John Zacharias Crist
Okuduğumuz ve Okumadığımız Tarih Bize ne Anlatıyor?
John Zacharias Crist
A- A A+
Çocukluğumdan beri tarihi ve coğrafyayı hep severdim. Sürekli bütün dünyadaki tarihleri okurdum ve çeşitli memleketlerin malumatını toplardım. Hala seviyorum ama artık farklı bir gözle onlara bakıyorum. Bu farklı nazarı da sizinle paylaşmak isterim.
Bunu da yapmadan evvel, kısaca Amerika’daki okuduğum tarihi size anlatayım.

Ben çocukken tarih kitablarımızdaki tarihler, Kadim Mısırlılarla başlayıp, Kadim Yunanlılar ve Romalılara kadar devam etti, ta ki Roma şehrinin çöktüğu 476 senesi vuku buluyor  ve ondan sonra Batının isimlendirdiği “Dark Ages” (karanlık çağ) başlar.

Bu karanlık çağdaki tarihten hiç ama hiç bir şey bahsedilmiyor. Bir sonra ki okuduğum tarih vakıasında ise kızıl derilileri esir eden ve katleden Kristof Kolumb Amerika’yı “keşfediyor.” Aslında hiç bir şeyi keşfetmiyor, çünkü insanlar zaten orada yaşıyordu. Ve tarihte anlatıldığı gibi bu adam kesinlikle iyi bir adam değildi.
 
Tabiki ilk okuduğum zaman şimdiki anladıklarımı göremedim ama bu tarihten ne anlıyorum anlatayım. Merak etmeyin ama, sizi sıkıştırmak istemiyorum o zaman tarih anlatmayacağım; sadece yaşadığım ülke, böyle bir tarihi okuttuktan sonra neyi öğrenmemi istediğini anlatacağım. Başlamadan evvel unutmayalım ki söyle(me)diğimiz ve göster(me)diğimiz her şeyin bir maksadı var.
 
Öğrendiğim birinci şey: Bir şey fark ettiniz mi? Okuduğum tarihte müslümanlardan hiç bahsetti mi? Hayır. Ben gerçekten müslümanın ne demek olduğunu çok sonradan öğrendim. Açıkçası öğrendiğim zaman 15 yaşındaydım ve dünyaca meşhur olan 11 Eylül vakıasıyla ilk defa öğrendim. Bir az geç, değil mi? Acaba neden Amerika benim müslümanların varlığını bile bilmemi istemedi? Bunu sizin tefekkürlerinize bırakıyorum şimdi ve devam ediyorum.
 
İkincisi: Bu Roma’nın çöküşünden ta ki umumi katil olan Kristof Kolumb’un Amerika’ya gelmesine kadar hiç bir tarih yok muydu gerçekten? Çünkü öyle sundular bize. Neden acaba? Hatta, bu çağ neden “karanlık çağ” diye adlandırıldı? Halbuki bu da İslam’ın zuhura çıkması ve dünyanın en parlak dönemlerindendir. Yani bu çağ karanlık değildi, parlaktı! Fakat neden kötü bir imajı bizim zihnimize zorla ve gizlice yerleştirmeye çalıştılar? Bunu da sizin tefekküratınıza bırakıyorum.
 
Üçüncüsü: Hem Amerika’daki hem de Türkiye’deki tarihimizde “Kristof Kolumb, Amerika’yı keşfetti” yalanı bulunuyor. Şimdi bunu açıklayacağım. Avrupalılar o kadar kibirlidir ki; onlara göre  kendileri gelmeden evvel başka bir memleketteki halkın şahsiyeti ve de mevcudiyeti bile yoktur. Yani kızıl derililer ne zaman insan oldu? Avrupalılar, Amerika’ya geldikten sonra ve onlara insan dedikten sonra ancak insan oldu. Hatta bu hurafe tartışmaları bile oldu. Evet, Avrupalılar, kızıl derililerin insan veya hayvan olup olmadığını tartıştı ve en sonunda insan demişler. Ama “güzel şeyler batıdan çıkıyor, geç de olsa bile” diyenler var.

Fakat bu olayları öğrendikten sonra, ben de diyorum ki, “hayır, nefisperest olan batıdan sadece çirkinlik çıkıyor, bir güzellik varsa doğulu olan Hazeret-i İsa (as) tarafından öğretilmiş zaten.”
Fakat bunu sizin tefekkürlerinize bırakmam lazım: Türkiye, neden bu yalanı tarih kitaplarına koyuyor? Koymasının maksadı ne yani? Hiç düşündünüz mü?
 
Dördüncüsü: Son bir vakıa anlatacağım. Herkese malumdur ki Amerika, İngiltere’ye karşı hürriyeti ve istiklali için 1776 senesinde savaşmış. 1782 senesinde Amerika kazanmış ve İngiltere’den farklı bir ülke kurmuşlar. Tamam buraya kadar katılıyorum. Ama devam edersem şaşıracaksınız! Tarih her zaman kazananlar tarafından ve iktidardakiler tarafından yazılır. O zaman iki farklı tarihi görebiliriz. Amerikalılar, “İngilizler bizi zulmettiler ve haksız yerlerde öldürdüler. Hürriyetimizi ve istiklalimizi istedik. O yüzden savaştık ve haklıydık” diyorlar. İngilizler ise, “Amerikalılar alsında İngilizlerdi, farklı bir millet değildi. Haksız yerlerde isyan ettiler ve terör eylemleri işlediler. Bu isyanı ve teröristleri durdurmak için tabiki şiddet göstermemiz haklıydı” diyorlar. Hangisi doğru acaba? Ve daha da mühim, iki farklı tarihin olabilmesi ne demek?

Anladığım şu: Tarih kesinlikle bilime dayanmaz, yapılan yoruma dayanır. Hangisi doğru, tamamen bizim nazarımıza bağlı.
 
Acaba Türkiye’de aynı şeyler mümkün mü? Ben de Türkiye’nin tarihini azcık okudum ama yine de onu çok iyi bilmiyorum. O zaman, fikirlerinizi aşağıdaki yorum kutusunda yazarsanız, inşaAllah hepsini okuyup ve en azından ya ferdi ya da umumi cevabları vermeye çalışacağım.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>