."
 
"Ey naşir-i küfr-ü küfran! Aya, hiç caiz olur mu ki, bir adamın akıl ve kalbi ve vicdan ve ruhu müthiş bir derecede musibet içinde olduğu halde, cismen zahiri bir derece refah ve ziynet içinde bulunmasıyla o adama mesut denilsin ve saadetine hükmedilsin? Görüyoruz ki, bir adam, inkisar-ı hayale uğrasa veya bir emel-i vehmiden meyus olsa veya bir emr-i cüz'iden ümidi kesilse, nasıl dünya ona darlaşır. Onun tatlı şeyleri, ona nasıl acı gelir. Acaba, bütün alamın menşei ve bütün amalin hadimi olan senin bu şeametin ve bu dalaletinle hasta olup yeis ve yetimlikle manevi bir cehenneme düşen bir kalb ve bir ruh sahibi, nasıl bir cennet-i kazibe-i zaile içinde mesut olabilir?"
 
"Sıkıntı sefahetin muallimidir. Yeis dalalet-i fikrin, zulmet-i kalb ruh sıkıntısının menbaıdır."
 
Burada insanın yaşam kaynağı ve mutlu olmasının sırrı kalp, ruh ve vicdan gibi cihazların iman ve ibadet gibi gıdalar ile beslenmesi gerektiğine işaret ediliyor. Bunlar olmadan insanın maddi ve bedeni rahatlıklar içinde olması bir şey ifade etmez. Hem insanı hem toplumu bitiren ve tüketen yegane hastalık ve zehir ümitsizlik olduğu gibi insanı ve toplumu ayağa kaldırıp hayatlandıracak yegane ilaçta iman ve ibadetten gelen ümit ve şevktir.
 
Ümitsizlik her kemalin önünde bir engel bir benttir. İnsanların mükemmele ulaşmasında dikenli bir yol gibidir ümitsizlik hastalığı. Bu hastalığı tedavi etmeden hem şahsın hem toplumun kemale ermesi mümkün değildir.
 
Üstad Hazretleri bu manaya şu ibareleri ile işaret ediyor: 
 
"Yeis, mani-i herkemaldir. 'Neme lazım, başkası düşünsün.' istibdadın yadigarıdır."
Kaynak : Sorularla Risale