Eyüp Ekmekçi
Son Hizb-ül Kur'an
Eyüp Ekmekçi
A- A A+
Hazret-i Üstad Bediüzzaman Said Nursi (R.A),ta gençliğinde:"Kitaplar,içtihadlar Kur'an'a ayine olmalı;gölge vekil istemez o Şems-i Mu'ciz beyan." buyurmuşlardır.Mübeccel hayatları bu emel üzerinde gitmiştir. 
 
Evet..Risalet-ün Nur,Kur'an-ı Azıymüş-şan'ın ilmi ve manevi mu'cizesidir. Bu keyfiyeti iki vecihle ifade etmek gerekiyor: Teslis hurafesi zemininde gelişme hamlesi yapan fenler ile beraber,Yahudi zekasının da yardımıyla bir vecihte ilim kisvesinde bir dalalet olarak mataryalistfelsefeyi de doğurmuştur.
 
Elbette her derdin layık devasını ihsan eden Hakim-i Rahim'in merhametiyle,VELA RATBİN VE LA YEBİSİN İLLA Fİ KİTABİN MÜBİN'in sır-rı a'zamına mazhar Kur'an-ı Mu'ciz-ül- Beyan'da bu en son ve dehşetli dalaletin de bir çaresi bulunacaktı ve bulundu. 
 
Evet Tabiat Risalesi'yle, emperyalizmanın elinde bir sömürgeci aleti olan mataryalist inkarcı felsefe bir forma Risale ile yerin dibine sokuldu. Yani iptal edildi. 
 
Bilahare Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın, rahmet semasından nüzul ile cami' ve azam bir tefsir-i bedi'i ihsan edildi. 
Yani hem seb'al-mesani sırrına mazhar,yani yedi Kur'ani unsuru cami,hem vahye a'zam mertebede ayine bir tefsir-i bedi'.
Bir manada bu keyfiyet;Kur'an'ın ilim ve hikmet cihetiyle bu ilim ve fen asrında ortaya konması icab eden son sırrı idi. Elbette müfessir-i mübecceli de o nisbette iman,ihlas ve takva-yı azam sahibi bir zat olacaktı. 
 
Evet gençliğinin en hararetli devresinde İstanbul'da bulunmuş:"On sene İstanbul'da gezdim;Bir tek kadına bakmadım." buyurmaları hulus ve takva-yı azamda müntehada olduklarını ifade ediyor. 
 
O tesir-i bedi' olan Risalet-ün Nur'a gelirsek: "Hazret-i Mevlana'nın Mesnevi-i Şerifi,o Kur'an güneşi'nin elvan-ı seb'asından bir rengi aksettirmiştir. Risalet-ün Nur,yedi rengi birden aksettirmiştir...Vahyin  makamı bin;Risalet-ün Nur'un o vahy-i mahza ayinedarlığının mertebesi 998-999'da olduğu ayet-i kerimenin istihracından anlaşılıyor.Sikke-i Tasdik-i Gaybi 24. Ayet'in tefsirinde beyan buyrulmaktadır."
 
Evet.. Her asır başında geleceği tebşir edilen velayet-i kübra sahibi varis-i Nebilerin en sonu ve nokta-i müntehada bir vekil-i etemmidir. 
 
Seb'al-mesani tabir edilen hakikat-ı İslamiyet yani altı iman esası ile İslam'ın beş şartını içine alan hakikat-ı İslamiye en azam mertebede ve talebesini,yani ehil olanlara, velayet-i kübra sırlarını ifaza edecek mertebede bir tefsir-i cami' ve etemmdir. 
 
Bunun yanında bu derece yüksek bir dersi ilmen tedris ve ifaza etmesiyle beraber; "Külfet-i tahsile ve derse çalışmağa ve başka Üstadlar'dan taallüm edilmeye muhtaç olmadan, sadık ve sebatkar talebelerini, 15-20 seneye bedel on beş haftada zamanın hakikatlı bir alimi mertebesine çıkaracak bir tefsiri bedi' ve ayine-i Kur'an'dır. 
 
Elbette bu bedi' emsalsiz ders-i Kur'anı ferden ferda ve cemaat halinde okuyan bahtiyar zatlar, O müceddid-i azam ve ekmelin himmet-i uzmaları ile sırr-ı veraset-i nübüvvet olan velayet-i kübraya mazhar olarak asrın HİZB-ÜL KUR'AN'ı keyfiyetini ihraz etmektedirler. 
 
Fakat en mühim şartı:Bu mahza Kur'an'i iman hakikatları dersleri  ve uhrevi hizmetlerin,hiçbir şekilde gündelik dünya siyasetlerine ve ferdi ve cemaati menfaate alet ve tabi edilmemesi, olmazsa olmaz şartı olarak,mesala "Konuşan Yalnız Hakikattır" makalesinde beyan edilmiştir. O makalenin hakikatı, ehemmiyetine binaen Tarihçe ve Lahikalarda belki yüz yerde var. 
 
Azami ifadesiyle; Tarihçe ve Lahikalarda fevkalade veciz ve müessir bir tarzda kudsiyetle ifade edilen ve ders verilen o iman ve İslamiyet hakikatlarının dersini almak ve muhtaçlara yetiştirmek hususundaki hizmeti,"münhasıran
Rıza-yı İlahi'yi esas maksat yapmak" ile ifade edilmiştir.

Vazifelerini o kudsiyet mertebesinde ifa eden pekçok fedakar talebeleri vardır. "Ne kadar az da olsalar,manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar." denilmiştir.
 
Şualar'da şöyle bir ikazda bulunuyor: "Buna benzer vukua gelen hadiseler ya siyaseti diniye veya başka sebepler ile UMUM ALEM-İ İSLAM namına olamadılar."
 
Demek varis-i nebi olan mücedditlerle vücuda gelen hizmet bu yüksek şartları haiz olabildiği nisbette umum Alem-i İslam namına bir keyfiyet ihraz ediyor. Ve sadaka-i makbule hükmünü alıyor. Sadaka-yı makbule:O kudsi Kur'ani hizmetin ifa edildiği belde memleket hatta beşeriyet üzerinden gadab-ı İlahi'nin kaldırılmasına, arzi ve semavi belaların refine medar oluyor. Buna şimdi en müşahhas misal içten ve dıştan tarihte emsali görülmemiş bir şekilde planlı, projeli emperyalist taarruzlar olduğu halde memlekerimizin sükun ve istikrarını bozamamalarıdır. Sonsuz Elhamdülillah Rabb-ül Alemin'in inayet ve hıfzına.
 
O ahirzamandaki Zat'ın şahs-ı manevisinde içtima edebilen;iman,şeriat,hayat olarak ifade edilen üç vazife,üç daire halinde,kemalini bulmuş olarak,bu kudsi Hizb-ül Kur'an cemaati, ‎ لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتٖى ظَاهِرٖينَ عَلَى الْحَقِّ Hadis-i Şerif'inde ifadesini bulmaktadır. Kur'an lisanıyla verdiği dersleriyle,Kur'an'i iman ve İslamiyet hakikatlarının tedrisi ve istihdam-ı Rabbani ve avn-i peygamberi ve o Zat'ın himmet-i uzması ile kıyamete kadar devam edeceği ifade edilmekle tebşir olunmuştur.
Bu Hadis-i Şeriften istihraç edilen mana ve tarihe göre Risale-i Nur'un sadık ve sıddık ve fedakar talebelerinin mücahedatı son hizb-ul Kur'an manasını ihraz ettiği ve kıyamete kadar devam edeceği ifade edilmekte ve anlaşılmaktadır. 
VESSELAMU ALA MENİTTEBEAL HÜDA.
 
Mühim Not:"BİR DE İÇİNİZDE BİR CEMAAT BULUNSUN Kİ,EMR-İ BİL-MA'RUF'U İFA ETSİNLER."-Mealen
Mühim Not2:Mealcilik denen,Kelam-ı İlahi'nin mehabet ve kudsiyetini,bu dalalet zulümatı içinde kaybettirmek isteyen dış ihanet çetelerine alet olan, "bilmez..bilmediğini de bilmez."lere tek cümle: VELA RATBİVVELA YANİSİN İLLA Fİ KİTABİMMÜBİN sır-rı azıymine mazhar Kelam-ı Ezeli(bütün zamanlar üstündeki ezeli-ebedi mu'cize olan ders ve hakikatı;meale(bir lisandan diğerine zahiri çeviri) bırakılacak olsa idi,ol fevkazzaman ve mekan bir kudsiyet ve külliyetle o Kelam'ın talebesi olan Rasul-i Ekrem (A.S.M) müteaddit defa gelecek asırlarda,hususen son ilim ve fen asrına dikkat çekerek,birer mürşid ve müceddid,Varis-i Nebi(A.S.M) olarak gönderileceği tebşir edilmezdi.
 
Birtek misal:"AHİRZAMANDA SİLAH KILINÇ YERİNE;HAK VE HAKİKATIN BÜRHANLARI,DÜŞMANLARI MAĞLUB EDİP DAĞITACAK."
VESSELAMU ALA MENİTTEBEAL HÜDA.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>