İslamın Yayılması Engellenemez
A- A A+

İslamın Yayılması Engellenemez

Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Hadis-i Şerif’in ihbarıyla Avrupa ve Amerika’da İslamiyetin yayılacağını, Müslümanların hep galip geleceğini,Haçlıların bütün güçleri ile saldırmasına rağmen İslamiyetin yayılmasının asla engellenemeyeceğini söyledi. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’ün açıklaması şöyle:

İSLAM ALEMİNE HÜCUM EDEN HAÇLI ORDULARI VE MÜSLÜMANLARA DÜŞEN GÖREVLER
  • 11 Eylül olayları sonrası Amerika ve Avrupa’daki Hristiyan şövalyeleri İslam alemine yeni haçlı seferleri düzenlemeye başladılar. 
  • Evvela Afganistan vuruldu; maalesef Türkiye de buna katıldı. Bu haçlı seferlerinden Pakistan da nasibini aldı. Bağımsızlığını neredeyse kaybetti.
  • 2003’de ABD Başkanı Bush ve İngiliz Başbakanı Blair’in itirafıyla Irak’ta ikinci haçlı seferi başlatıldı ve bir millet yok edilmeye mahkum edildi.
  • Bu arada Somali ve Sudan’a karşı haçlı seferleri yapılıp oralardaki İslami yapı yıkılmaya çalışıldı.
  • Haçlı seferlerinin asıl amacı Türkiye idi. Türkiye’ye karşı ilk haçlı seferi Gezi olayları ile yapıldı ve hedef Mısır gibi kukla bir Cumhurbaşkanı ve Başbakan getirmekti. Allah muvaffak eylemedi.
  • Türkiye’de başarılı olamayınca Mısır’a yöneldi Haçlı Seferleri ve Sisi denilen münafıkı iş başına getirdiler. 
  • 15 Temmuz’da Türkiye’ye karşı en şiddetli Haçlı Seferi düzenlediler; ama muasır Selahaddin Çelebi ve Müslüman milletimiz buna geçit vermedi.
  • Şu anda ekonomik haçlı seferi Türkiye’ye karşı ilan edildi. Ancak muvaffak olamayacaklar. Neden mi? Dinleyiniz.
1.1 AVRUPA’YA BAKIŞIMIZ NASIL OLMALI?
 
Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir:

Birisi, İsevilik din-i hakikisinden aldığı feyz ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyenafi' san'atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunlarıtakib eden bu birinci Avrupa'ya hitab etmiyorum. Belki felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiatını mehasin zannederek, beşeri sefahete ve dalalete sevkeden bozulmuş ikinci Avrupa'ya hitab ediyorum.

Şöyle ki:
O zaman, o seyahat-ı ruhiyede, mehasin-i medeniyet ve fünun-u nafiadan başka olan malayani ve muzır felsefeyi ve muzır ve sefih medeniyeti elinde tutan Avrupa'nın şahs-ı manevisine karşı demiştim (Lem'alar, 115).

Burada biz Nur talebelerinin dikkatlerini bir noktaya çekmek istiyorum.

Bize göre Avrupa ikidir: 
 
Birincisi, başta İslamiyet ve Hıristiyanlık olmak üzere büyük ve hak dinlerden ilhamını alan ve bütün insanlığa yararlı bilim ve teknolojiye beşiklik yapan Avrupa’dır ki, biz bu Avrupa’nın alkışlayıcıları ve hayranlarıyız. Bu noktada olumsuz bir düşüncemiz olamaz.  Hz. Peygamber’in “Hikmet Mü’minin yitik malıdır; nerede bulursa onu almaya en layık olan Mü’mindir.” Manasındaki hadisi bizim için çok önemli rehberdir.

Bu noktada Üstad bir asır öncesi bu tesbiti yapmıştır:
 
Elhasıl: Zünub ve mesavi-i medeniyeti, (adet ve ahlak-ı seyyieyi) hudud-u hürriyet ve medeni-yetimize girmektenseyf-i şeriʻatla yasak edece¬ğiz. Ta ki, medeniyetimi¬zin gençliği ve şebabiyeti, zülal-i ayn-ül hayat-ı şeriʻatla muhafaza olsun. Kesb-i medeniyette Japonlaraiktida bize lazımdır ki; onlar Avrupa’dan mehasin-i medeniyeti almakla beraber, her kavmin mabihil-bekası olanadat-ı milliyeyimuhafaza ettiler.Bizim adat-ı milliyemiz İslamiyet’te neşv ü nema bulduğu için, iki cihetle sarılmak zaruridir.
 
(Misbah, Dağ Meyvesi Acı da Olsa Devadır, 19.9.1324/2.10.1908, Sayı: 2; Sayfa: 11 vd.)
 
İkincisi ise, Avrupalıların kendilerinin de şikayet ettiği ve sakat bir kısım görüşlerle ahlaki çöküntünün çehresini teşkil eden Avrupa’dır ki, Batılı aklı başında insanlar da bundan şikayetçidirler. 
 
Burada özellikle Kur’an’ın bir çağrısını hem Müslümanlara ve hem de gayr-i Müslimlere hatırlatmak istiyorum. Kur’an-ı Kerim Bakara Suresinde şöyle buyuruyor: “Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.”Kur’an, 2: 4.

Bu ayeti açıklayan Bediüzzaman Hazretleri meseleyi şöyle açıklamaktadır: 
 
"Ey ehl-i kitap! Geçmiş olan enbiya ve kitaplara iman ettiğiniz gibi, Hazret-i Muhammed (a.s.m.) ile Kur'an'a da iman ediniz. Zira onlar, Hazret-i Muhammed'in (a.s.m.) gelmesini müjdeledikleri gibi, onların ve kitaplarının doğruluğuna olan deliller, hakikatiyle, ruhuyla Kur'an'da ve Hazret-i Muhammed'de (a.s.m.) bulunmuştur.

Öyleyse, Kur'an Allah'ın kelamı ve Hazret-i Muhammed (a.s.m.) de resulü olduğunu evleviyetle ile kabul ediniz ve etmelisiniz." (..) 
 
"Ey ehl-i kitap! İslamiyeti kabul etmekte size bir meşakkat yoktur; size ağır gelmesin. Zira size bütün bütün dininizi terk etmenizi emretmiyor. Ancak, inançlarınızı ikmal ve yanınızda bulunan dini esaslar üzerine bina ediniz diye teklifte bulunuyor.

Zira Kur'an, bütün geçmişteki bütün mukaddes kitapların güzelliklerini ve eski dinlerin temel esaslarını cem etmiş olduğundan usulde muaddil ve mükemmildir. Yani, tadil ve tekmil edicidir. Yalnız, zaman ve mekanın değişmesi tesiriyle değişmeye maruz olan füruat kısmında müessistir. Bunda akli ve mantıki olmayan bir cihet yoktur.” 
Bediüzzaman, Said Nursi, İşarat al-İ’caz, Envar İstanbul 2005, sh. 49-50.
 
1.2 HZ. PEYGAMBERİN MÜJDESİ
 
Ahmed ibn- HanbelMüsned adlı hadis kitabında, Ebu Davud, İbn-i Mace ve İbn-i Hibban Sünen adlı eserlerinde Ahir zaman ile alakalı çok önemli bir hadis nakletmektedirler ki, bu hadisi belli yerlerde Bediüzzaman da kullanmaktadır: 
 
“Bir gün gelecek Hıristiyanlarla (Rum ile) tam bir emniyet içinde barış yapacaksınız. Siz ve onlar yani Müslümanlar ve Hıristiyanlar, kendilerinin dışında müşterek bir düşman ile birlikte savaşacaksınız. Galip gelecek ve çok kazanımlar elde edeceksiniz. Sonra tepeli bir çayıra konaklayacaksınız.”

Ebu Davud, 4292; Ahmed ibn- Hanbel, 4
 
Bir kısım İslam Alimleri bunun Har-Magedon veya Armageddon adıyla Hıristiyan alemi tarafından bilinen ve hayır ile şerri birbirinden ayıracak ve dünyanın sonunu getirecek savaş olduğunu açıkladıkları kıyamet alameti olay kastedildiğini zikretmektedirler. Bunu bazıları Avrupa ve Amerika ile Müslüman alemi arasında çıkacak büyük bir savaş olarak da izah etmektedir. Ancak biz bunlara katılmıyoruz. Bediüzzman’a göre bu ortak düşman dinsizlik cereyanıdır. Doğru yorumun Bediüzzaman tarafından yapıldığına inanıyoruz . O şöyle özetliyor: 
 
“İşte böyle bir sırada, dinsizlik cereyanı pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsaAleyhisselam’ınma’nevi şahsiyetinden ibaret olan hakikiİsevilikdini ortaya çıkacak, yani Rahmet-i İlahiyeninsemasındannüzul edecek; hal-i hazır Hıristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafelerden ve tahrifattan sıyrılacak, İslamın hakikatleriyle ile birleşecek; ma’nen Hıristiyanlık bir nevi İslamiyeteinkılab edecektir... Ve Kur’an’aiktida ederek, o İsevilikşahs-ı ma’nevisi tabi’; ve İslamiyetmetbu’ makamında kalacak; Hak Din bu iltihak neticesinde büyük bir kuvvet bulacaktır. 
 
Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak isti’dadında iken, göklerde cism-i beşerisiyle bulunan şahs-ı İsaAleyhisselam, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Şey’inva’dineistinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem Kadir-i Külli Şey’ va’d etmiş, elbette yapacaktır. 
 
Hazret-i İsaAleyhisselam geldiği vakit, herkes onun hakikiİsa olduğunu bilmek lazım değildir. Onun manevi yakınları ve havassı, nur-u iman ile O’nu tanır. Yoksa açık bir şekilde herkes onu tanımayacaktır”.Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, On Beşinci Mektup, 57.
 
Kanaatimize göre bu birleşmenin vakti çok yakındır. Bu sebeple alabildiğine müsbet hareket etmek ve İslam’ın güzelliklerini gayr-i Müslimlere anlatmak bizim vazifemizdir. Aklınıza şu soru gelebilir: Bu konuda bazı işaretler görüyor musunuz? Evet, gelecek başlıkta bunu özetleyeceğiz.
 
1.3 İKRAM VE İSTİDRACIN AYNI TARİHDE BİRLEŞMESİ
 
Avrupa ve Amerika’nın bütün Haçlı Seferlerinin başarısın olacağına ve Müslümanların galip geleceğine dair hem Hadisin işareti ve hem de de başka müşdeler var. İkram-ı İlahi: 
 
Ahirzamandan haber veren mühim bir hadis:
 
لاَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ حَتَّى يَاْتِىَاللّٰهُبِاَمْرِهِ
Ramazan-ı şerifte onuncu günün ikinci saatinde birden bu hadis-i şerif hatırıma geldi.

Belki Risale-i Nur şakirdlerinin taifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi. لاَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى(şedde sayılır،tenvin sayılmaz) fıkrasının makam-ı cifrisi bin beşyüz kırk iki (1542) ederek nihayet-i devamına ima eder. لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّٰهُ
ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ(şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrisi bin beşyüz altı (1506) edip, bu tarihe kadar zahir ve aşikarane, belki galibane; sonra ta kırk ikiye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın ima eder. والْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّٰهُ
حَتَّى يَاْتِىَاللّٰهُبِاَمْرِهِ(şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrisi bin beşyüz kırk beş (1545) olup، kafirin başında kıyamet kopmasına ima eder. لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّٰهُ

Cay-ı dikkat ve hayrettir ki, üç fıkra bil'ittifak bin beşyüz (1500) tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına manidar, makul ve hikmetli bir surette bin beşyüzaltı'danta kırk iki'ye, ta kırk beş'e kadar üç inkılab-ı azimin ayrı ayrı zamanlarına tetabuk ve tevafuklarıdır.

Bu imalar gerçi yalnız birer tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil, fakat birden ihtar edilmesi bana kanaat verdi. Hem kıyametin vaktini kat'i tarzda kimse bilmez; fakat böyle imalar ile bir nevi kanaat, bir galib ihtimal gelebilir.
 
Fatiha'da "sırat-ı müstakim" ashabının taife-i kübrasını tarif eden اَلَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْfıkrası, şeddesiz bin beşyüz altı veya yedi (1506-1507) ederek tam tamına ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّfıkrasının makamına tevafuku ve manasına tetabuku ve şedde sayılsa لاَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى fıkrasına üç manidar farkla tam muvafakatı ve manen mutabakatı bu hadisinimasınıteyid edip remz derecesine çıkarıyor. Ve müteaddidayat-ı Kur'aniyede "sırat-ı müstakim" kelimesi, bir mana-yı remziyle Risalet-ün Nur'a manaca ve cifirceima etmesi remze yakın bir ima ile Risalet-ün Nur şakirdlerinin taifesi, ahirzamanda o taife-i kübra-i a'zamınahirlerinde bir hizb-i makbul olacağını işaret eder diye def'aten birden ihtar edildi.
 
اَلْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِ لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّٰهُ(Kastamonu Lahikası, sh.27-29)
İstidrac: Andrew Berwick denilen katilin Londra’da 2011 tarihinde neşrettiği A EuropeanDeclaration of Independance adıyla neşrettiği 1000 sayfalık Manifestosundaki tesbitler:

Sadece ilk kısmını tercüme edelim:

1955-1999 arası diyalog devri idi. İslam ile Avrupa’nın savaşının üç aşaması olacak:

Birinci Aşama: 1999-2030 arası Avrupa’nın İslam ile savaşı başlayacak. Neticeleri:
- İslamiyet Avrupa’da % 2 ila % 30 arasında gelişecek.

Şimdilik bu aşamayı zikretmekle yetinelim.

Muhterem Kardeşlerim! Hem hadis ve hem de bu araştırma gösteriyor ki, 2083 yılına kadar Avrupa ve Amerika’da İslamiyet yayılacak ve Müslümanlar hep galip gelecek inşallah. Ne Hollanda’nın Wilders’ı, ne Fransa’nın Fino’su ve ne de Almanya’nın Merkel’i, İslamın Avrupa’da yayılmasını engellemeyecektir. Yeter ki, İslamiyeti doğru anlatalım; birlik ve beraberlik içinde olalım.
Kaynak : Risale Ajans