Bediüzzaman Neden Dünya Savaşı İle İlgilenmedi
A- A A+

Bediüzzaman Neden Dünya Savaşı İle İlgilenmedi

II. Dünya Savaşı, 20. yüzyılda dünya çapında yapılan iki savaştan ikincisi olup dünya milletlerinin çoğunun yer aldığı 1939'dan 1945'e kadar süren küresel bir askeri çatışmadır.

Savaşa dönemin tüm büyük güçleri olan Birleşik Krallık, Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa; Müttefik Devletler olarak, Almanya, İtalya ve Japonya; Mihver Devletler olarak katılmıştır. 100 milyondan fazla askeri personelin dahil olduğu savaş, dünya tarihindeki en büyük savaştır. 

Savaşın önemli katılımcıları tüm ekonomik, endüstriyel ve bilimsel güçlerini, sivil ya da askeri kaynak farklılığı gözetmeksizin, bu savaş için kullanmıştır. Nükleer silahların kullanıldığı tek savaş olan II. Dünya Savaşı insanlık tarihindeki en kanlı savaşıdır. Savaş boyunca 40-50 milyon insan hayatını kaybetmiştir.

Said Nursi hazretleri İnsanlık tarihinin en önemli hadiselerinden biri olan II. Dünya Savaşı'nı hiç merak edip sormayınca talebelerinin dikkatini çekiyor ve kendilerine soruyorlar. Üstadın verdiği cevabı aynen neşrediyoruz.

***

Bir zaman bana hizmet eden kardeşlerim tarafından sual edildi ki: "Küre-i arzı herc-ü merce getiren ve İslam mukadderatıyla alakadar olan bu dehşetli harb-i umumiden elli gündür (şimdi yedi seneden geçti aynı hal) hiç sormuyorsun ve merak etmiyorsun. 

Halbuki bir kısım 
mütedeyyin ve alim insanlar, cemaati ve camii bırakıp radyo dinlemeğe koşuyorlar. Acaba bundan daha büyük bir hadise mi var? Veya onunla meşgul olmanın zararı mı var?" dediler. Cevaben dedim ki:
 
Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. 

Birbiri içinde mütedahil daireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve cesed ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve Küre-i Arz ve nev'-i beşer dairesinden tut.. ta zihayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. 

Herbir dairede herbir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede, en büyük ve ehemmiyetli ve daimi vazife var. Ve en büyük dairede en küçük ve muvakkat, arasıra vazife bulunabilir.

Bu kıyas ile küçüklük ve büyüklük makusen, mütenasib vazifeler bulunabilir. Fakat büyük dairenin cazibedarlığı cihetiyle küçük dairedeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz, malayani ve afaki işlerle meşgul eder. Sermaye-i hayatını boş yerde imha eder. O kıymetdar ömrünü kıymetsiz şeylerde öldürür. Ve bazan bu harb boğuşmalarını merak ile takib eden, bir tarafa kalben tarafdar olur. Onun zulümlerini hoş görür, zulmüne şerik olur.
 
Birinci noktaya cevab ise: Evet bu cihan harbinden daha büyük bir hadise ve bu zemin yüzündeki hakimiyet-i amme davasından daha ehemmiyetli bir dava, herkesin ve bilhassa Müslümanların başına öyle bir hadise ve öyle bir dava açılmış ki; her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da varsa, o tek davayı kazanmak için bilatereddüd sarfedecek. 

İşte o dava ise, yüzbin meşahir-i insaniyenin ve hadsiz nev'-i beşerin yıldızları ve mürşidlerinin müttefikan, kainat sahibinin ve mutasarrıfının binler va'd u ahdlerine istinaden haber verdikleri ve bir kısmı gözleriyle gördükleri şu ki: 

Herkesin iman mukabilinde bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlar ile müzeyyen ve baki ve daimi bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek davası başına açılmış. 

Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek

Ve bu asırda, maddiyyunluk taunuyla çoklar o davasını kaybediyor. Hatta bir ehl-i keşf ve tahkik, bir yerde kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler. 

Acaba bu kaybettiği davanın yerini, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi?
 
İşte o davayı kazandıracak olan hizmetleri ve yüzde doksanına o davayı kaybettirmeyen harika bir dava vekilini o işde çalıştıran vazifeleri bırakıp ebedi dünyada kalacak gibi afaki malayaniyat ile iştigal etmek tam bir akılsızlık bildiğimizden, biz Risale-i Nur şakirdleri, her birimizin yüz derece aklımız ziyade olsa da ancak bu vazifeye sarfetmek lazımdır diye kanaatımız var.
 
Said Nursi
Kaynak : Risale Ajans