Abdurrahman İraz; 'Nur Mektebi diye bir yer var'
A- A A+

Abdurrahman İraz; 'Nur Mektebi diye bir yer var'

Uzun zamandır varlığını biliyordum, hatta bir seferinde beni sohbete bile çağırmışlardı gitmiş ve bir sohbet yapmışlığım da var. Fakat nedendir bilmiyorum sonra bir tavır aldım ve bir daha gitmedim. Tabi insanın içine bir kere şüphe düşmeyiversin; ondan sonra kim ne derse inanır.

Bende öyle yaptım Nur Mektebi aleyhine ne söylendiyse inandım, inanmakla kalmadım inancımın gereğini yaptım. Taki geçen Perşembe sabah namazı saati sevgili Uğur Akkafa kardeşim davet edinceye kadar.

Bediüzzaman hazretlerinin yaşayan tek varis ve vekili Hüsnü Bayramoğlu ağabeyi davet etmişler.

Hüsnü ağabey ile birlikte ayrıca Zübeyir Gündüzalp ağabeye yıllarca hizmet ve refakat etmiş hayatını iman ve Kur’an davasına vakfetmiş Eyüp Ekmekçi ağabey; keza o da hayatını aynı davaya vakfetmiş, yıllarca Tahiri ağabeye hizmet ve refakat etmiş olan, halen Hizmet Vakfı icra kurulu üyesi olan Mahmut İşgören ağabey; Capitol University’de Profesör, Türkiye-Filipinler Dostluk Vakfı Başkanı, Hizmet Vakfı İcra üyesi Dr. Mehmet Rıza Derindağ ve dünyanın birçok ülkesinde yoksul insanlara yardım eden ÇARE Derneği başkanı Mehmet Südlü beyefendiler birlikte gittik.

Lafı eğip bükmeden söyleyeceğim hayran kaldık. Hepimiz hayran kaldık. 

 
Tabiki arapların dediği gibi “el-mekan bil-mekin” yani mekanı mekan yapan içinde oturanlardır. Fakat Nur Mektebi öyle bir mekan yapmış ki herkes o mekana koşarak gitmek ister. Çalışma odaları, sohbet odaları, ayrıca kitap okuma odaları, çok amaçlı! Seyir terasları abdesthane ve tabiki en önemlisi Risalelerin okunduğu büyük ders salonu.

Ve çok düşünülerek planlandığı her tarafından belli olan ismi ile müsemma Nur Mektebinin en önemli objesi İNSAN.

Bu salon nasıl dolar diye düşünmemize bile fırsat bulamadan salon doldu. Tabi ki yalnız salon değil. Aralar ve binanın ses alan her yeri hınca hınç doldu. Yakınımda oturan Uğur Akkafa kardeşime bir genç gelip “abi her taraf dolu millet geri dönüyor ne yapalım?” diye sorunca Uğur bey “ne yapalım kardeş yapılacak bir şey yok ki” dediğini duydum.

Eğer bu Nur Mektebinde kafalar dolmasaydı o mekanlar dolmazdı.



Ben Risale-i Nur merkezli nurcu olduğum için her yere her cemaate her medreseye gider dersimi dinlerim. Gördüğüm kişiler gençler hemen hemen hepsi biri diğerine benzer. Nur yüzlü badem bıyıklı klasik saç ve sinek kaydı tıraş, temiz ve aydınlık bir çehre sahibi olurlar derse gelenler.

Fakat Nur Mektebinde gözlerimin görmeye alıştığı manzara yoktu. Bi kere yaş olarak genel ortalama 18 i geçtiğini sanmıyorum çünkü genelde 12 ila 18 arası gençler çoğunluktaydı. Ayrıca klasik saç traşlı gençler yok denecek kadar azdı. Saçını arkada bağlayanından ta beline kadar sarkıtanlara kadar ve saç kesim model isimlerini bilmediğim çeşit çeşit gençler.



Dersten önce birkaç kişi ile konuştum; çoğu arıza denen benim yabancısı olmadığım hayattan gelen gençler. Madde bağımlısından tutun da saygın iş adamına kadar–batılı tasvir etmemek ve günahları açıklamamak için daha fazla detaya girmeyeceğim- her türlü genç, her türlü insan var.

Zaten aslolan da bu değil mi?
Risaleleri muhtaçlara, ihtiyacı olanlara ulaştırmak.
Bizim vazifemiz bu değil mi?
Nur Mektebi işte tam da bunu yapıyor.




Açıkçası dersi nasıl dinleyecekleri de benim en fazla merak ettiğim konulardan biri idi.

Raif Öztürk ağabeyin davudi sesi ile verdiği 15-20 dakikalık kur’an ziyafeti adeta nefes alınmadan dinlendi. Sonra Hüsnü Ağabey Yanında Mehmet Rıza bey kardeşim ile birlikte kürsüye geçtiler. Yaklaşık iki saat süren “Sadakat ve Sebat” üzerine kitaplar arasında yapılan bir gezinti ve o gezintiden hasıl olan ruhları sarsan, galeyana getiren tesirli bir risale dersi.

Gerçekten muhteşem bir gece idi…

“Bu gençlerin Risale-i Nuru anlamaları bir yana dinlemeleri bile zor” diyenlerin yüzlerine atılan tokat ise ders bitiminde geldi.



Dersten hemen sonra o kalabalık yatsı namazından sonra tesbihatı hep birlikte –elf-u elf-i selamin aleyke ya rasul Allah diyerek- -Ya Cemil-u Ya Allah, Ya Habib-u ya Allah, Ya Karib-u ya Allah- diyerek en yüksek perdeden arşı inletircesine tamamladı.

Biz Hüsnü ağabeyle Nur Mektebinden ayrıldığımızda saatler gecenin 24 ünü gösteriyordu fakat Nur Mektebinde ikinci hayat başlamıştı zira o koca salona sofralar seriliyordu.



Allah hayırlı hizmetlerde istihdam etsin, Rabbim istikametten ayırmasın. İsmi ile müsemma Nur Mektebindeki her kardeşimi tek tek tebrik ediyor kucaklıyor ve onlardan dua bekliyorum. Saadet ve muhabbetle kalınız.

Nurdan Haber Genel Yayın Yönetmeni
Abdurrahman İraz

-----------------
Nur Mektebi İlim ve Kültür Derneği
Adres: İstiklal Mahallesi, Kavaklıdere Cd. Mevlana İş Merkezi No:2, 34762 Ümraniye/İstanbul
Sohbetler CUMA saat 20:30'da herkese açıktır.
Kaynak : Nurdan Haber