Hz. Muhammed (sav), Kainat Kitabının En Büyük Ayetidir
A- A A+

Hz. Muhammed (sav), Kainat Kitabının En Büyük Ayetidir

Kainat ve insan...
 
Her ikisinden hangisini alırsanız alın, sanki birisi ayna, diğeri o aynada görüntüsü akseden varlık gibidir. Veya sanki birisi dev bir ağaç, diğeri onun tohumudur. Ya da kainat büyük bir insan, insan da küçültülmüş bir kainattır.
 
Bu benzerlikler ve paralellikler maddi planda geçerli olduğu gibi, aynen manevi planda da kendisini gösterir.
 
Nasıl madde itibarıyla insan, sanki kainatın bütün özelliklerini içeren bir numune ise, insanın kalbi de, adeta binlerce manevi alemi ana hatlarıyla işaret eden bir harita hükmündedir.
 
Nasıl insanın zihni ve hafızası, kainatta maddi ilim bakımından bütün ilimleri öğrenebilecek bir kapasitede yaratılmışsa, kalbi de kainatta gizli sınırsız hakikatleri elde etmeye, manevi alemlerdeki sırları ve gizemleri bir bir açmaya elverişli bir özellik taşır.
 
O halde insan, maddesi itibarıyla nasıl kainat ağacının küçük bir çekirdeği mahiyetindeyse, onun kalbi de manevi alemlerin çekirdeği olarak düşünülebilir. ve nasıl bir çekirdek toprağı, nemi ve ışığı bulunca yavaş yavaş neşv ü nema buluyorsa, kalp çekirdeği de uygun şartlarda ve gerekli vasıtalarla gelişir, manevi sümbüller verir. Çünkü o tohumcuğun içine ebedi, uhrevi ve haşmetli bir alemin yapı taşları, temel esasları ve özellikleri yerleştirilmiştir.
 
Kainat büyük bir insan, insan küçük bir kainattır.
 
Kainat aynı zamanda bir kitaptır. Üzerinde Katibini anlatan, gösteren ve öğreten sayısız ayetler vardır. Bu ayetleri okumak, okuyabilmek gerekir. Bunun için bir öğretmen, bir muallime ihtiyaç vardır.
 
İnsan da İlahi bir kitaptır. Onun üzerinde de sonsuz ve sınırsız ayetler bulunur.
 
İnsan kainat kitabını okumak, tefekkür etmek ve yüce Yaratıcıyı bulup tanımak için yaratılmıştır. İnsan, küçültülmüş bir kainat kitabı olan kendisini okumak, üzerindeki yansımaları ve tecellileri görmek ve müşahede etmek için yaratılmıştır.
 
İnsan, eşsiz hakikatleri aktaran, yansıtan ve tercüme eden kendisini, kendisi gibi tüm insanları, tıpkı kainat kitabı üzerindeki ayetler misali okumak, anlamak ve anlatmakla görevlidir.
 
Bediüzzaman bazı risalelerinde bütün kainatı ve varlıklar alemini Kur’an-ı Kebir ve Furkan-ı Azam olarak niteler. Bunu ifade ettikten sonra da Hz. Muhammed’in (a.s.m.) kainat denilen Kur’an-ı Kebirin “Ayet-i Kübrası” ve o “Furkan-ı Azam”ın “İsm-i Azam”ı olduğunu zikreder.
 
Peygamberlik ve nübüvvet zincirinin son halkası ve en son mührü olan Hz. Muhammed (a.s.m.) büyük kainat kitabının en büyük ayetidir. Bütün kainat, içinde bulunan bütün varlıklarıyla Allah’ın varlığını, birliğini, sahip olduğu sonsuz sıfat ve isimlerini gösterir ve ispat eder. Kainattaki bütün varlıklar içinde en fazla, en geniş kapsamlı ve en açık bir şekilde gösteren ve ispatlayan en büyük ayet Hz. Muhammed’dir (a.s.m.).
 
İnsan, işte bu temel ve çok önemli görevlerin yerine getirebilmek için bütün insanlığa bu hakikatleri öğretmek için gönderilen Hz. Muhammed’e (a.s.m.) tabi olmak, onu okumak, onun okuduklarını dinlemek ve öğrenmekle görevlendirilmiştir.
 
Kalem-i İlahinin Mürekkebidir.
 
Gözümüz önünde bulunan varlıklar alemine büyük bir kitap nazarıyla bakacak olursak, nur-u Muhammedi (a.s.m.), yani Hz. Muhammed’in (a.s.m.) manevi nuru o kainat kitabının Katibinin kaleminin mürekkebi olduğunu söyleyebiliriz.
 
Kitab-ı Kebirin Ayet-i Kübrasıdır.
 
Peygamberlik ve nübüvvet zincirinin son halkası ve en son mührü olan Hz. Muhammed (a.s.m.) büyük kainat kitabının en büyük ayetidir. Bütün kainat, içinde bulunan bütün varlıklarıyla Allah’ın varlığını, birliğini, sahip olduğu sonsuz sıfat ve isimlerini gösterir ve ispat eder. Kainattaki bütün varlıklar içinde en fazla, en geniş kapsamlı ve en açık bir şekilde gösteren ve ispatlayan en büyük ayet Hz. Muhammed’dir (a.s.m.).
 
kaynaklar,
Sözler / Yirmi İkinci Söz - s.128; Lem’alar / Otuzuncu Lem’a - s.811.
Mesnevi-i Nuriye - Habbe
Kaynak : Risale Ajans