Halil Dülgar
Namaz Kılmaya Sabredemeyen Nefsim!
Halil Dülgar
A- A A+
Ey sabırsız nefsim, bil ki sabır üç yönde kullanılır:

Birincisi günahlara karşı sabretmek lazımdır, ta ki insan takva mertebesine yücelebilsin, Allah’a yakınlık peyda edebilsin, muhabbetullah semalarında kanat çırpabilsin.

İkincisi ise, musibetlere giriftar olunduğunda gösterilen sabırdır ki, bu da kişinin ne derece kazaya razı, kadere teslim olduğunu gösteren bir aynadır. Ve tevekkül ile kudret-i İlahiye dayanıp, Rabbine sığınanlar dünyada ümitsizlik karanlığına düşmeyerek imanın verdiği tam bir emniyet halini yaşadıkları gibi, ahirette kendilerini bekleyen ecir de tasavvur edilemeyecek derecede azimdir.

Üçüncüsü ise ey nefsim, ibadette devam ve istikrar için sabretmektir. 
 
Öncelikle şuna iman et: Allah hiç kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez. Ayrıca ifa etme mesuliyetini verdiği her vazifenin üstesinden gelecek, imtihan gereği çekmek zorunda bıraktığı meşakkat ve zahmete katlanabilecek sabrı da mutlaka veriyor. Mademki sen, namaz kılmaya sabredemiyorsun; öyleyse sabrını yanlış yolda kullanıyorsun demektir. 
 
Sabır gibi her meşakkate, her musibete kafi gelebilir bir kuvveti yanlış yolda sarf edip, zayi eden nefsim! 
 
Geçmiş günlerdeki ibadet külfetini ve namazın meşakkatini bugün düşünüp ızdırap duyman pek manasızdır; “yıllar var ki namaz kılmaktayım; bir türlü sonu gelmedi!” gibilerden sayıklamaların da hiç akıl karı değildir. Çünkü geçmiş günlerin zahmeti, bu gün rahmete dönüşmüş. Elemi gitmiş, lezzeti kalmış. Külfeti keramet, meşakkati sevap olmuş.

Yıllar önce sabahın ayazında kıldığın namaz, bugün seni üşütüyor mu? Hayır; bilakis kulluk vazifesinin gereğini en soğuk, olumsuz şartlarda dahi yerine getirmenin rahatlığıyla için ısınıyor. Buna karşılık kaçırdığın ya da kılmadığın namazlar ise şimdi yüreğine çöreklenmiş büyük bir sıkıntıya sebep oluyor, öyle değil mi? O halde, namazdan usanç almak değil, yeni bir şevk, taze bir zevk ve devama ciddi bir gayret almak lazım gelir. 
 
Hem gelecek günlerdeki ibadet vazifesini ve namaz hizmetini bugün düşünüp, sabrının bir kısmını lüzumsuz bir şekilde geçmiş zamana gönderdiğin gibi istikbale gönderip, boşuna heder etmek de divaneliktir. Gelecek günler ise madem gelmemişler; gelmemiş günlerdeki namaz meşakkatini düşünüp, yok yere sızlanmak, dövülmeden ağlamak; üç gün sonra aç kalacağım, susuz kalacağım endişesiyle bu gün durmaksızın ekmek yemek, su içmek gibidir.
 
Ey nefsim, sabrını sana farz olan namazı kılmak için kullan. Bulunduğun vakitte şayet öğle namazını kılman gerekiyorsa, senin sabrın bu namazı kılmak için kafidir; ne bundan önceki, ne de sonraki vakitlerdeki namazları düşün. Zira geçen geçmiş, gelecekler de henüz üzerine farz olmamış; aksi takdirde sabrını oralara sevk edersen şimdiki vakitte kılacağın namaza güç yetiremezsin. 
 
Ey sabırsız nefsim, sabır dersini gülden al; gül dikene sabretti ve güzel kokulu oldu. Sen de namaz kılmaya sabret ki hem dünyan hem ahiretin cennet olsun.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>