Gökhan Akar
Karşı Koyulamaz Haklılığın Yanlışlığı
Gökhan Akar
A- A A+
Daha önceki yazılarımdan hatırlarsınız; her hakkı söylemeye hakkımız olmadığından bahsetmiştik. Bu yazımızda ise olayın biraz daha farklılaşmış halini ele alacağız.
 
Eşler arasında bazen birisi daha baskın oluyor. O baskın kişi olaylara daha doğru tespitler yapıyor ve hep haklı çıkıyor. Zaman hep onu haklı çıkarıyor. Anlaşılan sezgileri daha güçlü ve sizdeki zeka tipinden farklı bir yönde olanı, onda daha gelişmiş.
 
Sorun tam olarak da burada başlıyor! Her zaman aynı kişinin haklı çıkması probleme sebep olabiliyor. Karşıdakinin ise hep haksız çıkması, onun ezilmesine sebep oluyor. O da artık anlamsızca tepkiler vererek bir şekilde üste çıkmaya çalışıyor. Tepkilerini çok ilgisiz yerlerde, ilgisiz zamanlarda ortaya çıkarabiliyor.  Sonra bir de bakıyorsunuz çift, birbirine tahammül edemez hale gelmiş. Anlatılanları dinleseniz ikisi de kesinlikle haklı. Peki bu durumda hatalı kim sizce?
 
Bence hata, “Karşı konulması imkansız derecede haklı ve doğru” olan eşte! Hatası ise, elbette doğruyu söylemesi değil, söyleme şekli ve eşine bir “özgür alan” ve “küçük zafer alanları” bırakmaması. Eşinize kendini iyi hissedeceği bir alan mutlaka bırakmalısınız. Bu hem tevazuun gereği –ki bence eşler arasındaki sağlıklı ilişkinin birinci şartıdır-, hem de aklın gereği. Mutlaka sizden daha iyi olduğu veya yaklaşık olarak sizin kadar iyi olduğu şeyler var, oralarda susun ve onu dinleyin. Hatalı ve yanlış bir sonuç çıkarsa da, eğer ölümcül değilse, bırakın olsun. Emin olun, ilişkinizin devam etmemesinden daha fena değil.
 
Teşbihte hata olmasın, yahu kesilen bir kurbanın bile bir ayağı serbest bırakılır, idamlık mahkumların bile son istekleri yerine getirilir, ne kadar saçma ve bayağı da olsa. Evet sadece bir kez olur, ama o mücadele anının kuralları arasında, karşıdakini hak ettiği kadarı ile onore etmek vardır. Ezerek üste çıkmak, 20. yüzyılda öğrendiğimiz ve bizim insanlığımızı günbegün eriten bir yaşam biçimi oldu. Maalesef 21. yüzyıla da miras bıraktı. Oysa her başarı paylaşılabilir ve ne kadar paylaşılırsa da o kadar çoğalır.
 
Eşiniz rakibiniz değildir. İş ortamındaki iş arkadaşınız da değildir. Özellikle orta seviyede başarılı fakat kendilerini çok başarılı zanneden iş adamlarının evliliklerinde bu tür sıkıntılar yaşanabiliyor. Elbette çizdiğimiz profil sadece bu tür erkeklere ait değil. Evlilik kutsal bir müessesedir, ama kapitalizmin acımasız kurallarının giremediği veya girmemesi gerektiği kutsal bir işletmedir. Siz oradaki temel ortaklığın yarı hissesine sahipsiniz ve kesinlikle eşiniz de aynı yüzdeye sahip! Basit konularda bile haklı çıkma gayretinden vazgeçin, eşinize ve işin sonunda kendinize zulmetmekten vazgeçin. Dışarıda vakur olmak güzeldir, ev içinde ise tevazu güzeldir. Huzurunuzu lütfen özenle koruyunuz.
 
Huzurda kalın!
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>