Halil Dülgar
Toprağa Düşmekten Korkmamak Lazım!
Halil Dülgar
A- A A+
Bir çekirdek için toprak altına girmek; ağaç olabilecek kabiliyetlerini açığa çıkarmak, filizlenip neşv ü nema bulmak, daha kıymetli, kaliteli bir hayata yükselmek demektir. Dolayısıyla çekirdek toprağa düşmekten çekinmemeli, toprak altına defnedilmekten asla korkmamalıdır, zira bir iken bin olmanın başka bir yolu yoktur.
 
Meyvelerin, sebzelerin, hayvanların soframıza gelmeleri ve midemizde defnedilmeleri de onların insan hayatına çıkmalarına basamak olduğundan bu ölümü cana minnet bilmeleri gerekir, aksi takdirde  muhatab-ı İlahi makamında olan en yüce  rütbeye yani insanlığa çıkamayacaklar, çok uzun ömürlü  olsalar da bu en mükerrem hayat tabakasını  tanıyamayacaklar, çok daha aşağı seviyede olan hayvani ve nebati hayat tabakalarından kurtulamayacaklardı.
 
Yeni dünyaya gelen çocuk anne karnındaki hayatı cihetinde ölürken, dünya cihetiyle doğuyor. Eğer anne karnındaki hayatı sonu ermese dünyanın güzelliklerini göremeyecek; çiçeklerden, gökkuşağından mahrum kalacak, ne denizin sahile vurduğunda çıkardığı sesi ne de bülbülün güle ilan-ı aşk ettiği içli bestesini duyabilecekti yani ona göre hayatın tanımı, kapkaranlık bir zindandan başka bir şey olmayacaktı. 
 
İnsan eğer ehl-i iman ise toprağa düşmekten ne diye korksun ki; madem sümbülün hayatını netice veren çekirdeğin ölümü gibi, mü’minin ölümü de ebedi bir hayatı netice veriyor, hem onun içine giren hiçbir şey başıboş kalmıyor nice güzelliklere ulaşmaya vesile oluyor, öyleyse şefkatli bir anne sinesi gibi bizi sarıp sonsuz saadetlere ulaştıracak toprağın koynuna sığınmaktan elbette hakiki imanı elde eden kimse tereddüt etmez, ona giden yolda ayağını sürçmez.
 
Rabbim nasip eder de Cennet hayatına ulaşırsak, dünyanın ne kadar meşakkatli, ne çok sıkıntılı bir yer olduğunu söyleyip duracağız, hatta bin yıllık ömürle beraber dünya saltanatı da verilse bir dakika Cennet hayatına değişmeye razı olmayacağız. Eğer ölüm olmasaydı, dünyanın dağdağalı hayatından asla terhis olamayacak, çilesi dolmayan bir hayatın ızdırabını daim hissedecek, hakiki mutluluk yurdu Cennet’in kokusunu ise hiç alamayacaktık.
 
Dünya bütün şaşaasıyla ahirete nispet edilse zindandan farksızdır. Anne karnındayken dünyayı bilmiyorduk, işte geldik ve çok daha güzel, aydınlık olduğunu gördük ve bir hayat boyu hiç birimiz o karanlık tünele geri dönmeyi bir an bile düşünmedik. Eğer imani istikametten ayrılmazsak dünya cihetinde ölümümüz, ahiret cihetinde doğumumuzu netice verecek ve akıl terazisinin tartmaktan aciz olduğu İlahi sürprizlerle karşılaşacağız inşaallah.
 
Muhbir-i Sadık (a.s.m.) ihbar ediyor: “Cennet ehlinden bir kadının bir tel saçı dünyaya düşse bütün dünya ahalisi o bir tel saçın kokusundan sarhoş olurlardı.
 
Bir tel saç böyle olursa koca Cennet kimbilir ne güzelliklerle doludur. Her geçen dakika bizi o güzelliklere biraz daha yaklaştırıyor lakin toprağa düşmekten korkmamak lazım!... 
 
Son söz Hz. Ebu Bekir’den (r.a.) gelsin: “Ölümü özüne sevdir, nasıl olsa gelecek.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>