Fatma Zehra Korkmaz
Sezai Karakoç ve Diriliş
Fatma Zehra Korkmaz
A- A A+
İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. Karakoç insana olan sevgiyi işlerken bile şiirlerinde ALLAH ’a giden yolu önümüze sürer. Şair vahdetin peşindedir. Şuan çok ihtiyacımız olan bir konuyu ele almak istiyorum. Belki de iddialı olacak ama şuan büyük bir dirilişe ihtiyacı olan bu asil milletin iman şuuru ile Karakoç’un diriliş amentüsüne her kelimesine muhtaçtır.
     
Köklü bir değişim için Müslümanların tek bir kültüre ermeleri için tarih ve coğrafyalarını birleştirmeleri gerektiğini parçalanmak üzere olan bu ümmetin bir bağlamda birleştirici ideasını ortaya atmaktadır. Dünya’da hiçbir ideolojik yapının sesini dahi duymak istemeyen ben sadece bunun için sesimi yükseltirim ve üstadında dediği gibi bunun dışında hiçbir ses yükseltmeye değmez.
 
      Dünya siyasetine bakılırsa büyük hesaplar karşısında hala aklı hava da olan bir ümmet var. Hala aklını toparlayamamış hala bir sistem tarafından bastırılıp kullanıldığının farkında bile değil. Ümmetin zengin olan kısmı hayatının zevki sefasına o kadar düşkün hale gelmiş ki öz kimlikle şuur tutulması içindeler. Bir kısmı aciz ve kötü yönetiminde ezilen gariban millet, bir kısmı da silik beyinlerin cahil kisvesinde…
 
       Dirilmek lazım..! Ne güzel cümlelerle örüyor Karakoç sözlerini  
‘’ Müslüman şuurlaş çileleş ve şuurlaş. Hz Hüseyin’in sırf bir dünya görmek için şehit olmadığını bil ve şuurlaş... Müslüman, birleş, bir tek el, bir tek gövde ol! Bir tek şuur ör.’’
 
      Evet, şuur! Bu ümmete bir an önce kendine gelmesi ve mazlumların ahını üzerlerinden çekmeleri lazım. Karakoç amentüsünde üzerimize düşen görevi kalemiyle sayfaların yamacına vururken görüyorum ki kendi güzel gönlü gibi kalemi de dirilişe hasret bir heyecanla yükseklere bağırıyor.‘’Milletim! DUY VE İŞİT! Bil ve inan! Seni unutmamış evlatların vardır. Ve onlar devreye girdiği zaman, yepyeni bir diriliş çığırı açılacaktır.’’ Bu nesli kendine getirecek sözleri yüzümüze vuran üstad sanki yazdığı amentüsünde haykırarak bu cümleleri kuruyor. ‘’Davamız ve dava için hakikat davası, hakikat savaşıdır..’’
     
Karakoç yazısında batı ve doğuyu bilmeliyim derken biz insanların ne kadar da kendi içine çekilmiş ve bencil bir tavırda olduğunu düşünüyorum. Uyutulmuş beyinler davasız gençler şuursuzca savunulan ideolojiler. Peki  sonu ALLAH ’a birleşmeyen hangi ideoloji kutsal olabilir ki.

Beyni serzenişlere sokmak en büyük ahmaklıktır. İlime cahil kalmaya çalışmak en büyük yok olma mekanizmasını oluşturur. İlim alırken bile kendi özünden kaçışlar içinde olmak batının siluetine girmek hiçbir müslümanı ilim bilim işlerinde ileriye taşımaz. ALLAH Bakara /120’ şöyle sesleniyor Müslümanlara  ‘’Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva(arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için ALLAH’tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.’’
   
Karakoç içinin yangınlarını ve göze aldığı davasını şöyle özetliyor. ‘’Yaşamayı ve ölmeyi makama ilişmeyi daha doğrusu zaman ve mekan diyalog kurmayı ancak ve ancak bu inanç uğruna göze alabilirim. Şeytan kentini darmadağın etmeye ant içmişim. ‘’ İşte olması gerek bir şuurun kelimelere dökülmüş en saf hali.
   
 Üstad ALLAH‘ın insanoğluna en büyük nimeti İslam ve inanç medeniyetine  mensup olan  bir toplum nasıl olur da bugünkü acıklı duruma düşer? Derken işte tamda cevabı veriyor;
 
      Davasız ve hakikatsiz şuuru ile yetişen bir topluluk. Hatta ümmet
      Kur’an ve İslam da kıyamete kadar mahfuzdur. Fakat hiçbir kişinin veya toplumun imanını koruyabilmesi taahhüt edilmiş değildir. Herkes her toplum kendi kültür ve inancını korumak zorundadır. Ve ekliyor oluşması muhtemel sonu ‘’ Bunu yapmadığı takdirde umutsuzlukların inkarın, isyanın uçurumlarına ve karanlığına yuvarlanabilir.’’
     
Aziz bir millet olarak büyük bir dirilişe ihtiyacımız olduğunu ve bunu ancak şuurlaşarak yapabilecek olmamız gerektiğini anlıyorum. Peki, gerçekten nasıl bir tutum sergilemeliyiz gençler olarak? Tabi ki de hayatın gerçek penceresinden bakmalıyız ütopik ve kasıntı ideolojiler yerine gerçekten de içimizi rahatsız eden bazen bir coşku seline dönüp zaman zaman vazgeçtiğimiz bu diriliş ateşini yakmalıyız.

Evet, bu dünya düzeni bizi rahatsız etmekte Müslümanlar olarak bir kısmımız fiziki zulm bir kısmı psikolojik baskı bir kısmı açlık sefalet ve bir kısmı da şuursuzlaştırılmaya çalışılmakta. Hangi gücün esiriyiz ve bize bunu yapan karanlıkların ne zaman elini kırmak için yüksek sesle konuşacağız… Gelecek olan diriliş nesli biz olsak?
 
   Ve bir nesil gelecek ki tüm bekleyişlerin üzerine yağmur gibi rahmet yağdıracak. ALLAH’IN ayetlerine sımsıkı sarılıp Efendimizin sözlerini beyinlerine çakacak. ALLAH dostlarının ve ilim yazarlarının İslamcı ideolojilerine akın akın girip diriliş amentüsüne biat edecektir..ALLAH’IN kuralları ile dünyayı kendine getiren bir nesil inşa edecektir.Şuan ümmet coğrafyasının büyük bir özlemle beklediği bu nesil farklı bir ambiyansla kimsenin tahmin etmediği bir hesap tartısıyla gelecek kutlu bir dirilişin sözlerini yüksek sesle haykıracaktır. Bu nesilden olmak nasıl bir şereftir.
   
Karakoç’un tüm benliği ile ele aldığı diriliş manifestosunun bende oluşturduğu heyecanı anlatmak belkide sayfalara sığmaz. RABBİM bu nesle bu görevi tayin etsin İNŞALLAH dualarımızın amin bulması dileğiyle selam ve dua ile…
 
       
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>