Kur'an'da İnsanlığın Ve Kainatın Yaşı
A- A A+

Kur'an'da İnsanlığın Ve Kainatın Yaşı

Kur'an-ı Kerim'de insanlığın geçmişi ve kainatın teşekkül zamanı ile alakalı çeşitli ayet ve hadisler mevcuttur. Ancak, bunlarda mesele, ya işaret nev'inden nazara verilmiş, ya da teşbihlerle belirtilmiştir. Bu sebepledir ki, gerek Hz. Adem'in ne kadar zaman önce yaratıldığı ve gerekse kainatın yaşının ne olduğu hususunda değişik rivayetler söz konusudur.
 
Kur'an-ı Kerim'de göklerin ve yerin altı günde, arzın iki günde, bitki ve hayvanların ise dört günde yaratıldığı nazara verilir 1-3.
 
Bir hadiste de, Allah'ın toprağı Cumartesi, dağları Pazar günü, ağaçlan Pazartesi, madenleri Salı, Nur'u Çarşamba günü, hayvanları Perşembe günü, Hz. Adem'i de Cuma günü ikindi vakti sonunda yarattığı belirtilir4.
 
Cenabı Hak, bir ayet-i kerime'de bir günün, bizim saydığımız günlerle bin yıl, bir başka ayette ise, elli bin yıl olduğunu nazara verir. Dolayısıyla burada "gün" tabirinden neyin anlaşılması gerektiği hususunda tam bir açıklık olmadığı için İslam alimleri arasında konuya farklı yaklaşımlar olmuştur5-6.
 
Uzayda her bir gezegen ve yıldızın hareketi farklıdır. Dünya kendi etrafında bir günde dönerken, Merkür bu dönüşünü, dünya günü ile 58.5 günde yapar. Dünyanın güneş etrafındaki dolanımı bir yıl iken, Plüton'un güneş etrafında bir defa dönüşü 248 yıldır7.
 
Risale-i Nur'un meseleye yaklaşımı
 
Risale-i Nur'da göklerin ve yerin altı günde yaratıldığından bahisle, insan dünyası ve hayvan aleminin altı gün yaşayacağına, kainatın ömrünün de bu paralelde olabileceğine işaret edilir. Kur'an'da bildirilen bin ve elli bin Kur'an gününü ise, asır ve seneleri temsil eden "devir" manasında ele alır8.
 
Kur'an hakikatlerinin hüküm ferma olacağı süre, Risale-i Nur'da, Hz. Muhammed'in (sav) kainatın hem çekirdeği, hem de meyvesi olduğu, dolayısıyla Kur'an hakikatlerinin de, Hz. Adem'den şimdiye kadar, silsile halinde peygamberlerin suhuf ve kitaplarında neşredilerek nihayette Kur'an suretinde tezahür ettiği belirtilir. Kur'an-ı Kerim'deki ayet sayısının 6666 olmasının, bir bakıma Kur'an-ı Kerim'in ne kadar süre hüküm ferma olacağının işareti kabul edilir.
 
Bediüzzaman, Hz. Adem'den kıyamete kadar insanlık tarihinin, Kur'an günü ile yedi bin sene olduğunu belirten bir rivayete atfen, mutlak fetret devrinin bundan çıkarılmasıyla, 6666 senenin elde edildiğini, bunun da Kur'an ayetlerinin sayısına eşit bulunduğunu, dolayısıyla Kur'an hakikatlerinin de bu kadar süre hakim olacağını nazara verir9.
 
Fen bilimlerinin geçmişe bakışı fen ve felsefenin insanlık tarihi ile arz ve kainatın geçmişi hakkında ileriye sürdüğü değerler, yukarıda sözü edilenlerden oldukça farklıdır. İlk insandan günümüze kadar geçen süre, milyonlarca yıl olarak ele alınır. Bitki ve hayvanları içine alan ilk canlılığın iki milyar yıl önce teşekkül ettiği, arzın geçmişinin ise, 4 milyar yıl olduğu kabul edilir10.
 
Bu yaş tayinleri günümüzde, paleontolojik, radyoaktif veya karbon on dört metotlarıyla, ya da ışık tayflarından faydalanarak yapılır. Hepsinin de sıhhat derecesi tartışmalıdır. Geçmişle alakalı bu yaş tayinlerinin gerçek değerleri değil, nispi bir değeri verdiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla, gerek insanın geçmişi, gerekse diğer canlıların, ya da kainatın yaşı hakkında ileri sürülen değerlerin hakiki yaşı göstermediği bilinmektedir.
 
Nitekim son on-on beş yıla gelinceye kadar, kainatın yaşı 5 milyar yıl kabul ediliyordu. Şimdilerde, bazı araştırmacılar, uzaydaki galaksilerin yaşını 15 milyar olarak bildirirken, bazıları bunu 30 milyar yıla kadar çıkarmaktadır11.
 
Bediüzzaman, tarih, coğrafya, jeoloji ve antropolojik açıdan insanlık tarihinin yedi bin sene değil, yüz binler sene olarak ifade edildiği kabul edilse bile, bunun Hz. Adem'den kıyamete kadar insanlık ömrünün yedi bin sene olduğunu belirten rivayete ve Kur'ani hakikatlerin 6666 sene hüküm ferma olduğuna ters düşmediğini belirtir. O, Kur'ani günlerin 4 saatten elli bin seneye kadar şümulünün olduğunu nazara verir12.
 
Arzın, insanlık tarihinin ve kainatın ömrü Risale-i Nur'larda; arzın, güneş sisteminin ve galaksinin ayrı ayrı hareketlerine dikkat çekilerek, Kur'an-ı Kerim'de bunların her birisine işaret edildiği belirtilir. Kur'an'da "Rabb-üş-şi'ra" tabir edilen ve güneşten büyük "Şi'ra" namındaki bir güneşin bin seneden ibaret gününe, Şems-üş-şümus'un elli bin seneden ibaret bir Kur'an gününün olabileceğine dikkat çekilir.
 
Bediüzzaman'a göre; kainatın bir ömrü, arzın ondan daha kısa bir ömrü ve küre-i arzda yaşayan insanın da ondan daha kısa bir ömrü vardır. Bu birbiri içindeki mahlukatın ömürleri, saatin dakika, saniye ve saatleri sayan çarklarının birbiriyle olan münasebetine benzetilir. İnsanlık ömrünün, arzın kendi ekseni etrafındaki hareketiyle hasıl olan gün ile olduğu gibi, yeryüzünde canlıların ilk teşekkül ettiği andan kıyamete kadarki canlılık ömrünün ise, güneşin kendi ekseni etrafındaki hareketi ile, kainatın ömrünün de, Şems-üş-şümus'un kendi ekseni etrafındaki hareketi ile meydana gelen gün ile olması gerektiği belirtilir.
 
Bir başka ifade ile, insanlık ömrü yedi bin sene olduğu gibi, canlılık tarihinin ömrü de yedi bin sene, kainatın ömrü de yedi bin senedir. Ancak, insanlığın ömrü arz günü, bitki ve hayvan ömrü ise güneş günü, kainatın ömrü de galaksi günü esas alınarak ölçülmelidir. Bilindiği gibi arz, kendi ekseni etrafında dönüşünü 24 saatte, yani, bir günde tamamlar. Güneş ise, bütün sistemiyle birlikte, Herkül takım yıldızına saatte 7200 km. süratte gitmekte ve aynı zamanda kendi ekseni etrafında da dönüş yapmaktadır. Güneş sistemini de içinde barındıran Samanyolu galaksisi ise, bir bütün olarak kendi ekseni etrafında saatte 90 bin km. hızla dönmekte ve bir defa dönüşünü 200 milyon yılda tamamlamaktadır13.
 
Canlıların ve kainatın ömrü
 
Risale-i Nur'da sözü edilen "Şi'ra" güneşinin Herkül takım yıldızı, Şems-üş-şumus'un da Samanyolu galaksisi olması muhtemeldir.
 
Bediüzzaman, insan nev'i ömrünün arz günü ile yedi bin sene olması durumunda, arzda hayatın başlamasından, yani bitki ve hayvanların teşekkülünden kıyamete kadar, güneş günü ile iki yüz bin sene, yaklaşık 2.5 milyar arz günü olduğunu belirtir. Kainatın yaşının da, Şems-üş-şu-mus'un, Kur'an'ın işaretiyle bir gününün elli bin sene olduğu dikkate alınarak, Yedi bin senelik sürenin, bir yıl 360 gün hesabiyle 126 milyar yıla tekabül ettiğine işaret eder14.
 
Hz. Adem'den önce insan yaratılmış mıydı?
 
Cenab-ı Hak melaikeye; "Ben yerde bir halife yaratacağım" hitabına, melaike; "Yerde fesat yapacak, kan dökecek kimseleri mi yaratacaksın?"15 mealindeki ayetten hareketle bazı müfessirler ve yorumcular, Hz. Adem'den önce de başka Adem'lerin mevcudiyetini ileri sürmektedirler.
 
Bediüzzaman ise, arzın, insanların hayatına elverişli şartlara sahip olmadan önce idrakli mahluk olarak cinlerden bir nev'in bulunduğunu, yaptıkları fesattan dolayı insanlar ile mübadele edildiklerini belirtir16.
 
Hz. Adem'den günümüze kadar geçen süre nedir?
 
Bu süreyi tam olarak vermek mümkün olmamakla beraber, takribi bir rakam söylenebilir. Yukarıda temas edildiği gibi, insanlık tarihinin, yani Hz. Adem'den kıyamete kadar geçen sürenin yedi bin sene olarak alınabileceğini gördük.
 
Bediüzzaman, ahirzamana işaret eden; "La tezelu taifetün min ümmeti zahirine alel hakkı, hatta ye'tiyallahu bi emrihi" " hadisi ile Fatiha suresinden hareketle, Risale-i Nur hizmetinin ne kadar süreceğini izah sadedinde, bu hizmetin Hicri 1542'ye kadar devam edeceğini, Allahu alem, 1545 te de beşeriyet tarihinin sona ereceğini, sözü edilen hadis ve ayetten böyle anladığını belirtir18.
 
Bu durumda insanlık tarihinin Milattan sonra yaklaşık 2150 yıl, Milattan önce ise 4850 yıla kadar uzandığı söylenebilir. Demek ki, Hz. Adem'in Milattan yaklaşık 4850 yıl önce yeryüzünde göründüğü anlaşılıyor. Bir hadiste Hz. Adem'in 940 sene yaşadığı belirtilir19.
 
Yazının icadı, Milattan önce 4000 seneye kadar geriye götürülebildiğine göre, Hz. Adem'le, yani ilk insanla yazı başlamış olmalıdır. Gerçeği ve doğruyu ancak Allah bilir.
 
Sonuç
 
Bediüzzaman, hadis ve ayetlerden hareketle, insan nevi ve arzdaki canlı hayatı ile kainatın ömürleri hakkında değerlendirme yapar. İnsanlık ömrünün dünya günü ile, canlı hayatının, güneşin kendi ekseni etrafındaki dönüş günü ile, kainatın ömrünün de Şems-üş-şumus günü ile hesaplanması gerektiğini belirtir.
 
Arz günü ile düşünüldüğü zaman, insanlık nevinin yaklaşık yedi bin sene, arzda hayatın 2.5 milyar sene, kainatın da 126 milyar senelik ömrünün olabileceğine işaret eder.
 
KAYNAKLAR
 
l-Hud/7
2- Furkan/59
3- Fussilet/9-12
4- CANAN, l..Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi. Cilt 6, Akçağ Basım Yayın Pazarlama, Hadis no: 1692, s. 393, 1989, Ankara.
5- Hacc/47
6- Mearic/4
7- TAŞKIN, T. Uzay ve Ötesi. Boğaziçi Yayınları, ikinci baskı, 1-280, 1995.
8- NURSİ, S.B. Sözler. Envar Neşriyat, s. 163, 1996, İstanbul.
9- NURSİ, S.B. Barla Lahikası. Envar Neşriyat, s.324, 1989, İstanbul.
10- TATLI, A. Evrim ve Yaratılış, ikinci baskı, s.44-45, 1998, Kütahya.
11-TATLI, A. a.g.e. s. 31-41.
12- NURSİ, S.B. Barla Lahikası. s. 325.
13- TAŞKIN, T. a.g.e. s. 56-59.
14- NURSİ, S.B. Barla Lahikası, s.326.
15- Bakara/30.
16- NURSİ, S.B. İşarat-ül İ'caz. Envar Neşriyat, s.201, 1991, İstanbul.
17- Buhari 9:125,162, Müslim:137,2:1522.
18- NURSİ, S.B. Kastamonu Lahikası Envar Neşriyat, s.27-29, 1995, İstanbul.
19- CANAN, İ. a.g.e. hadis no: 1699, s.393.
Kaynak : Sorularla Risale