Eyüp Ekmekçi
Fetö İhaneti: Dedik ya Dış Güdüm
Eyüp Ekmekçi
A- A A+
SEMAVİ DİNLERİN TAHRİBİ DAİMA KİTAPLARIN TAHRİFİ İLE OLMUŞTUR
 
Risale-i Nur Kur'an semasında nüzul etmiş,beşer tarihinin en dehşetli dalaleti olan küfr-ü mutlak manasındaki materyalizmi öldürmek üzere Kur'anın arşından nüzul etmiş ve manevi mucizesi olan ve Hazret-i Üstad'ın "Ben bile değiştirmeye me'zun değilim.Bizatihi Kur'anın malıdır."dediği Risale-i Nuru yarım asırdır ısrarla ve inatla mutlak vekillerin ikaz mektubunu reddederek tahrif etmeye çalışan adam bu hakikat-ı Kur'aniye manzumesine ihanet etmesiyle zaten emperyalizmanın güdümünde olduğunu ispat etmişti.

Son teşebbüs yani sonbahar yaprağı gibi tahrif edilmiş sarı kitapları Amerikada yüzbinlerle basıp Türkiyeye getirme teşebbüsü dış güdümün adamı olduğunun resmiydi.

Merhum Sungur Ağabey "Bu tahrif ihanetini bizzat kendisi yaptırıyor. Eskidenberi Üstadımızın makamında gözü vardı.Lanet olsun elleri bacakları kırılsın."dediği günden beri Merhum Ağabeyimizin "Bunlar ehvenüşşer değil azam-ı hayırdır.Necip Üstadımızın bu Ahrar ileride İttihad-ı İslama inkılab edecek." buyurdukları Milli Hükümet ve Devletimizden,devlete de ihanetten suçüstü yakalanınca,her iki ihanetin birden cezasını,Azizün Züntikamın,dünyada İslam devletimiz eliyle vurduğu sillelerle çekmeye başladı.

Dedik ya dış güdüm...

İhtilalin insanlık tarihinde emsali olmayan sebepsiz en hainane tavrını ortaya koymasıyla en ahmağın da,hain olmamak şartıyla anlayacağı bir din vatan ihaneti ortaya çıkmıştır.Bu tarihten sonra o safta duranlar hiçbir mazeret uyduramazlar dünyaları ahiretleri haraptır.
 
Bir kere şöyle diyelim:Hani vaazlarda Eski Türkiyenin dini milli istiklal ve refahına zemin hazırlayacak adam ümidiyle bakılıyordu ya!
 
Halbuki Hazret-i Üstadımız Risale-i Nurun programında hiçbir şekilde dahilde menfi harekete hatta mevcut hükümetin iradesi haricinde dünyevi siyasi komitacılık yollarına girmeyi asla tasvip etmediği gibi,"Risale-i Nur herşeye bedel bize kafi geliyor." buyuruyorlar.

Hatta "Okul açalım" diyene,"Okullar bizim olacak." buyuruyor.
Gazete çıkaralım diyene "Gazeteciler Nurcu olacak" buyuruyor.

O kadar ki "Bir matbaamız olsa, Risale-i Nuru kendimiz basarız paramız bize kalır." dediği zaman,Merhum Said Özdemir Ağabeye:"Gerçi paradan kazanırız,ihlastan kaybederiz." buyuruyorlar.

Demek necip muazzez Üstadımız hiçbir dünyevilik şaibesi kaldırmayan,münhasıran rıza-ı ilahi için imana hizmet mesleği olan has dairesini Kur'andan aldığı dersle tam kudsiyet tavrını muhafaza ediyor. Bu keyfiyetin dersini "Konuşan Yalnız Hakikattır" lahikasında gayet veciz ve harika bir üslupla beyan ediyorlar.
 
Demek toplumlarda asla teşevvüşe meydan vermeyen Kur'anın i'cazi nazarı ve keyfiyeti aynen Üstadımızın Kur'ani meslek ve meşrebinde in'ikas etmekte ve görünmektedir.

Hayretimden ifade ediyorum,bu keyfiyet ancak Hazret-i Mehdinin mesleğinde bulunabilir.Şöhretperest divaneler elbette bu keyfiyeti anlayamazlar.Fani menfaatini bırakmayanlar elbette bu yolda gidemezler.Yeni Asya da sapmalarına bir mazeret uyduramaz..Fakat bu son ihanet şebekesinin dünyevi uhrevi hiçbir mazereti yoktur ve olamaz.
 
Bu mevzuya girmişken Hazret-i Üstad'ın son derece halis ve yüksek meslek ve davasının Kur'ani olmasıyla kudsiyeti ortaya çıkıyor.Biraz açalım Hazret-i Üstad "Müsbet hareket" lahikasında: "Evet mesleğimizde KUVVET var.Fakat bu kuvvet asayişi muhafaza etmek içindir." buyuruyor.
 
Ne diyor Hazret-i Mehdi mektubunda has daire için: "Yalnız;İhlas,Sadakat,Tesanüd sıfatlarına tam sahip bir kısım şakirtlerdir ki,ne kadar az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar."

İşte Hazret-i Üstad,kudsi Kur'ani mesleğinde bu kuvvetin suistimalinin bütün kapılarını kapamıştır.Bu mukaddes meslek içinde yanlış yollara girenler,kendi hatalarının cezalarını,belalarını çekiyorlar ve çekecekler.
 
Yukarıda ne demiştik?.

Bu halis mazlum millet Merhum Sungur Ağabeyimizin "Bunlara ehvenüşşer denmez azam-ı hayırdır." buyurdukları şimdiki hükümetimiz gibi bir hükümet hayaliyle,Peygamberimizin (A.S.M): "Ahirzamanda dinini dünyaya alet eden riyakarlar çıkar sözleri baldan tatlıdır.Bunlar kuzu postuna girmiş bir KURT'tur." beyanına masadak adamın eteğine yapışmışlardı.
 
O özlenen devlet,yani "Devlet kuşu" şimdi başımızda.Hem Yeni Türkiyemiz için beklenenin fevkinde nimet-i uzma,hem Alem-i İslam için hasretle beklenen ve şimdi teveccüh edilen nimet ve ümit kapısı.
 
Şimdi burada iki mesele var.

Vaktiyle Kendisinden böyle bir hükümet ve devlet umularak vaazlarına incizab olunan şahıs bu devlete ne için ihanet etti;Ne istiyor.Demek onun istediği milletin istediği değilmiş.Çünkü kanaat etmedi,ihanet etti.

Gelelim şimdi tarz-ı telakkilerine Merhum Zübeyir Ağabey ve erkanlar tam bir fenafil Üstad olarak üzerine basa basa necip ve muazzez Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi (R.A) dedikleri halde bu şahıs ısrar ve inat edercesine en serbest günlerde mevcut hükümetimizi dahi yolarken asla muazzez Üstadın adını anmayarak,anmaktan kaçarcasına veya ne maksadı(!?)varsa isim anmamakta "Pir-i mugan" gibi münasebeti olmayan bir sallama isimle ifade edip geçmiştir.

Başlarda Risale-i Nuru okutuyor görünürken,en yüksek edeb ahlak ve Kur'ani esaslar ihtiva eden lahikaları ve tarihçeyi okutmamakta ısrar etmiştir.

Hatta Zübeyir Ağabey lahikaları okutmadığını işittiği zaman "Lahikaları okutmayandan korkarım sonu doğru çıkmaz." buyurmuşlardır.

Hatta Risale-i Nuru sadeleştirme için Zübeyir Ağabeyden cevaz çıkarmak için geldiğinde,Sungur Ağabeyimizin tabiriyle Zübeyir Ağabey bu teklife "Bomba gibi patlamıştır." Kendi de kitabında iyi bir zılgıt yedik demiş.Fakat tahrif inadında sonuna kadar devam etmiştir.

Netice bugünkü duruma geldi.Rüya hakkındaki lahikada Hazret-i Üstad "...Meğer bir maksad-ı dünyevi için bu daireye girmiş ola..." buyuruyor.

Netice demek İzmirdeki mahkemede,"Ben Nurcu değilim" ifadesini kullanmıştır.

Halis bir Nur talebesi olan Merhum Saim abimizin:"Hocam tam anlayamadığım bir cümle var izah edermisiniz:"Allahı bilmek,varlığını bilmenin gayrıdır ne demektir."diye sorunca,herhalde içinden çıkamayınca,halbuki Nur talebesi için o kadar zor bir sual değil."Saim efendi!. Saim efendi!. Biliyorsan söyle!. Bu hizmetin önüne geçerim." Geçti ve ezildi zavallı.Gayretullaha dokundu.

Cenab-ı Erhamürrahimin nefis ve enaniyetin vartalarından cümlemizi muhafaza eylesin.Deccalları deccal yapan şöhret divaneliğinden,mukaddes mefhumlarla(Din,devlet,millet gibi)karşı karşıya gelip helak olmaktan Rabbimize iltica ederiz.

Cenab-ı Hak nazarında sinek kanadı kadar değeri olmayan fenayı dünya içinde ebedi bir saadet ve saltanatı kazanmak varken "Hasireddünya vel ahıra"sırrıyla bu dünya çölünde en büyük ikram ve ihsanı insana iken, Rabbin sonsuz rahmetinden düşüp gadabına uğrayarak hem rıza ve iltifatını,hem ebedi hayat ve saadetini kaybedenlerden etmesin Erhamürrahimin.Amin

Not: 15 Temmuz' dan çok önce yazılmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>