Bediüzzaman'nın yanında 15 dakika kaldı hayatı değişti
A- A A+

Bediüzzaman'nın yanında 15 dakika kaldı hayatı değişti

Hüsnü Bayramoğlu ağabey anlatıyor;

Bir gün de Is­par­ta’da­yız. Ker­li fer­li bir adam gel­di, ka­pı­da bek­li­yor... Bü­yük bir şap­ka­sı var… Biz bun­dan şüp­he­len­dik ama ada­mı bir tür­lü ge­ri çe­vi­re­me­dik. İl­la, ‘Ben gi­re­ce­ğim. Üs­tad’a söy­le­mi­yor­su­nuz, söy­le­yin; be­ni alır’ di­yor bir tür­lü git­mek is­temi­yor­du.

Ney­se Üs­tad: ‘Gel­sin’ de­di.

Biz de hay­ret et­tik. Biz ada­mın şek­lin­den şüp­he­len­miş­tik, Üs­tad’ın ya­nına sok­mak is­temi­yor­duk. Ar­tık çan­ta­sı­nı al­dık, şap­ka­sı­nı ayak­ka­bı­la­rı­nın üze­ri­ne koy­du, girdi Üs­tad’ın ya­nı­na.

Üs­tad’ımız her­ke­se ol­du­ğu gi­bi adı­nı, mem­le­ke­ti­ni sor­du. ‘Ço­luk ço­cu­ğun var mı?’ di­ye ai­le ha­ya­tı­nı sor­duk­tan son­ra, ‘Na­maz kı­lı­yor mu­sun?’ de­di.

➖Adam: ‘İş­te ho­cam… Fi­lan…’

Ada­mın na­maz kıl­ma­dı­ğı an­la­şıl­dı.

‘Sen farz na­ma­zı­nı kıl, na­ma­zı­nı kı­lar­san ça­lış­mala­rın da iba­det olur’ de­di. Hem Üs­tad’ımız: ‘Be­nim Ri­sa­le-i Nur di­ye eser­le­rim var, sen bu eser­le­ri okur­san ta­lebem olur­sun. Ta­le­bem olun­ca da be­nim ve bü­tün ta­le­be­le­ri­min du­a­la­rı­na his­se­dar olur­sun. Ai­len­le de ha­nen­de oku­san, bu eser­le­rin neş­ri­ne ça­lış­san sa­na dua ede­ce­ğim’ de­di.

Bak­tık ada­mın içi­ne bir ateş düş­tü:

➖‘Ho­cam ba­na bir ta­ne ki­tap ver’ de­di.

Üs­tad’ın yanın­da ki­tap var ama ver­mi­yor.

Üstad Dedi ki: ‘Bun­la­ra söy­le, ad­res ve­rir­sin, sa­na ve­rir­ler’.

O sı­ra­lar­da da (1957) ye­ni harfler­le neş­ri­yat baş­la­mış­tı. Ney­se Üstad’ımız bu za­ta; ‘Ri­sa­le-i Nur­la­rın ehem­mi­ye­tin­den, in­sanın bu dün­ya­ya ge­li­şi­nin ga­ye­sin­den, iman ve iba­det­le mü­ceh­hez olan bir in­sa­nın dün­ya ve ahi­ret sa­a­de­ti­ne nail ola­ca­ğın­dan…’ bah­set­ti. Son­ra dı­şa­rı çık­tık. Adam­ca­ğız pır dö­nü­yor,

➖‘Ba­na bir ki­tap ve­rin’ di­ye yal­va­rı­yordu.

Ama biz ki­tap ver­me­dik.

➖‘An­la­dım ben, bu şap­ka­yı gi­y­mek za­rar­lı, ben bu­nu atı­yo­rum şim­di’ de­di.

Bakın, bu adam 15 da­ki­ka­da Üs­tad’ın ya­nın­da na­sıl de­ğiş­miş­ti…

Üs­tad bi­ze di­yor­du ki: “Benden ke­ra­met is­teme­yin, en bü­yük ke­ra­me­ti­miz Ri­sa­le-i Nur’dur. Ri­sa­le-i Nur’u oku­yan ve­ya din­le­yen en mu­an­nit din­siz fey­le­sof bi­le ol­sa, dün­ya­ca en yük­sek bir alim de ol­sa ya ka­bul ede­cek ve­ya sü­kut ede­cek; çün­kü Ri­sa­le-i Nur’a iti­raz müm­kün de­ğil. Onun için en bü­yük kera­me­ti­miz Ri­sa­le-i Nur’dur.”
Kaynak : Ömer Özcan, Ağabeyler