Dr.Mehmet Rıza Derindağ
Üstadımızın Hissiyatını Hüsnü Ağabeyden sorduk
Dr.Mehmet Rıza Derindağ
A- A A+
Aşağıya dercettiğim mektubun ne zaman ve nasıl yazıldığını, Üstadımızın hissiyatını Hüsnü Ağabeyden sorduk. 
Hüsnü Ağabey şöyle ifade ettiler; 
 
1955 senesi ve o senelerde Isparta'nın civar kazalarında ardı ardına medrese-i nuriyeler açılıyor, ve alakadar ağabeyler anahtarlarını getirip Üstadımızı davet ediyorlardı. Bir gün Üstadımız, Ceylan, Zübeyir, Bayram Ağabeyler ve ben bu medreseleri ziyaret ettik. Yalvaç, Bozanönü, Eğirdir gibi kaza ve köyleri ziyaret ettik. Üstadımız fevkalade mesud oldular. Isparta'ya döndüğümüzde bu mektubu bize yazdırdılar. 
 
[İmanın dünyada dahi bir nevi Cennet lezzetini benim hayatımda te’min ettiğine dair.]
 
Ben dokuz yaşımdan beri şefkatli validemi görmediğimden sohbetinde bulunamadım. O hürmetli muhabbetten mahrum kaldığım ve üç hemşiremi de onbeş yaşımdan sonra göremediğim, Allah rahmet etsin validemle beraber berzah alemlerine gittikleri için dünyanın çok zevkli, lezzetli olan uhuvvetkarane sohbetlerinden, merhamet ve hürmetten mahrum kaldığımdan ve üç kardeşimden iki kardeşimi elli seneden beri görmediğimden (Allah onlara rahmet etsin) öyle kıymetdar, dindar, alim iki kardeşimin sohbetinden, hürmetkarane muhabbet, merhametkarane şefkatteki sürurdan mahrum kaldığımdan bu dünyada Risale-i Nur’un imanda Cennet çekirdeği bulunduğunu gösterdiği gibi, bugün dört fedakar hizmetimde bulunan manevi evlatlarımla bir seyahat ettiğim zaman imandaki Cennet çekirdeğinin bir zerreciği kat’iyyen ruhuma ihtar edildi. 
 
Ömrümde mücerred kaldığımdan dünyada çocuklarım olmamasından, çocuklara karşı şefkatkarane zevklerinden, memnuniyetlerinden de mahrum kaldığım ile beraber bu noksaniyeti hissetmiyordum. Bugün dört yarama mukabil, Cenab-ı Hak gayet zevkli bir manayı ihsan etti. Üç cihetle tedavi etti. 
 
Birincisi: Risale-i Nur’da beyan edilen hadis-i şerifteki عَلَيْكُمْ بِدِينِ الْعَجَاۤئِزِ sırriyle, ihtiyar kadınların Risale-i Nur cihetinde harika istifadeleri ve zevk-i ruhanileri merhume validemin merhametkarane hususi şefkatinden gelen lezzete mukabil külli ve umumi bir surette binler valideleri rahmet-i İlahiye bana ihsan ettiği gibi, üç merhume hemşirelerimin şefkatkarane, kardeşane sevinç ve sürurlarına bedel, yüzbinler genç hanımları bana hemşire nev’inde Risale-i Nur cihetiyle verip duaları ile ve Nurlarla alakadarlıkları ile hemşirelerim yüzünden kaybettiğim üç faide yerine binler faide-i manevi ve sürur-u ruhi ihsan etmiş. Bu ikinci kısmın hakikat olduğuna çok delil ve emareleri var, kardeşlerim biliyorlar. 
 
Hem merhum kardeşimin vefatıyla fedakarane dünyadaki maddi, manevi muavenetlerinden ve muhabbet ve şefkatlerinden mahrumiyetime bedel, rahmet-i İlahiye o hususi iki-üç kardeş yerine yüzbinler hakiki kardeş gibi hakiki şefkat, muavenet ve yardım eden, hatta değil yalnız dünya hayatını belki hayat-ı uhreviye sermayesini de Risale-i Nur’un hizmetinde bana yardım etmek için fedai kardeşleri ihsan etmiş. 
 
Dünyada evlatlarım olmadığından gayet zevkli olan çocuklara şefkat meziyetinden mahrumiyetime bedel, bir-iki çocuk şefkatine bedel yüzbinlerle masumları ki, ileride Risale-i Nur’la beslenmeleri cihetiyle, bu hususi, cüz’i üç şefkatkarane vaziyeti yüzbinlere çevirdi. Buna dair çok emareleri var. Hatta bana hizmet edenler biliyorlar ki, peder ve validesinden çok ziyade bir şefkat, bir hürmet, bir bağlılık masum çocukların bana karşı Bolvadin’de ve Emirdağ’ındaki ekser yollarda göstermeleri, bu cüz’i, şahsi, hususi zevki, lezzeti, şefkatkarane hürmeti binler külli ve umumi bir surete çevirdiğine çok misalleri var. 
 
Mübarek bir kısım ziruhlarda hiss-i kablel vuku olduğu gibi, masum çocukların bir hiss-i kablel vuku ile Risale-i Nur’un onlara dünyevi, uhrevi bir babalıkla terbiye ve muhafaza etmesini ruhları hissetmiş ki, Nurun hizmetkarına babalarından ve validelerinden daha şiddetli bir hürmet gösteriyorlar. Hatta benim hiç görmediğim, tanımadığım üç yaşındaki bir kız çocuğu yalın ayak dikenlere basarak, koşarak geldi. Hatta pekçok dostlarım Bolvadin’de bulunduğu için otomobil ile çok hızlı gittiğimiz halde kurtulamıyoruz. Hatta her yerde hiç beni işitip görmedikleri halde, peder ve validesine gösterdikleri alakayı göstermeleri benim hakkımda; nefsim, hevesim cismani cihetinde dahi imanda bir Cennet çekirdeği var olduğunu gördüm. 
 
Said Nursi /Emirdağ Lahikası 2-211
 
Hüsnü Ağabey yine ifade ediyor;

Bolvadin de bazı tarlalardan geçerdik, ekinler derilmiş olurdu, derilen ekinlerin anızları diken gibi olduğu halde arabamızı gören 4-5 ten 14-15 yaşına kadar kız ve erkek çucuklar koşarlardı, hatta düşerlerdi o anızlar dizlerini yaralar, kanlar akardı ama onlar Bediüzzaman dede, Bediüzzaman dede diye Üstad'a koşarlardı. Üstadımız arabayı durdurur onları beklerdi, beklerken bana Hüsnü şimdi  Bayur ( Celal Bayar'a Bayur dermiş) gelse ben burda beklemem ama bunlar masum, istikbalin nur talebeleri onları bekleyeceğiz dermiş. 
 
Bu mektubun yazılmasından sonra bir kaç defa Hüsnü Ağabey ve Sungur Ağabey Üstadımıza cemaatler içinde Üstadım biz de hayatımızın sonuna kadar, son nefesimizi verinceye kadar Nurların neşrinde sadakatla devam edeceğiz, diye hissiyatlarını ifade etmeleri Üstadımızı fevkalade sevindirir ve haklarında müstecab dualar edermiş.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>