Gökhan Akar
İnsanlar Büyür, Oyuncaklar da Büyür
Gökhan Akar
A- A A+
İlk aldatılmamız, biricik annemizi gereğinden fazla meşgul etmemiz sonucunda çıkar. Yalancı emzik ile tanışırız. Başta yalancı olduğunu anlamayız ama zaman geçince, yalancı da olsa, bizi avutmaya başlar.
 
Artık bir buçuk yaşına gelince, “dudak tiryakisi” oluruz. Artık yarım konuşsak, koşarak oynasak bile yine o ağzımızdadır. Bir gün Taksim’den Gümüşsuyu’na doğru yürürken önüme, bir anne ve iki-üç yaş arası oğlu tesadüf etti. Belki kader onların o hikayesini ileride yazmam için denk getirmişti. Çocuk emziğini düşürdü ve çamurlandı. Dudak tiryakisi çocuk, emziğini düşürünce ağlamaya başladı. Annesi çamurdan aldı ve kaldırdı. Ama çocuğun ağlaması kesilmedi. Ona önce sözle anlattı, olmadı, sonra çantadan çamurlu halini çıkarıp gösterdi, yine olmadı. Küçük çocuk ısrarla emziğini ağzına almak istiyordu. Orada temizleme imkanı olmayan anne ne yaptı dersiniz; çamurlu emziği çocuğun ağzına soktu. Hem şaşırdım, hem de güldüm, hem de çocuğun bu derse ihtiyacı olduğuna kanaat getirdim. 
 
Bazı gereğinden daha fazla fedakar anneler ise, kendisi o çamuru ağzına alıp, çocuğa temiz halini veriyor. Siz şimdi o çocuğun büyümüş halini görün:
 
Başka bir şehirde üniversite kazanır, yurtta kalamaz. Özel ev kiralanır. Ev okula uzaktır. Anne zoru ile baba oğluna bir de araba alır. Prens Bey’in bir istediği iki edilmez. İlk darbeyi askerde yer. Önce kaçmanın yollarını arar, ama kaçmakla olacak iş değildir. Askerliği oldukça yıkıcı geçer. Koğuşlarda yatıp kalkma, kendi çamaşırını yıkama, vs. Aslında gayet doğal ve kolay olacak ve yaşanacak bu durumlar travmatik hal alır ve askerliğin bir kısmı psikiyatrik tedavi ile geçer.
 
Bir şekilde biten askerlik sonrası iyi bir iş bulunur. Girişi kolay olmuştur ama devamı yine can yakmaktadır. Kimsenin uzun süreli sohbet etmek istemediği bu bencil kişi, artık yeni oyuncaklar aramaktadır: Lüks araba ve güzel bir kız arkadaş.
 
Kısa zamanda bunları da elde etme becerisine sahiptir. Hedefe giden yolda herşey mübahtır, ve hayata karşı kısa süreli zafer alma sarhoşluğunu yaşamaktadır. Ya kısa süreli birliktelikler yaşar, ya da evlilikler. Eski eşinden olan çocuğu ile zaman geçirme ise, kendini anlamlı bulduğu tek andır. Elbette doyumsuzluk devam eder. Artık uyuşturucunun veya alkolikliğin başlangıç olduğu bir yokuş aşağı sürece girilmiştir. Bu aşamadan sonra hayata bağlantı noktası olan çocuğunu da görme izni elinden alınmıştır.
 
İnsanlar büyür, oyuncaklar da büyür. Eskiden sadece eline sığan bir oyuncak araba onu mutlu ederken, şimdi bindiği arabanın modeli onu mutsuz etmektedir. Eskiden arkadaşı ile saklambaç oynamak çok keyifli iken, şimdi Bahamalar’da tatilden aşağısı nakıstır. Ve insan zavallıdır…
 
O zavallı durumundan çıkışın yolu, ancak ve ancak fıtratını bulması ile olacaktır. İşte su soruların cevabını bulmalıdır: “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gidiyorum?”
 
Huzurda kalın.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>