Dünya'nın Altı Günde Yaratılmasının Sırrı
A- A A+

Dünya'nın Altı Günde Yaratılmasının Sırrı

Cenab-ı Hakk’ın bu alemi altı günde yarattığını beyan eden şu Kur’an ayetleri ile bu meselenin izahına başlayalım:
 
“Şüphesiz Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı.” (Araf 54)
 
“Rabbiniz o Allah'tır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı.” (Yunus 3)
 
“... gökleri ve yeri altı günde yarattı.” (Hud 7)
 
“ O Allah ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattı.” (Furkan 59)
 
“Allah O’dur ki gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra Arş üzerine istiva buyurmuştur.” (Secde 4)
 
“Andolsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı.” (Kaf 38)
 
“O’dur ki gökleri ve yeri altı günde yarattı.” (Hadid 4)
 
Mezkur ayetlerde şu kainatın altı günde yaratıldığından bahsedilmiştir. Müfessirler bu altı günün manası hakkında ihtilaf etmişler ve birbirinden farklı görüşler beyan etmişlerdir. Bütün bu görüşleri iki kısımda toplamak mümkündür:

1- Altı günden maksat, altı devirdir.
2- Altı günden maksat, altı gündür.

Şimdi bu iki görüşü tahlil edelim.
 
1- Altı günden maksat, altı devirdir.
 
Bazı müfessirler, ayet-i kerimede geçen “altı gün” kavramını “altı devir” olarak izah etmişlerdir. Onlar derler ki:
 
1- Gün kavramı, Dünya’nın kendi etrafındaki bir tam dönüşünü tamamladığı süreye verilen isimdir. Eğer Güneş ve Dünya yoksa bu anlamda "gün" de yok demektir. Dünya ve Güneş sonradan yaratıldığına göre, ayette zikredilen gün tabiri ile dünya günü kastedilmiş olamaz. O halde devir kastedilmiş olmalıdır.
 
2- Ayrıca Kur’an’ın bazı ayetlerindeki “gün” kavramı ile genel manadaki “vakit” kastedilmiştir.
... وَمَن يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُ  “İşte o (kafirlerle harp edildiği) gün her kim onlara arkasını döndürür (de firar eder)se… (Enfal suresi:16) ayet-i kerimesinde olduğu gibi...
 
Bu ayet-i kerimede zikredilen “gün” ile 24 saatlik zaman dilimi kastedilmemiş olup genel manada “vakit” kastedilmiştir. O halde kainatın altı günde yaratıldığını bildiren ayetlerde geçen “gün” tabiri ile de bildiğimiz “gün” kastedilmiş olmayıp belirli bir vakit, yani bir devir kastedilmiş olabilir.
 
Mezkur ayetlerdeki gün kavramını “devir” olarak izah eden bu alimler de bu devirler hakkında ihtilaf etmişler ve kainatın yaratılışını farklı devirlerle izah etmişlerdir. Ruhu’l-Beyan tefsirinde zikredildiğine göre, Allah-u Teala Kadiriyet ve Halikıyet (her şeye gücü yetme ve dilediğini yaratma) sıfatlarıyla gökleri ve yeri icat etmiş; Müdebbiriyet ve Hakimiyet (her işi yerli yerince yapma ve yönetme) vasıflarıyla da onları altı günde yaratmıştır. Bu altı güne ancak altı tür yaratığın yaratılışını hasretmiştir ki bunlar:
 
1) Ervah-ı mücerrede (bedenden soyutlanmış ruhlar).
2) Melekutiyyat (meleküt alemine ait varlıklar) ki melekler, cinler, şeytanlar ve göklerin melekutu buna dahildir.
3) Yıldızların, insanın, hayvanın, bitkilerin ve madenlerin nefisleri gibi nefisler (bu varlıkların kendi öz varlıkları).
4) Ecram ki, bunlar latif cisimlerden oluşan besait-ı ulviyedir. Arş, kürsi, gökler, cennet ve cehennem bu kısmın örneklerindendir.
5) Ecsam-ı müfrede ki, bunlar anasır-ı erba’adır. (Su, hava, toprak ve ateşten oluşan dört temel unsurdur).
6) Dört unsurdan bir araya gelen kesif cisimlerdir.
 
İşte Allah-u Teala bunların her birinin yaratılışını bir gün olarak tabir etmiştir. Yoksa zaman manasında bildiğimiz günler, göklerin ve yerin yaratılmasından önce mevcut değildiler.
               
2- “Altı günden” maksat, altı gündür.
 
Bir kısım alimlere göre ise ayetlerde geçen “altı gün” tabiri ile bizzat gün kastedilmiştir. Bu alimler de bu günün uzunluğu hakkında ihtilaf etmişlerdir. Şöyle ki:
 
Hasen-i Basri şöyle der: “Buradaki altı gün, dünya günlerinden altı gün miktarında demektir.”
 
İbn-i Abbas’a göre: “Her bir günü bin sene olan, ahiret günlerinden altı gün miktarında” manasıdır.
 
İmam Kuşeyri de aynı manayı şöyle ifade etmiştir: “Altı günden kasıt ahiret günlerinden altı gündür ki, her bir gün bin yıl demektir. Bu da göklerin ve yerin yaratılışının önemini ortaya koymak içindir.”
 
İbni Kesir Hazretleri şöyle der: “İbni Abbas, İmam-ı Mücahid ve Ahmet İbni Hanbel gibi zatlardan gelen açık rivayetler varken, akla yakın geliyor diye diğer görüşleri kabullenmek uygun düşmez!”
 
Bu meselede müfessirler daha birçok izahlar yapmışlardır. Daha geniş izah için tefsir kitaplarına müracaat edebilirsiniz. Bizler bu bahsi, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin şu izahı ile tamamlıyoruz:
 
BİRİNCİSİ: Mesela خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضَ فِى سِتَّةِ اَيَّامٍ  “Altı günde gökleri ve yeri yarattık.” demek olan; hem, belki bin ve elli bin sene gibi uzun zamandan ibaret olan eyyam-ı Kur’aniye ile insan dünyası ve hayvan alemi altı günde yaşayacağına işaret eden hakikat-i ulviyesine kanaat getirmek için, birer gün hükmünde olan her bir asırda, her bir senede, her bir günde Fatır-ı Zülcelalin halk ettiği seyyal alemleri, seyyar kainatları, geçici dünyaları nazar-ı şuhuda gösteriyoruz. Evet, güya insanlar gibi dünyalar dahi birer misafirdir. Her mevsimde Zat-ı Zülcelalin emriyle alem dolar, boşanır. (14. Söz)
Kaynak : Sorularla Risale