Gökhan Akar
Doğru Olmak Ne Kadar Doğru?
Gökhan Akar
A- A A+
Eğer bir kötülüğü masum isimlendirirseniz onu yapmak kolaylaşır. Mesela hırsızlık için, “Zengin ile fakir arasında köprü kuruyorum” derseniz, birden hırsızlık sanki masum ve güzel bir eylem gibi tanımlanmış olur. Gün gelir bu bakış ve davranış daha çok taraftar toplar ve gelinen nokta, hırsızlığın legalleştiği an olur.
 
Aynı şey toplulumuzda doğruluk için de yaşanır durumda. Yalanların kötü olan siyah rengi beyazlatıcı(!) ile yıkanarak “pembe yalan, beyaz yalan” haline getirilmiştir. Bu sevimli renkler ile yalanlar da sevimli yapılmaya çalışılmıştır.
Sonucu ne oldu: “Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin!”

Babana bile güvenemezsen, hayatının güvensiz, kuşku dolu, donuk yüzlü, sahte gülümsemeler ile bezenmiş mutsuz beraberliklere gebe olacağından emin olabilirsin!  
Hem kişisel, hem ticari, hem de sosyal hayatın en temel değeri doğruluk ve güvendir. Bu sarsıldığında, ilişkilerde sorunlar çıkar.

Kısa süreli bir menfaat için söylenen yalan o anda size fayda veriyor gözükebilir. Fakat orta ve uzun vadede hem kendi kişiliğinize zarar verirsiniz, hem herkesi kendiniz gibi sanıp kimseye güvenemezsiniz, hem de mutlaka “Yalancının mumu yatsıya kadar” yandığından, ortaya çıktığında sizin güvenilir biri olmadığınız delilli bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu kötü bilinirliği değiştirmeniz için oldukça çaba gösterirken de yine uzun süre hiç yalan söylememeniz gerekebilir, bu da zaten sizin alışık olmadığınız ve baştan beri kaçındığınız durumdur.
 
Her zaman doğruyu söylerseniz, hafızanızın kuvvetli olup; “Acaba bu konuda daha önce ne söylemiştim?” düşünmeniz gerekmeyecektir. Bari, birileri veya birşeyler sizi zorlamadan, kendi iradenizle sadece doğru olmayı seçin. Zaten er veya geç yalanla yaşamanın yıpratıcılığı ile karşılaşacaksınız.

Peki “Doğrucu Davut” olmak ne kadar doğru? Her doğruyu söylemek doğru mu? Gereken doğruları söylemek dürüstlüktür, gerekmeyenleri söylemek ise boşboğazlıktır. Her söylediğiniz doğru olsun, fakat her doğruyu söylemek doğru değildir. Bazen iyinin, daha iyiden daha iyi olduğu durumlar olur. Burada şu detayı belirtmekte de fayda var: Herhangi bir şey pazarlarken –ki bu somut veya soyut herşey olabilir – kusurunu örtüp o doğruyu söylememek gerçekten bir aldatmadır, hiçbir yönden tutarlılığı yoktur.

Yalancı şahitliğe (İslam’daki yedi en büyük günahlardandır, adam öldürme ile aynı grupta zikredilir) kadar giden bu kötü yoldan ilk sapakta ayrılmak lazım. Bence o sapak bu yazının sonunda, sizin kalbinizin içinde…
O kadar zorluklarla inşa ettiğiniz ilişkinizi yalanlar ile sarsmayın, dost kazanmak zor, kaybetmek kolaydır. Doğru ve huzurlu bir yaşam için doğruluktan ayrılmayın. Şimdi, ufak bedeller ödeyip büyük kazançlar edinmeye hazırsınız, değil mi?
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>