Bekir Berk ; Bahaneye Yer Yok
A- A A+

Bekir Berk ; Bahaneye Yer Yok

Bünyamin Ateş anlatıyor:

Av. Bekir Berk'in Çarşıkapı Kiğılı Pasajında bulunan yazıhanesi çok hizmetlere sahne olmuş, hareketli ve bereketli bir mekandı. Bekir Ağabeyin mahkeme kararlarından meydana getirilmiş iki ciltlik bir kitabı vardı.

O tarihlerde yoğun bir şekilde de­vam eden davalara delil olarak gösterilmek için bunlara çok ihtiyaç duyuluyordu. Ayrıca müdafaalarından oluşan “Nurculuk” isimli kalın kitabı da savunma dosyalarına konan deliller arasındaydı.

Alınan her yeni beraat kararı, yine ek olarak dosyalara konurdu.Benim söz konusu ilginç hatıram, bu mahkeme kararlarından biriyle ilgilidir.


Şöyle ki:Gebze’de bir beraat kararı verilmişti. Yeni bir davada delil olarak sunmak için onu mahkemeden getirtmek istiyordu. O sırada, Üsküdar’da kaldığımız yerin telefonu çaldı. Ahizeyi kaldırdım. Karşımda o nazik sesiyle Bekir Ağabey vardı:“Aziz, canım kardeşim! Gebze’ye mahkemeye gidecek, kara­rın bir suretini alıp hemen bana getireceksin.

Tamam mı?”Bekir Ağabeye “hayır” demek ne mümkün! Tabii telefona çıkınca görev de benim üzerimde kalmıştı!Hemen Gebze’ye gittim. Mahkeme kararını alarak Üsküdar’a geldim. Sene 1971. Henüz Boğaz Köprüsü inşa halinde. Araç gelip geçişi Sirkeci-Harem arasındaki araba vapurlarıyla yapılıyordu. Şiddetli fırtına yüzünden tüm gemi seferleri iptal edilmişti.

Her zamanki gibi kilometrelerce çile kuyrukları oluşmuştu. Telefonla arayıp kendisine durumu izah etmeye çalıştım:“Ağabey, Boğazda trafik tamamen durmuş, geçemiyorum. Mahkeme kararını ne yapayım?” Her zamanki kesin tavrıyla:“Ben anlamam! O karar bana sabaha kadar mutlaka gelecek. İster uçarak, ister yüzerek, istersen köprünün tellerine takılarak geç!” dedi.


Boğaz Köprüsünün direkleri henüz dikilmiş, aralarında teller döşenmeye başlanmıştı.İnsan isterse, çarenin bittiği yerde çare üretebileceğini ondan öğrendim. Akşam karanlığı çökmek üzere, iskele ana baba günü idi.

Herkes şaşkın, ne yapacağını bilemez haldeydi. Fısıltı halinde duydum ki Paşabahçe tarafından İstinye’ye vapurlar işliyormuş. Hemen otobüse atlayıp gittim. Gerçekten, çalışan vapurlardan biriyle karşıya geçmeyi başardım! Bundan sonrası kolaydı; çünkü sabaha kadar vaktim vardı. Yaya da olsa yetişebilirdim.

Vakit hayli ilerlemişti. Epey bekledikten sonra bir otobüsle Eminönü’ne, oradan da yaya olarak Çarşıkapı’daki yazıhaneye gece yarısı saat 2’de ancak varabilmiştim.Bekir Ağabey uyumamıştı. Beni görünce bir çocuğun oyuncağını bulmuşçasına sevindi. “Hayyyt!” diye bir nara attı.

“Bravo aslanım! Geleceğini biliyordum.” dedi. Kararı elimden kaptığı gibi daktilonun başına geçti. Sabaha yetiştireceği mahkeme dosyasının ilgili yerine yerleştirdi.
Kaynak : Hayatını Davasına Adayan Adam