Gülbari Kantar
Et Yiyen Vejeteryanlar!
Gülbari Kantar
A- A A+
Vejeteryanlarda bile gördüğüm tuhaf bir hastalık var; et yeme hastalığı (!) hem de öyle koyun, kuzu, tavuk değil ölü kardeşinin etini yeme hastalığı..
 
Hastalık diyorum çünkü insanın Kuran-ı Kerim’de günah olduğu defalarca söylenmişken sanki aksi söylenmiş ve yüzer sevap verilmiş gibi gaflet içinde yaptığı bir şey ancak hastalıktan ileri gelebilir. Ancak insan aklı, vicdanı, kalbi susmuşsa kendini alevler içerisine atabilir.
 
Üstelik gıybetin yaptığımız ibadetleri ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi yok ettiğini biliyor muydunuz ? Düşünsene kardeşim sen şeytanı atlat , nefsine hükmet, bütün gün nefsini terbiye için oruç tut, yada gece namaza kalk, sabah uykundan feragat edip namazını kıl, Kuran-ı Kerim oku sonra Ayşe –Fatma’yı anlatacağım beş çayımı süsleyeceğim diye bütün sevapları yok et . Bu tıpkı bütün maddi ve manevi zorluklarla yapmayı başardığınız beş katlı binayı çatısını kondurur kondurmaz bir vinçle yıkmaya benziyor. Akıl sahibi biri bunu yapar mı ? Yuvasını yıkar mı ? Kendini bunca zarara sokar mı ?
 
Her şeyi geçiyorum ölü birinin etini kim yemek ister bu kadar necis bir günaha kim girmek ister ? Ama yapıyoruz ben de, sen de, o da .. Öyle de güzel kılıflar bulmuşuz ki kendimize deve kuşu gibi başımızı gömünce kurtulduk sanıyoruz..

Bu kılıfların en gözdeleri  “Ben yüzüne de söylerim.”  ,  “Yalan değil ki doğrusu bu “   Tamam kardeşim yüzüne de söylersen o zaman onun yüzüne söyle . Hem unutma yalan söylersen gıybetin yanında iftira da etmiş olacaksın, iki katlı çirkin bir günaha bulaşacaksın , hem her doğru her yerde söylenmez sen gel kardeşim doğru da olsa söyleme.. 
 
Geçenlerde 40 gün gıybet orucuna girelim diye bir teklif götürdüm sevdiğim birkaç ablaya ilk soru
 “Kırk günün bitişi ne zamana denk geliyor ?” oldu.. Acı bir gülümseme sardı çehremi, öyle bir sızı düştü ki dişlerime dilimi kesip atsam belki denk gelecekti ızdırabımın sesine.. Belki şu tutuşmuş yanan imanıma bir damla rahmet düşecekti..

Belki bir günah üzerimden silkelenip düşecekti.. Sarsılan ruhumla döndüm dedim ; demek ki kırk gün dahi dilimizi tutamıyoruz, nasıl bir zehirse ruhumuza zerk etmeden duramıyoruz, bu nasıl bir günah Ya Rabb kendimizi kurtarmayı bile düşünemiyoruz.. Kurtar bizi Ya Rabb  , günahı günah saymayan nefsimizi , hep kötülüğü emreden nefsimizi, nefsine mağlup olmuş bizleri affet..
 
Hadi güzel kardeşim gel güzel bir niyet et başlayalım “gıybet orucuna”  hem  Nebiler Nebisi (sav) ne diyor baksana ; “Dilini tutan kurtuldu.” (Tirmizi)   Sence bu az bir ücret mi ? Kurtuluşa bir hüccet mi ? Gönlünün istediği  ebed mi helaket mi ?
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>