Ali Uçar Ağabeyin İbretlik Bir Hatırası
A- A A+

Ali Uçar Ağabeyin İbretlik Bir Hatırası

Bir zaman Afyon'daydım. Gece saat üç, üç buçuk. Yüzde yüz Ankara'ya gitmemiz lazım, bir mazeretimiz var.
 
Öyle bir soğuk ki, dışarıda beş dakika daha kalsam, beni hastaneye götürmeleri gerekecek. Soğuğa çok mukavetim yok.
İstanbul'dan Hafız İsmail Kalper ağabeyimizle beraberiz.

Ona dedim ki; "İsmail ağabey, biz bu gidişle otobüse binemeyiz. –İzmir yönünden otobüs geliyor ama az bir yanaşsa yüzlerce insan binmek için hücum ediyor- Ya dershaneye geri dönelim veya biraz sonra sen beni bir hastaneye götürmek zorunda kalacaksın."
 
Derken, şu özetleyeceğim hadise cereyan etti; Baktık bir dede. Allahu alem belki yüz yaşında.. Elinde bir değnek var. Ayağını yere öyle bir basıyor ki düşmesin. Soğuktan da böyle titriyor.
İsmail ağabey şen şakrak bir insan. Dedeye hitaben dedi ki;
 
-Hey dede! Sen de yolcu musun, sen de mi bineceksin?
Yaşlı amca titrek bir sesle ; "evet evladım" dedi.
İsmail ağabey;
-Hey dede! Görmüyor musun gelen arabaya bin kişi koşuyor. Sen nasıl olacak ta otobüse bineceksin? Git evine!"

O dede İsmail ağabeye öyle bir baktı ki, sanki bakışıyla İsmail ağabeye şırak şırak diye tokat atıyor.
Bastonunu bir defa daha kontrol etti. Sonra bastonunu havaya kaldırarak; "La ilahe illallah. Muhammeden Rasulullah. Ve men yetevekeli alellah ve hüve hasbuhu. Hasbunallahi ve nimel vekil ilaahir devam edip gidiyor.
 
Birden bire bir otobüs durdu. Millet hurra hücum etti. Yahu otobüsten bir adam çıktı, nasıl iri bir adam. "Heyyt keratalar durun bakalım. Sizi gidi büyük küçük bilmez haramzadeler" diye bir kükredi.

Ama bu işi o kadar güzel yapıyor ki.
Birden, gözü dedeye ilişti. O bağıran dehşetli adam latif bir hale büründü.

Dedi ki;
-Dede, sen yolcu musun?
-Evet.
-Bin..

Bir teşbih yapacağım; denizin Musa aleyhisselama açılıverdiği gibi o kalabalık açılıverdi. Dede arabaya bindi. Altı tane de o dede gibi zayıf nineler bindiler ve arabanın kapıları kapandı.
 
İsmail ağabey şaşkın. Ağzından sadece "Ne oldu yav" çıkabildi.

-"İsmail ağabey hiç kafanı yorma" dedim. "daire-i itikad daire-i esbaba galip geldi. Sen onun yaşlılığına, acizliğine baktın. O da Rabb-i Kerim'e iltica etti. Bilsin, bilmesin bal gibi keramet. Haydi, artık dershaneye dönüp yatmaktan başka çare yok. Biz dışarıda kaldık, o gitti" dedim.

Allah'a iltica veya Allah'a tevekkül öyle bir şey ki, acayip..
Kaynak : Risale Ajans