Gülbari Kantar
Af Olmak mı Mahvolmak mı?
Gülbari Kantar
A- A A+
İlk nefes.. Ciğerleri yakan bir solukla ilk çığlık.. İlk çığlıkla çınlayan kulağımda bir ses .. Sedaların en güzeli ;  Ezan-ı Muhammedi.. 
 
İlk önce Rabbimin adı söylendi, ardından Efendimin(sav) o güzeller güzeli ismi.. Doğar doğmaz kulaklarımdan sızmıştı gönlüme bir aşk.. Daha ilk aylarda “Allah kaç sorularına” meleklerin yardımıyla işaret parmağımı kaldırıp “Bir” dercesine gülümserdim.. Biraz büyüyünce şahit olmayı öğrendim. Ayı , yıldızları, gözümün gördüğü ve görmediği her şeyi yaratan Allah’a ve O’nun çok sevdiği habibinin peygamberliğine şahittim ...
 
Sonraları şahit olduklarıma esasen hiç şahit olmamış olmayı dilerdim.. Biz büyüdük ve kirlendi dünya diyordu bir şair. Evet biz büyüdükçe, duymadıkça Ezan-ı Muhammedi’yi yada duyup da umursamadığımızda, o ilahi davete red cevapları yolladığımızda, başımız sıkıştığında ellerimizi Yaradana açmak yerine türlü kötülüklere bulaştırdığımızda kısacası Allah var deyip de yok gibi yaşadığımızda kirlendi dünyamız be usta !

Sonra ne yapsak temizleyemeyiz dedik, bunca günahla affedilmeyiz dedik Şeytanın sesi yakından hoş geliyordu nefsimizle birleşince bu iğrenç seromoniyi dinlemeden edemedik..  Oysa ayet açıktı “Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.”(Bakara 160) diyordu Rabbim.. Af kapısını sonuna dek açmıştı. Bunca günahla affedilmeyeceğini düşünmek başlı başına bir saçmalıktı..

Kırk yıllık hristiyan, yahudi yada ateist bir kelime-i şahadet ve tam bir kalp ile tertemiz sayılıyor da sen bilmem kaç yıllık müslüman tam bir kalp, pişman bir vicdan, yaşlı bir göz ile par-ü pak olmayacak mısın?  Her surenin başında sana “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” dedirten, sana ”ben merhamet eden ve gözeten, esirgeyenim ” diyen Rabbinin affına sığınmayacak mısın? Sana verdiği şu başı İsmail gibi kurban edemeyecek misin O’nun yoluna..

Kıyamda O’nun karşısında titremeyecek misin, rükuda heyecanla atan kalbini dinlemeyecek misin, kimselere eğmediğin şu başını O’nun için secdelerde yerlere sürmeyecek misin, Tahiyyatta sevdiğiyle diz dize oturan bir aşık gibi aczini, derdini dökmeyecek misin?

Selam vermeyecek misin yanıbaşında duran meleklere ?  Uyan ey müslüman Ezan-ı Muhammedi çınlıyor minarelerden , yoksa hala uyanmamaya direnecek misin ? Ebediyen uyumadan uyan diye yankılanıyor ezan dinlemeyecek misin ? Affeden, affı seven , affedecek olan Rabbinden af dilemeyecek misin ? 
 
Son soluk.. Yüreği yakan sessiz bir çığlık ve son çığlıkla titreyen bir kalp.. Seslerin en acısı,  geri dönüşsüz bir yolun elvedacısı..  Geldiğin gibi temiz değilsin .. Sen kirlettikçe gözünde büyüdü bitmez sandığın dünya.. Oysa bu dünya küçük bir rüya ..
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>