Hadislerin Kur’an’a Arz-ı Meselesi
A- A A+

Hadislerin Kur’an’a Arz-ı Meselesi

REFORMİSTLERİN DİLİNE DOLADIĞI BİR HADİS VE GÜNCELLEŞTİRME İLE ALAKALI ZIRVALAR (HADSİLERİN KUR'AN'A ARZI MESELESİ)
 
HER ASIRDA YAPILAN İCTİHADLAR SEMAVİ OLMALIDIR; YANİ ALLAH’IN RIZASINI KAZANMAK İÇİN İCTİHAD YAPILMALIDIR. YOKSA ARZİ İCTİHADLAR, YANİ İSLAMI KENDİ HAYATINA VE HATTA MENFAATLERİNE UYDURMAK İÇİN YAPILAN İCTİHADLAR BATILDIR.
 
Muhterem Kardeşlerim! Son günlerde bilen bilmeyen herkes, bu güncelleştirme meselsinde konuşuyorlar. Maalesef sevdiğim bazı devlet damaları de, modernist ve reformist ilahiyaçıların sahte ve yanlış delillerini kendilerince kullanmaya çalışıyorlar. Kaldı ki, Muhterem Cumhurbaşkanımız, yeterli olmasa da meseleyi izah etti ve reformist olmadığını bütün aleme ilan eyledi. Ben konuyla alakalı bir hadisi izah etmeye çalışacağım.
 
Modernist ve reformist ilahiyaçıların sahte ve yanlış delillerinden biri hadis olduğu iddia edilen şu sözdür:
 
HADİSLERİN KUR’AN’A ARZI İLE İLGİLİ RİVAYET EDİLEN SÖZ SAHİH HADİS-İ ŞERİF’MİDİR?
 
“Benden size gelen şeyi Allah’ın Kitab’ına arzedin. O’na uygunsa ben söylemişimdir. Şayet ona uygun değilse ben söylememişimdir.” [İmam es-Suyuti, Miftahu’l Cenne fi’l İhticac bi’s-Sünne, s. 2. Bu hadisi tenkid ve izah için nakletmiştir.].
 
"Benden sonra birçok hadisle karşılaşacaksınız. Size benden bir hadis rivayet edildiğinde onu Allah'ın kitabına arz edin. Şayet ona uyuyorsa kabul edin ve bilin ki, o bendendir. Eğer ona muhalif düşerse kabul etmeyin ve bilin ki, o bana ait değildir" [Abdülazizel-Buhari, Keşfü'l-esrar, III. 10. Bunun bir usul kitabı olduğu unutulmamalıdır.].
 
"Benden size iyi olan bir şey rivayet edilirse, onu kabul edin, şayet doğru olmayan bir şey nakledilirse de onu reddedin. Çünkü ben doğru olmayan bir şey söylemem" [Ahmed bin Hanbel, El-Müsned adlı eserinde nakletmiştir.].
 
El-Beyhaki, “el-Medhalu's Sağır” diye bilinen “el-Medhal ila Delaili'n Nübüvve” adlı eserinde şöyle der: ”Hadisin Kur'an'a arz edilmesi hadisi, sahih değildir, batıldır.”

Yine el-Beyhaki “el-Medhalu'l Kebir” diye bilinen “el-Medhal ile’s Sünen” adlı eserinde de şöyle der:

“İmam eş-Şafii şöyle demiştir:

"Rasulullah'tan (sav) gelen bazı hadisleri reddeden bir kimse bana şu hadisi delil olarak gösterdi:

“Benden size gelen haberi Kur'an'a arz edin. Ona uyuyorsa, onu ben demişimdir. Uymuyorsa onu ben dememişimdir.”

O kimseye şöyle dedim: Az çok rivayeti sahih olan hiçbir kimse bunu rivayet etmemiştir. Bu meçhul bir kimseden gelen munkatı' (senedi kopuk) bir rivayettir. Biz ise böyle rivayetleri herhangi bir konuda delil olarak kabul etmeyiz.”
[İmam es-Suyuti, a.g.e, s: 10-21]
 
Bu ve benzer rivayetleri reddeden alimlerden “bazıları” şunlardır: İmam Şafii, İmam Ahmed, İmam Malik, İmam İbn Hazm, İmam İbn Kayyim, İmam İbn Teymiyye, İmam Suyuti, İmam Kurtubi ve Ebu'l-Ferec İbn Cevzi, Şevkani, Sagani, Fetteni, İbnu'l-Arrak, Aliyyü'l-Kari gibi birçok mevzuat (uydurma hadis) yazarı muhaddis, Arz Hadisi'ni reddetmişlerdir. 
 
HADİS OLDUĞU İDDİA EDİLEN BU SÖZÜN GERÖEK MANADA DEĞERLENDİRİLMESİ İÇİN ŞU HAKİKATLARIN BİLİNMESİ GEREKİR:
 
BİRİNCİ HAKİKAT: Evvela bu hadisin sahih bir hadis olduğunu kabul etmiyoruz. Zira hadislere uyulması ile alakalı kesin ayet ve hadisler bulunmaktadır. İmam Suyuti de yukarıda zikredilen kitabında bunları anlatmaktadır. Bu hadisin asli kaynaklar da bulunmadığı ve sadece Usul-ı Fıkıh kitaplarında yer aldığı yukarıda açıklanmıştır. Kaldı ki, sahih hadisleri bile inkar eden modernist ve reformistlerin, sahih omadığı açıklanan bu zayıf yahut mevzu hadise dayanmaları çok anlamlıdır.
 
İKİNCİ HAKİKAT: Bu söz hadis olarak kabul edilse bile, Hadisin metninde ve özellikle de meşhur olan ve yukarıya aldığımız ikinci metinde “Bana isnad edilerek size hadis rivayet edilirse…” denmektedir.

Asla “Benden bir hadis duyduğunuzda….” İfadesi kullanılmamaktadır.

Kaldı ki, ikinci şık dahi olsa, ancak sahih hadis olursa, kabulümüz olduğu herkesçe malumdur.

O zaman şöyle anlamamız gerekir: “Sahih olup olmadığı bilinmeyen ve hadis diye nakledilen bir sözü, Kur’an’a arz ediniz; eğer ona muhalif ise reddediniz.”
 
ÜÇÜNCÜ HAKİKAT: Usul-ı Fıkıhcılara göre, eğer nakledilen hadis sahih ise ne yapılacaktır:
 
Evvela: Hadis ve çeliştiği görülen ayetin nüzul ve vürud tarihleri bilinmiyorsa, birlikte geldiği kabul edilecektir. Bu durumda bir hadisin Kur’an ile çelişme gücü olmadığından reddedilecektir.
 
Saniyen: Eğer hadisin söylenme tarihi ve Kur’an ayetinin de nüzul tarihi biliniyor ise, bu durumda iki hal sözkonusudur:
 
Birincisi: Eğer hadis daha önce söylenmişse, ayet ile neshedilmiş sayılacak ve reddedilecektir.
 
İkincisi, Eğer bahsi geçen hadis Kur’an ayetinden sonra söylenmiş ise, İmam Şafiʻi gibi bazı alimlere göre, yine reddedilecektir. Zira Kur’an ayetinin böyle bir hadisle neshi caiz değildir. Bazı Hanefi hukukçular ise, mütevatir yahud meşhur hadisler, Kur’an’ın bazı hükümlerini neshedebilirler.
 
DÖRDÜNCÜ HAKİKAT: Yukarıdaki hukuki işlemleri yapacak olan ancak müctehidlerdir. Hadisin aslın tesbit edemeyecek kadar cahil olan modernistler, reformistler ve siyasiler değildir. Burada en önemli noktayı ise Bediüzzaman vurgulamıştır:
 
YAPILAN İCTİHADLAR SEMAVİ OLMALIDIR; YANİ ALLAH’IN RIZASINI KAZANMAK İÇİN İCTİHAD YAPILMALIDIR. YOKSA ARZİ İCTİHADLAR, YANİ İSLAMI KENDİ HAYATINA VE HATTA MENFAATLERİNE UYDURMAK İÇİN YAPILAN İCTİHADLAR BATILDIR.
 
Dinleyelim:
 
“Halbuki şu zamanın ehl-i içtihadı, o zaruratı ahkam-ı şer'iyeye medar yaptıklarından, içtihadları arziyedir, hevesidir, felsefidir, semavi olamaz, şer'i değil. Halbuki semavat ve arzın Halıkının ahkam-ı İlahiyesinde tasarruf ve ibadının ibadatına müdahale, o Halıkın izn-i manevisi olmazsa; o tasarruf o müdahale merduddur.” (Sözler, 483).
 
YARAB! BİZİ CAHİLLERDEN EYLEME!
Kaynak : Risale Ajans