Hastalıkta Moral ve Sabrın Önemi
A- A A+

Hastalıkta Moral ve Sabrın Önemi

Hastalık zamanında hastalığın bize verdiği rahatsızlıktan ve acıdan ziyade hastalığın psikolojik tarafı bizi daha fazla rahatsız etmektedir. Peki psikolojik boyutunu nasıl atlatabiliriz? işte burda Said Nursinin müthiş tespiti devreye giriyor, sözü bediüzzaman'a bırakıyoruz:

Birinci Harb-i Umumi'nin birinci senesinde, Erzurum'da mübarek bir zat müdhiş bir hastalığa giriftar olmuştu. Yanına gittim, bana dedi: "Yüz gecedir ben başımı yastığa koyup yatamadım" diye acı bir şikayet etti. Ben çok acıdım.

Birden hatırıma geldi ve dedim: "Kardeşim, geçmiş sıkıntılı yüz günün şimdi sürurlu yüz gün hükmündedir. Onları düşünüp, şekva etme; onlara bakıp şükret. Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler.

Rabbin olan Rahmanurrahim'in rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücud rengi verme. Bu saati düşün; sendeki sabır kuvveti bu saate kafi gelir.

Divane bir kumandan gibi yapma ki: Sol cenah düşman kuvveti onun sağ cenahına iltihak edip ona taze bir kuvvet olduğu halde, sol cenahındaki düşmanın sağ cenahı daha gelmediği vakitte, o tutar, merkez kuvvetini sağa sola dağıtıp merkezi zaif bırakıp, düşman edna bir kuvvet ile merkezi harab eder."

Dedim: "Kardeşim, sen bunun gibi yapma, bütün kuvvetini bu saate karşı tahşid et. Rahmet-i İlahiyeyi ve mükafat-ı uhreviyeyi ve fani ve kısa ömrünü, uzun ve baki bir surete çevirdiğini düşün. Bu acı şekva yerinde ferahlı bir şükret."

O da tamamıyla bir ferah alarak: "Elhamdülillah, dedi, hastalığım ondan bire indi."
 

Hastalığın gerçek mahiyeti hastaya anlatıldığında, yani hastalığın ona Ahiret cihetinde de büyük bir kar sağladığı her sıkıntılı geçen hastalık zamanının ahirette çok büyük mükafat olarak geri döneceği ifade edildiğinde hastanın sabır gücü artmakta buda hastalıkla mücadelesinde çok olumlu tesir yapmaktadır.

Ey sabırsız hasta! Sabret, belki şükret.

Senin bu hastalığın, ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne getirebilir.

Çünki ibadet iki kısımdır.
Biri müsbet ibadettir ki; namaz, niyaz gibi malum ibadetlerdir.
Diğeri menfi ibadetlerdir ki; hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede, aczini, za'fını hisseder. Halık-ı Rahim'ine iltica eder, yalvarır. Halis, riyasız, manevi bir ibadete mazhar olur.

Evet hastalıkla geçen bir ömür, Allah'tan şekva etmemek şartıyla, mü'min için ibadet sayıldığına rivayat-ı sahiha vardır. Hatta bazı sabir ve şakir hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kamillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivayet-i sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir.

Senin bir dakika ömrünü, bin dakika hükmüne getirip, sana uzun ömrü kazandıran hastalıktan teşekki değil, teşekkür et.

Said Nursi
 
Bugün tıp ilmi hastalıkta moralin çok önemli bir yer tuttuğunu ifade ediyor. Hatta kanser hastalarında moralin ilaç kadar etkili bir yöntem olduğu kabul ediliyor ve uygulanmaya başlıyor. Morali yerinde ve yüksek olan hastaların kanserden kurtulma oranının daha yüksek olduğu ifade ediliyor. 
 
Kemoterapi ve radyoterapi gören hastaların yüzde kırkı stres tepkileri verirken, her dört kanser hastasından birinin depresyonda olması; inanç, mücadele ve moralin önemini gözler önüne seriyor.
 
İnsan cesetten ibaret değildir, insanın asıl paradigması ruhtur ve ruha bağlı olan maneviyattır. Bu yüzden ceset müteessir olduğunda, ruh on katı belki bin katı daha çok müteessir olur. Cesetteki arızayı maddi ilaçlar tedavi ederken, ruhta açılan yara ve arızaları moral ve manevi telkinler tedavi eder. Bazen ruhta açılan yaralar cesetteki hastalığı gözden düşürebiliyor. Hatta moral ve maneviyattan mahrum olan hastaların intihara teşebbüs etmesi, ruhani sıkıntıların daha önemli bir etki oluşturduğunu ispat ediyor.

Son olarak sizlere Said Nursi hazretlerinin HASTALAR RİSALESİ isimli eserini okumanız öneriyoruz bu eseri okuduğunuzda maddi ve manevi şifa kapılarının açıldığını göreceksiniz inşallah..
Kaynak : Risale Ajans