İttihad-ı İslam Üstadımız Said Nursi'nin Gayesiydi
A- A A+

İttihad-ı İslam Üstadımız Said Nursi'nin Gayesiydi

Aziz Kardeşlerimiz bu gelen leyle-i miracın hakkımızda ve alem-i islam hakkında hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyor, islam coğrafyasında yaşanan sıkıntıların izalesi ve rahmete dönmesini Bar-ı Gah-ı Kibriyadan ümid ediyoruz. 

Bu vesile ile ittihad-ı islam-ki Necib Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin bir gayesidir -zahiren vücuda geliyor olması, bu babta müjdeci kararlara imzalar atılması ve o ittihadın zahiri manasını ifade eden İslam İşbirliği Teşkilatının madden daha kamil manada teessüsü hepimizi sevindirmiştir.

Bu mana için gayret gösteren başta sayın Reisi Cumhurumuz ve Hükümet erkanımızı tebrik ve takdir ediyor, ittihad-ı İslama dair Bediüzaman Hazretlerinin mühim derslerinden ve lahiklarından bir kısmını nazar-ı dikkatinize arzediyoruz. 
 
Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Talebe ve Hizmetkarları
Hüsnü Bayramoğlu, Abdullah Yeğin 
 
Aziz, sıddık kardeşlerim, Leyle-i Mi’rac, ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar. Şirket-i maneviye sırrıyla, inşaallah herbiriniz kırkbin dil ile tesbih eden bazı melekler gibi, kırkbin lisan ile bu kıymetdar gecede ve sevabı çok bu çilehanede ibadet ve dualar edeceksiniz ve hakkımızda gelen fırtınada binden bir zarar olmamasına mukabil, bu gecedeki ibadet ile şükredersiniz. Hem sizin tam ihtiyatınızı tebrik ile beraber, hakkımızda inayet-i Rabbaniye pek zahir bir surette tecelli ettiğini tebşir ederiz. 
 
Üstadımız Bediüzzaman Hz. bu yaşadığımız musibetlerin tahlili sadedinde bizlere şöyle ders veriyor ve bu musibetlerin netaicini ifade edip nazarımızı uhuvvet-i islamiyete ve ittihad-ı islam'a celbediyor; 
 
"-Musibet şerr-i mahz olmadığı için, bazan saadette felaket olduğu gibi, felaketten dahi saadet çıkar. Eskiden beri i'la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslam için farz-ı kifaye-i cihadı deruhde ile, kendini yek-vücud olan alem-i İslama fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslamiyenin felaketi, alem-i İslamın saadet-i müstakbelesiyle telafi edilecektir.
 
Zira şu musibet, maye-i hayatımız ve ab-ı hayatımız olan uhuvvet-i İslamiyenin inkişaf ve ihtizazını harikulade ta'cil etti. Biz incinir iken, alem-i İslam ağlıyor. Avrupa ziyade incitse, bağıracaktır. Şayet ölsek, yirmi öleceğiz, üçyüz dirileceğiz. Harikalar asrındayız. İki-üç sene mevtten sonra meydanda dirilenler var. Biz bu mağlubiyetle bir saadet-i acile-i (عَاجِلَهءِ ) 
muvakkata kaybettik; fakat bir saadet-i acile-i (اٰجِلَهءِ ) müstemirre bizi bekliyor. Pek cüz'i ve mütehavvil ve mahdud olan hali, geniş istikbal ile mübadele eden kazanır." 
" Şark husumeti, İslam inkişafını boğuyor idi; zail oldu ve olmalı. Garb husumeti, İslam'ın ittihadına, uhuvvetin inkişafına en müessir sebebdir, baki kalmalı.
   Birden o meclisten tasdik emareleri tezahür etti.
   Dediler:
   -Evet ümidvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, İslamın sadası olacaktır!.."
 
İslamiyetin ali siyaseti ve içtimai maslahatı bitamamiha müslüman devletlerin siyasetlerinin tevhidine ve mesailerinin teavün ile teşrikine medar olduğu ve bu ihmal edildiğinde neticesinin vahim olacağını ders veren Üstadımız bizleri şöyle ikaz ediyor ve diyor; 
 
"Haccın bahusus tearüfle tevhid-i efkarı, teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun eden içindeki siyaset-i aliye-i İslamiye ve maslahat-ı vasia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla İslamı, İslam aleyhinde istihdama zemin ihzar etti.
  • İşte Hind, düşman zannederek, halbuki pederini öldürmüş, başında oturmuş bağırıyor.
  • İşte Tatar, Kafkas, öldürülmesine yardım ettiği şahıs biçare valideleri olduğunu "ba'de harab-il Basra" anlıyor. Ayak ucunda ağlıyorlar.
  • İşte Arab, yanlışlıkla kahraman kardeşini öldürüp, hayretinden ağlamayı da bilmiyor.
  • İşte Afrika, biraderini tanımıyarak öldürdü, şimdi vaveyla ediyor.
  • İşte alem-i İslam, bayraktar oğlunu gafletle bilmiyerek öldürmesine yardım etti, valide gibi saçlarını çekip ah-u fizar ediyor.
Milyonlarla ehl-i İslam, hayr-ı mahz olan sefer-i hacca şedd-i rahl etmek yerine, şerr-i mahz olan düşman bayrağı altında dünyada uzun seyahatler ettirildi.Fa'tebiru
"... imanın mahiyetindeki harikulade şehamet, izzet-i İslamiyenin tabiatındaki alempesend şecaat, uhuvvet-i İslamiyenin intibahıyla her vakit mu'cizeleri gösterebilir.
  • Bir gün olur elbette doğar şems-i hakikat
  • Hiç böyle müebbed mi kalır zulmet-i alem." 
 
Hutbe-i Şamiye'de; 
 
"Hürriyet-i şer'iye ile meşveret-i meşrua, hakiki milliyetimizin hakimiyetini gösterdi. Hakiki milliyetimizin esası, ruhu ise İslamiyet'tir. Ve hilafet-i Osmaniye ve Türk Ordusunun o milliyete bayraktarlığı itibariyle, o İslamiyet milliyetinin sadefi ve kal'ası hükmünde Arab ve Türk hakiki iki kardeş, o kal'a-i kudsiyenin nöbettarlarıdırlar.
 
İşte bu kudsi milliyetin rabıtasıyla, umum ehl-i İslam bir tek aşiret hükmüne geçiyor. Aşiretin efradı gibi İslam taifeleri de, birbirine uhuvvet-i İslamiye ile mürtebit ve alakadar olur. Birbirine manen, lüzum olsa maddeten yardım eder. Güya bütün İslam taifeleri bir silsile-i nuraniye ile birbirine bağlıdır. Nasılki bir aşiretin bir ferdi bir cinayet işlese, o aşiretin bütün efradı, o aşiretin düşmanı olan başka aşiretin nazarında müttehem olur. Güya herbir ferd o cinayeti işlemiş gibi, o düşman aşiret onlara düşman olur. O tek cinayet, binler cinayet hükmüne geçer. Eğer o aşiretin bir ferdi o aşiretin mahiyetine temas eden medar-ı iftihar bir iyilik yapsa, o aşiretin bütün efradı onunla iftihar eder. Güya herbir adam, aşirette o iyiliği yapmış gibi iftihar eder.

İşte bu mezkur hakikat içindir ki, bu zamanda, hususan kırk-elli sene sonra seyyie, fenalık işleyenin üstünde kalmaz. Belki milyonlar nüfus-u İslamiyenin hukuklarına tecavüz olur. Kırk-elli sene sonra çok misalleri görülecek." buyuruyor. 
 
Emirdağ Lahikasında ; 
 
Şimdi milletin arzusuyla şeair-i İslamiyenin serbestiyetine vesile olan Demokratlar, hem mevkilerini muhafaza, hem vatan ve milletini memnun etmek çare-i yeganesi; ittihad-ı İslam cereyanını kendine nokta-i istinad yapmaktır. Eski zamanda İngiliz, Fransız, Amerika siyasetleri ve menfaatleri buna muarız olmakla mani olurdular. Şimdi menfaatleri ve siyasetleri buna muarız değil; belki muhtaçtırlar. Çünkü komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik; doğrudan doğruya anarşistliği intac ediyor. Ve bu dehşetli tahrib edicilere karşı ancak ve ancak hakikat-ı Kur’aniye etrafında İttihad-ı İslam dayanabilir. Ve beşeri bu tehlikeden kurtarmağa vesile olduğu gibi, bu vatanı istila-yı ecanipten ve bu milleti anarşilikten kurtaracak yalnız odur. 
 
Yine Emirdağ Lahikasında İhvan-ı Müslim ile alakalı mektubu ki Anadoluda Nur talebelerinin sair islam ülkelerinde ittihad-ı islam için çalışan cemaatlerle olan münasebatını izah ediyor; 
 
"Halep’te İhvan-ı Müslimin azasının bana yazdığı tebriğe mukabil onu ve İhvan-ı Müslimini ruh u canımızla tebrik edip “Binler Barekallah!” deriz ki, ittihad-ı İslamın Anadolu’da Nurcular -ki eski İttihad-ı Muhammedinin halefleri hükmünde ve Arabistan’da İhvan-ı Müslimin ile beraber hakiki kardeş olan Hizbü’l-Kur’ani ve ittihad-ı İslam Cemiyyet-i kudsiyesi dairesinde çok saflardan iki mütevafık ve müterafık saf teşkil etmeleriyle ve Risale-i Nur ile ciddi alakadar ve bir kısmını Arabiye tercüme edip neşretmek niyetleri, bizleri pek ziyade memnun ve minnettar eyledi.

Benim bedelime, İhvan-ı Müslimin Cemiyeti namına bana tebrik yazana cevap verirsiniz. O taraftaki Nur şakirdlerine ve Nur eczalarına himayetkarane alakadar olsunlar. "
" Rehber Risalesindeki Leyle-i Kadir mes’elesi; şimdi hem Amerika, hem Avrupa’da eseri görülüyor. Onun için şimdiki bu hükumetimizin hakiki kuvveti, hakaik-ı Kur’aniyeye dayanmak ve hizmet etmektir. Bununla ihtiyat kuvveti olan üçyüz elli milyon uhuvvet-i İslamiye ile ittihad-ı İslam dairesinde kardeşleri kazanır. Eskiden Hıristiyan devletleri bu ittihad-ı İslama taraftar değildiler. Fakat şimdi komünistlik ve anarşistlik çıktığı için; hem Amerika, hem Avrupa devletleri Kur’an’a ve ittihad-ı İslama tarafdar olmağa mecburdurlar."
"Alem-i İslamın büyük bayramının arefesi olan ve şimdilik Asya ve Afrika’da inkişafa başlayan ve dörtyüz milyon müslümanı birbirine kardeş ve maddi ve manevi yardımcı yapan İttihad-ı İslamın, yeni teşekkül eden İslami devletlerde tesise başlamasının ve Kur’an-ı Hakim’in kudsi kanunlarının o yeni İslami devletlerin kanun-u esasisi olmasından dolayı büyük bayram-ı İslamiyeyi tebrik ve dinler içinde bütün ahkam ve hakikatlarını akla ve hüccetlere istinad ettiren Kur’an-ı Hakim’in, zuhura gelen küfr-ü mutlakı tek başıyla kırmasına çok emareler görülmesi ve beşer istikbalinin de, bu gelen bayramını tebrik ile beraber, Medresetü’z-Zehra’nın ve bütün Nur Talebelerinin hem dahil hem hariçte, hem Arapça, hem Türkçe Nurların neşriyatına çalışmalarını ve dindar Demokratların bir kısm-ı mühimmi Nurların serbestiyetine taraftar çıkmalarını bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz..."
 
Üstadımız Bağdat Paktı münasebetiyle demokrat hükümetini nasıl suretle tebrik ediyorsa  bugün bizlerde aynen Üstadımız gibi dört değil kırkın üzerinde islam devletiyle olan ittihada vesile olan sayın Cumhurbaşkanımızı ve Hükümetimizi tebrik ve takdir ediyoruz; 
 
"Sizlerin Pakistan ve Irak'la gayet muvaffakıyetkarane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Bu ittifakınızı, inşaallah dörtyüz milyon İslam'ın sulh-u umumisine ve selamet-i ammenin teminine kat'i bir mukaddime olarak ruhumda hissettim. Ve namaz tesbihatındaki kuvvetli bir ihtar ile bunu size yazmaya mecbur kaldım...

Türk gibi Arablarda da Arabcılık ve Arab milliyeti İslamiyetle mezcolmuş ve olmak lazımdır. Hakiki milliyetleri İslamiyettir. O kafidir. Irkçılık, bütün bütün bir tehlike-i azimdir.

Sizin bu defaki Irak ve Pakistan'la pek kıymetdar ittifakınız, inşaallah bu tehlikeli ırkçılığın zararını def'edecek ve dört-beş milyon ırkçıların yerine, dörtyüz milyon kardeş Müslümanları ve sekizyüz milyon sulh ve müsaleme-i umumiyeye şiddetle muhtaç Hristiyan ve sair dinler sahiblerinin dostluklarını bu vatan milletine kazandırmaya tam bir vesile olacağına, ruhuma kanaat geldiğinden size beyan ediyorum..." 
 
Menfi milliyetçilik ise hakikaten bu ittihad-ı islam önünde bir set teşkil ediyor işte bu hastalığa Bediüzzaman 26. Mektup'ta eczane-i Kur'aniye'den şu edviyeler ile deva arzediyor; 

 " Hey’et-i içtimaiye-i İslamiye, büyük bir ordudur, kabail ve tavaife inkısam edilmiş. Fakat binbir bir birler adedince cihet-i vahdetleri var. Halıkları bir, Rezzakları bir, Peygamberleri bir, Kıbleleri bir, Kitapları bir, Vatanları bir, bir, bir, bir... binler kadar bir, bir...

İşte bu kadar bir birler; uhuvveti, muhabbeti ve vahdeti iktiza ediyorlar. Demek kabail ve tavaife inkısam, şu ayetin ilan ettiği gibi, tearüf içindir, teavün içindir; tenakür için değil, tahasum için değildir!.. "Şimdi ise, en ziyade birbirine muhtaç ve birbirinden mazlum ve birbirinden fakir ve ecnebi tahakkümü altında ezilen anasır ve kabail-i İslamiye içinde, fikr-i milliyetle birbirine yabani bakmak ve birbirini düşman telakki etmek, öyle bir felakettir ki, tarif edilmez.

Adeta bir sineğin ısırmaması için, müthiş yılanlara arka çevirip, sineğin ısırmasına karşı mukabele etmek gibi bir divanelikle, büyük ejderhalar hükmünde olan Avrupa’nın doymak bilmez hırslarını, pençelerini açtıkları bir zamanda, onlara ehemmiyet vermeyip, belki manen onlara yardım edip; menfi unsuriyet fikriyle şark vilayetlerindeki vatandaşlara veya cenup tarafındaki dindaşlara adavet besleyip, onlara karşı cephe almak, çok zararları ve mehaliki ile beraber; o cenup efradları içinde düşman olarak yoktur ki, onlara karşı cephe alınsın, cenuptan gelen Kur’an nuru var; İslamiyet ziyası gelmiş; o içimizde vardır ve her yerde bulunur. 

İşte o dindaşlara adavet ise; dolayısıyla İslamiyete, Kur’an’a dokunur. İslamiyet ve Kur’an’a karşı adavet ise, bütün bu vatandaşların hayat-ı dünyeviye ve hayat-ı uhreviyesine bir nevi adavettir. Hamiyet namına hayat-ı içtimaiyeye hizmet edeyim diye, iki hayatın temel taşlarını harap etmek; hamiyet değil, hamakattır!..

Rahmet-i İlahiyeden ümid kesilmez. Çünkü Cenab-ı Hak, bin seneden beri Kur’an’ın hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşların muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatini, muvakkat arızalarla inşaallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini idame ettirir...

Kaynak : Risale Ajans