Dr. Vehbi Karakaş
Ramazan Ayına Nasıl Hazırlanmalı / Yaşamalı?
Dr. Vehbi Karakaş
A- A A+
Mübarek Ramazan ayının gölgesi üzerimize düştü. Onu bize, bizi ona kavuşturan Allah’a hamdolsun. Ne verimli bir zemin, ne bereketli bir zaman dilimidir o...
 
Baharda bitkilerin yeşermesi, gelişip büyümesi için nisan yağmuru ne ise; amellerimizin, iba­detlerimizin bire bin, bire on bin, Kadir gecesi gibi gecelerde ise bire otuz bin karşılık görmesi için de Ramazan ayı odur.
 
Veya Ramazan ayı, ahiret ticareti için açılmış bir sergi, kurulmuş bir pazardır. Aynı zamanda Allah’ın Rububiyet saltanatı karşısında, insanlığın ubudiyyet ve ibadetleriyle resmi geçit yapması için ilan edilmiş bir bayramdır.[1]
 
İbadette yarışan kullarına, Allah'ın mükafatının, ödüllerinin dağıtıldığı bir ay olan Ramazan, yakında selamun aleyküm diyecek, Allah’ın rahmetini, bereketini, saadet ve selametini sağanak gibi üzerimize dökecek.
 
Seven sevdiğine kavuşunca nasıl sevinir; Ramazan'a kavuşan müminler de öyle sevinecekler ve sevinmekteler. Onun rahmetiyle birbirini ku­caklayacaklar, mağfiretiyle günahlarını sildirecekler, Cehennem'den kurtuluş müjdesiyle de sıhhat, selamet ve saa­dete erecekler.
 
Ramazan ayı gelecek... Hayır muslukları onda açılacak, gafiller onda uyanacak, ölüler onda dirilecek, yolunu şaşırmışlar yolunu bulacak, günahkarlar onda tövbe edecek. Buzlar, buz gibi insan­lar onda eriyecek, hayatın ve bereketin kaynağı olan su haline gelecekler. Taşlar, taş gibi insanlar onda toprak olacak, yani toprak kadar mütevazı hale gelecekler, türlü güzelliklere hamile olacaklar, vitaminli meyveler, güzel kokulu güller, bin bir renkli çiçekler doğuracaklar. Güzel kokular saçarak, yani güzel ameller sergileyerek Allah’ın rızasını kazanacaklar.
 
RAMAZAN AYINI AYLARIN SULTANI HALİNE GETİREN ÖZELLİKLER
 
Sevgili kardeşlerim,
 
Ramazan ayı ayların sultanıdır. Onu ayların sultanı haline getiren bir takım özellik ve güzellikler vardır. O özellik ve güzellikler şunlardır:
 
 
1-Vücudumuzu maddi ve manevi kirlerden ve toksinlerden arındıran oruç, Ramazan ayında farz kılınmıştır,
 
2-Hakkı, batıldan ayıran, geçmiş ve geleceğin ilmi içinde bulunan, zalimlere ziyan, müminlere şifa ve rahmet olan Kur’an bu ayda indirilmiştir.
 
3-Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi Ramazan ayında bulunmaktadır.
 
4-Gönüllerin habibi ve tabibi, akılların öğretmeni, nefislerin eğitimcisi, dünyada iken cennetle müjdelenmiş öğrenci yetiştiren Hz. Muhammed (sav) Efendimize peygamberlik bu ayın Kadir Gecesinde verilmiştir.
 
3-Bu ayda göklerin ve cennetin kapıları açılmakta, cehennemin kapıları kapanmaktadır.
 
5-Şeytanların bir çoğu bu ayda zincire vurulmaktadır,
 
7-Bu ayda tevbeler kabul edilmekte, samimiyetle Allah’a yönelenler bağışlanmaktadır.
 
8-Ramazan ayında kılınan nafile ibadetlere, diğer aylarda kılınan farzların sevabı verilecek; Ramazan ayında kılınan her bir farza, diğer aylarda kılınan 70 farz sevabı tahsis edilecektir.
 
ÇOK ÖNEMLİ BİR ZAMAN DİLİMİNDE BULUNUYORUZ.
 
Vakit, ölüm sekeratı uyandırmadan önce uyanma vaktidir.
 
Zaman, yanlışlardan dönüş ve diriliş zamanıdır.
 
Zaman, elimizle, dilimizle incittiklerimizden helallık isteme, gasb ettiğimiz haklarını kendilerine verme ve özür dileme zamanıdır.
 
Zaman, Allah’a kaçma, göz yaşı dökme, af ve mağfiret isteme zamanıdır.
 
Zaman, teravihle ruhanileşme, mukabele ile nuranileşme, imsakle sabırlaşma, oruçla melekleşme, iftarla sevinme, sahurla bedene, seherle ruha gıda verme zamnıdır. Zaman, Ramazan ayında esen yelden daha cömert olan, Ramazan’ın son on gününü itikafla geçiren Hz. Peygamber’in doyulmaz güzel ahlakıyla ahlaklanma zamanıdır. Zaman, Kur’an’ı okuma, anlama ve yaşama zamanıdır.
 
Zaman Kur’an’ın ve Peygamberizin sunduğu aşağıda arz edeceğim hakikatleri okuma, öğrenme ve gereğini yapma zamanıdır.
 
Öyleyse şimdi gelin, Kur’an’ın, sonra da onun baş yorumcusu ve uygulayıcısı Sevgili Peygamberimizin oruç, Ramazan, dua, teravih, sahur, itikaf, yardımlaşma gibi konularda doğru ve kesin açıklamalarına kulak verelim.
 
 
 
1-KUR’AN’IN AÇIKLAMALARI
 
 
 
 يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
 
أَيَّامًا مَّعْدُودَاتٍ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُ وَأَن تَصُومُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
 
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günlerde (Ramazan ayında)  farz kılındı ki, korunasınız. (Bedeniniz ve ruhunuz maddi ve manevi toksinlerden, zehirlerden ve günah kirlerinden arınmış olsun.) Ancak, sizden kim (Ramazan ayında) hasta ve yolcu olur da orucunu tutamazsa, (Ramazan ayından sonra) diğer günlerde tutamadığı günler sayısı kadar oruç tutsun. (İhtiyarlığından, yahut iyileşmesi umulmayan bir hastalıktan dolayı oruç tutmaya) gücü yetmeyenler, bir yoksul doyumu fidye versinler. Kim daha fazlasını verirse bu, kendisi için daha hayırlı olur. (Evet her ne kadar sizden yolculara ve hastalara Ramazan ayında oruç tutmama izni ve ruhsatı verilmiş ise de sizin oruç tutmanız, eğer bilirseniz sizin için (yemenizden ve fidye vermenizden) daha iyidir. Bunun dışında çeşitli nedenlerle orucu çok zorlukla tutabilecek veya tutmaya güç yetiremeyecek olanlar, bir fakiri doyuracak kadar fidye versinler.[2]
 
 
 
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى
 
سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
 
“(Oruç tutmanız gereken o sayılı günler) Ramazan ayıdır. Kur’an o ayda indirilmiştir. O Kur’an, insanlara yol göstericidir, hak ile batılı ayırt eden hükümlerin açık delilleridir. Şu halde, sizden kim bu aya erişirse bu ayın orucunu tutsun. Ancak hasta veya yolculukta olanlar, başka günlerde (Ramazan’da tutamadıkları günler sayısınca oruç tutsun). Allah sizin için kolaylık diler, zorluk istemez. (Allah’ın bu kolaylığı istemesi,) tutamadığınız günler sayısınca orucu tamamlamanız, size bu fırsatı veren Allah’ı büyük tanımanız içindir. Size bu kolaylığı göstermesinden dolayı her halde şükredersiniz.[3]
 
 
 
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُواْ لِي وَلْيُؤْمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
 
“(Habibim), kullarım sana beni sorarlarsa, (haber ver): Ben şüphesiz (onlara) çok yakınım. (Hatta şah damarlarından bile onlara yakınım.)[4](Ben onlarla beraberim, Dua edenin duasını (dinliyorum), cevap veriyorum, (sızlanışlarını görüyor, hallerini biliyorum.) O halde onlar da benim çağrıma (ibadet ve itaatle) icabet etsinler, bana inansınlar. Taki bu sayede doğru yola ulaşmış olalar.”[5]
 
 
 
أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ إِلَى نِسَآئِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌ لَّهُنَّ عَلِمَ اللّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ فَالآنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُواْ مَا كَتَبَ اللّهُ لَكُمْ وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّواْ الصِّيَامَ إِلَى الَّليْلِ وَلاَ تُبَاشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ تِلْكَ حُدُودُ اللّهِ فَلاَ تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
 
“Oruç (günlerinizin) gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin için (sizi bürüyen, günahlardan alıkoyan, dinlendiren ve güzelleştiren) bir elbise (mesabesinde) dir; siz de onlar için aynı şekilde bir elbise (mesabesinde)siniz.
 
(Elbise insanı koruduğu gibi, siz de birbirinizi ayıplardan, zararlardan korursunuz.) Allah, nefislerinize karşı  zaaf göstermek te olduğunuzu bildi de, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık (bundan sonra geceleri) onlara yaklaşın ve Allah’ın hakkınızda yazdığını isteyin. (Üreyip türemiye hizmet edin.)[6] (Bütün gece) fecr (-i sadık) olan beyaz iplik siyah iplikten size seçilinceye kadar, yiyin için, sonra da geceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikafta iken kadınlarınıza (geceleri de) yaklaşmayın. Bu hükümler Allah’ın sınırlarıdır. Sakın o sınırlara yaklaşmayın. İşte Allah, ayetlerini insanlara böyle açıklar. Taki korunsunlar.”[7]
 
AYETTE GEÇEN BEYAZ İPLİK VE SİYAH İPLİĞİN ANLAMI VE DİYANET’İN TAKVİMİ
 
Ayette geçen beyaz iplik-siyah iplik misaliyle gece ile gündüz kasdedilmiştir. Şu hadis bunun açık dlilidir:
Adiy b. Hatim (ö. 60/680) (r.a.) anlatıyor:
Yukarıdaki ayet inince, biri siyah, diğeri beyaz iki tane ip alıp, bunları yastığımın altına koydum. Sahurda bunlara bakıyor, birbirinden ayırdedilecek kadar tan yeri ağarınca yemeği içmeyi bırakıyordum. Sabah olunca, Resulullah (s.a.s)'a gidip yaptığım şeyi ona haber verdim. O, şöyle buyurdu:
 
"Ayette kastedilen, gündüzün beyazlığı ve gecenin siyahlığıdır."[8]
 
Bu ayet ve hadisler esas alınarak Diyanet İşleri Başkanlığı Takvim hazırlamaktadır. Namaz vakitlerini, imsak ve iftar vakitlerini belirlemede, bu takvim esas alınmalı, bu husustaki başka vesveselere itibar edilmemelidir. İtibar ettiğimiz Diyanet de ümmetin bu itibarına layık olmalı, titiz ve doğru çalışmalar yapmaya devam etmelidir.  
 
2- HZ. PEYGAMBER’İN (SAV) AÇIKLAMALARI
Buyurmuşlar ki:
إِذا جَاءَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الجنَّةِ وغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِوَسُلْسِلَت الشياطِينُ
“Ramazan ayı girdiğinde cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.”[9]
 
Yani insanlar Ramazan ayını ihya etmeye koştukları için şeytanlar bir halt yapamaz hale geliyorlar, zincire vurulmuş oluyorlar. Yoksa şeytanlar bağlandığı için, insanlar Ramazan’ı ihyayaya koşmuyor. Eğer şeytanlar bütün bütün zincire vurulsaydı, insanların hepsi Ramazan ayının gereklerini yaparlardı. Namaz kılmayan, oruç tutmayan kimse kalmazdı. İmtihan sırrı bozulurdu.
"İnsanlar, Ramazan'da olanı (yani Ramazan ayındaki tecelli ve lütufları hakkıyla takdir ede) bilseydi bütün senenin Ramazan olmasını arzu ederlerdi."[10]
“Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazları (teravih) meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
 
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farzı yerine getirmek yerine geçer. Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin zorluklarına sabretme ve dayanma ayıdır: Sabrın karşılığı da ancak Cennettir.
 
“Bu ay yardımlaşma ayıdır, bu ay Mü’minlerin rızkının arttırıldığı aydır.
 
 
 
مَنْ فَطَّرَ صَائماً كانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ غَيْرَ أَنَّهُ لا يَنْقُصُ مِنْ أجْر الصَّائمِ شيءٍ
“Her kim oruçlu bir Mü’mine iftar yemeği (veya ifar edecek bir şey) verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksiltilmeden iftar yemeği verene de oruç tutan kadar sevap yazılır.”[11]
 
-Ey Allah’ın Rasülü, hepimiz iftar yemeği verecek güç ve zenginlikte değiliz, dediler. Bunun üzerinePeygamberimiz şöyle buyurdu:
 
-Allah bu sevabı, bir hurma, bir yudum su ve bir miktar süt ile iftar yaptıranlara da verecektir.”
 
“Ramazan ayının başlangıcı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluştur. Bu ay her kim kapısında çalıştırdıklarına kolaylık sağlarsa Allah da onu bağışlar, cehennemden çıkarır. [12]
 
“Hangi mü’min bir başka mü’minin susuzluğunu giderirse, Allah ona kıyamet gününde ağzı mühürlü yani el değmemiş nefis meşrubatlardan ikram eder. Hangi mü’min bir aç mü’mini doyurursa, Allah onu cennet meyveleriyle doyurur. Hangi mü’min muhtaç bir mü’mini giyindirirse, Allah ona cennetin yeşil libaslarını giydirir.”[13] 
 
“İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah’ın rahmeti sizi kuşatır. O ayda yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir, dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyleyse kulluğunuzla kendinizi Allah’a sevdirin. Asıl şaki, bu ayda Allah’ın rahmetinden nasibini alamayan kimsedir.”[14]
 
Bir gün Allah Rasülü (sallallahu aleyhi ve selem), Sa’d İbni Ubade’nin yanına geldi. Hz. Sa’d derhal bir parça ekmek ve zeytin çıkarıp Rasülullah’a ikram etti. Peygamberimiz bunları yedikten sonra ona şöyle dua etti:
أَفْطَرَ عِندكُمْ الصَّائمونَ ، وأَكَلَ طَعَامَكُمْ الأَبْرَارُ وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ المَلائِكَةُ
“Evinizde hep oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyiler yesin, melekler de duacınız olsun.”[15]
Bu gün herkes Sa’d bin Ubade olabilir ve bu gün herkes Peygamberimizin aynı duasını alabilir.
 
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَاناً واحْتِسَاباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
 
منْ قَامَ رَمَضَانَ إِيماناً واحْتِساباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِه و
 
“Kim inanarak ve Allah’ın rızasını düşünerek Ramazan’ın orucunu tutar ve gecesinin namazını (teravih) kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.”[16]
 
Kudsi bir hadiste Peygamberimiz, Cenab-ı Hakk’ın şöyle buyurduğunu bildirmektedir:
كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ لَهُ إِلاَّ الصِّيامَ فَإِنَّهُ لي وأَنَا أَجْزِي بِهِ
“Oruç dışında insanoğlunun her ameli kendisi içindir. Oruç ise benim içindir ve mükafatını da ben vereceğim.”[17]
İçine riya sızamayan İslam’ın beş esasından biri oruçtur. Onun için Allah onun mükafatını ben vereceğim, buyurmuştur.
للصَّائمِ فَرْحَتَانِ يفْرحُهُما إِذا أَفْطرَ فَرِحَ بفِطْرِهِ وإذَا لَقي ربَّهُ فرِح بِصَوْمِهِ
يتْرُكُ طَعامَهُ وَشَرابَهُ وشَهْوتَهُ مِنْ أَجْلي الصِّيامُ لي وأَنا أَجْزِي بِهِ والحسنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا
“Oruçlu mü’minin ferahlayıp sevineceği iki an vardır: Birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.”[18]
والَّذِي نَفْسُ محَمَّدٍ بِيدِهِ لَخُلُوفُ فَمِ الصَّائمِ أَطْيبُ عِنْد اللَّهِ مِنْ رِيحِ المِسْكِ
“Muhammed’in (aleyhissalatü vesselam) canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.”[19]
والصِّيامُ جُنَّةٌ فَإِذا كَانَ يوْمُ صوْمِ أَحدِكُمْ فَلَا يرْفُثْ ولا يَصْخَبْ
فَإِنْ سَابَّهُ أَحدٌ أَوْ قاتَلَهُ فَلْيقُلْ إِنِّي صَائمٌ
 “Oruç günahlara karşı bir kalkandır. Sizden biriniz oruç tuttuğu zaman kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da sataşırsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.”[20]
مَا مِنْ عبْدٍ يصُومُ يَوماً في سَبِيلِ اللَّه إِلاَّ باعَدَ اللَّه بِذلك اليَومِ وَجْهَهُ عَن النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفاً
“Allah, rızası uğrunda bir gün oruç tutan bir kulunu cehennemden yetmiş mevsimlik mesafe uzaklaştırır.”[21]
إِنَّ فِي الجَنَّة باباً يُقَالُ لَهُ الرَّيَّانُ يدْخُلُ مِنْهُ الصَّائمونَ يومَ القِيامةِ لا يَدْخُلُ مِنْهُ أَحَدٌ غَيرهُم
“Cennette reyyan denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir.”[22] 
 
تَسَحَّرُوا فَإِنَّ في السّحُورِ بَركَةً
“Sahur yapınız, zira sahurda bolluk-bereket vardır.”[23]
مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ والعَمَلَ بِهِ فلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ في أَنْ يَدَعَ طَعامَهُ وشَرَابهُ
“Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terketmezse, Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına kıymet vermez.”[24]
Hadis şunu demektedir: Oruç tutan, her hangi bir şeyi ağzına koymadığı gibi; yalanı, gıybeti de ağzına koymamalıdır. Hadis, yalan söyleyen, yalan-dolanla iş yapan oruç tutmasın, demiyor; oruç tutana bu şekilde muamele yakışmaz, oruç tutan, oruçtan değil, bu çirkin muameleden uzak dursun, diyor.
RAMAZAN AYINI NASIL DEĞERLENDİRELİM?
 
Ramazan ayını değerlendirme konusunda yukarda arz ettiğimiz ayet ve hadislerden bir özet çıkardık. Şimdi o özeti takdim ediyorum:
 
1-Müminler, Ramazan ayının gündüzlerini oruç, mukabele, gecelerini yatsı, teravih, teheccüd gibi ibadetlerle, cevşen, salat ve selam gibi dualarla geçirecekler.
 
2-Dillerini yalana, gıybete, iftiraya, lüzümsuz dedikodulara kapatacaklar, zikir, dua ve salatü selamlarla meşgul edecekler.
 
3-Hali ve vakti müsait olanlar, hatim indirecekler, günde en az bir cüz okuyacaklar, manasını kavramak için de Tefsirle Hatim Projesini takip edecekler, hiç olmazsa Kur’an’ı bir kere Ramazan ayında okumuş olacaklar. Çünkü Ramazan ayında okunan Kur’an’ın her bir harfine bin, on bin, Kadir gecesinde 30 bin sevap verilecektir.
 
4- Kalplerinin kapılarını Hakk'a, keselerinin kapılarını da hal­ka, muhtaçlara açacaklar, etraflarına sevinç ve saadet saçacaklardır..
 
5-Sadece ağızlarına değil, bedenin bütün organlarına, hatta ruhlarına oruç tutturacaklar. Eller haram tutmayacak, göz harama bakmayacak, kulak haram işitmeyecek, ayak harama gitmeycek, kalp ve akıl Allah’tan başkasıyla meşgul olmayacak. Bütün organlar, ömür boyu haram ve günahlara karşı oruçlu olacaklar.
 
6-Allah’ı hatırlatmayan yerlerden, şahıslardan, proglamlardan, filimlerden, kitaplardan, makalelerden uzak duracaklar. Bunlara uzak duranlar, Ramazan ayından sonra da uzak durmaya devam edecekler.
 
7-Cahiller kendilerine sataştığı zaman, onların sözleri “selam”[25] olacak ve “ben oruçluyum.”[26] diyecekler. Eliyle, diliyle kimseyi incitmeyecekler.
 
8-Gurur ve kibirden, hava atmaktan uzak duracak onlar. Alçak gönüllü bir şekilde yürüyecek ve yaşayacaklar.[27]
 
9-Çalıştırdıklarına kolaylıklar tanıyacaklar.
 
10-Bol bol sadaka verecekler, muhtaçları düşünecekler, onların iftar sofralarına yemek taşıyacaklar veya onları kendi iftar sofralarına alacaklar.
 
11-Üzerlerine farz olan zekatlarını da bu ay vermeyi tercih edecekler. Zekat vermeyen zengin, fakirin hakkını gasb etmiş olur. Servetinin hayrını görmez. Musibetlerden kurtulamaz. Faiz sevabı, sihhati ve serveti eritir, zekat ve sadaka serveti, sihhati ve sevabı artırır.
 
Hz. Aişe validemiz, Peygamberimizin vefatından sonra ne zaman bir yemek yese ağlamaya başlardı. Bir defasında niçin ağladığı kendisine sorulunca şu cevabı vermişti: Hz. Peygamber (sav) sağlığında doyasıya bir günde iki defa yemek yiyemedi. Onu hatırladığım için ağlıyorum. İsteseydi yerdi. Lakin yoksulları doyurup, kendisi aç kalmayı tercih ederdi.[28]
 
Özellikle bunu yapıyordu. Yapıyordu ki ümmetinin açlarını ve muhtaçlarını unutmasın, imkan sahipleri kendisini örnek alsın da onlar da muhtaçları unutmasınlar.
 
Hz. Ömer’in halifeliği zamanında 9 ay süren kıtlık olmuştu. Halife, Müslümanlar bolluğa kavuşuncaya kadar ekmek ve zeytinyağından başka bir şey sofrasında bulundurmadı. Yoksulları düşündüğünden ikinci bir elbisesi olmadı. Bir gün elbisesinin kurumasını beklediği için Cuma namazına geç gitti. Bu yüzden cemaatten özür diledi.
 
Hz. Yusuf zamanında da bir kıtlık olmuş, bütün imkanlar elinde olmasına rağmen Hz. Yusuf karnını doyurmamıştı. Neden böyle yapıyorsun diyenlere:
 
-Eğer ben tok olursam, açların halini anlayamam. Yoksulları gereği gibi düşünemem.[29] demişti.
 
İşte orucun hikmetlerinden biri de bu: Toklara açların halini düşündürmek istiyor Allah.
 
12- İnsanlar geçmişi, geleceği ve bu günü düşünerek ölmeden önce kendilerini hesaba çekerler. Hatalarından dönerler, Allah’a sığınırlar, Ondan bağış isterler ve kabul edilmelerini beklerler. Kullar birbirlerinden özür dilerler, helallık isterler.
 
13-Muhabbet fedailerinin başı ve başkanı olan şefkat peygamberine biatlarını yenilerler, onun eşsiz güzel ahakıyla ahlaklanırlar. Ebubekir gibi sıddık, Ömer gibi adil, Osman gibi hayalı, Ali gibi alim ve kahraman, melek gibi melik ve reis olurlar.
 
14-Kur’an’ı öğrenir, öğretirler. Kur’an’ın ahlakı ve ahkamıyla oturur-kalkarlar, cennet adamı ve cennet kadını olur, çıkarlar.
 
15-Ramazan ayını fırsat bilirler; insanın sağlığına zarar veren her şeyden, içkiden, kumardan, zinadan, aldatmaktan ve benzeri büyük günahlardan, sigara ve benzeri kötü alışkanlıklardan kurtulurlar.
 
(devam edecek)
 
 
[1] bkz. Nursi, Said, Mektubat, 29. mektup
[2] Bakara, 2/183-184
[3] Bakara, 2/185
[4] Bkz. Kaf, 50/16
[5] Bakara, 2/186
[6] Çantay, Hasan Basri, Kur’an-ı Hakim ve Meal-i Kerim, 1, 50, dip not.
[7] Bakara,2/187
[8] Buhari, Savm, 16-
[9] Buhari, Savm 5; Müslim, Sıyam, 1-5
[10] İbn-i Huzeyme, Sahih, III, 190 (Thk. M.M. A’zami), Beyrut-1975
[11] Tirmizi, Savm, 82. Ayrıca bk. Nesai, Cihad, 44; İbni Mace, Sıyam, 45
[12] İbn Huzeyme, Sahih, III, 191-192.
[13] Ahmet b. Hanbel, III, 13
[14] et-Terğib ve’t-Terhib, II:99
[15] Ebu Davud, Et’ime, 54. Ayrıca bk. İbni Mace, Sıyam, 45
[16] Buhari Leyletü’l-Kadr, 322; Müslim, Sıyam, 213; Ebu Davud, Ramazan, 3; Buhari, İman, 28, Savm, 6; Müslim, Sıyam, 203
[17] Buhari, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 163
[18] Buhari, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 163
[19]  Buhari, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 163
[20] Buhari, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 163
[21] Buhari, Cihad, 36; Müslim, Sıyam,167-168
[22] Buhari, Savm, 4; Müslim, Sıyam, 166
[23](Buhari, Savm, 20; Müslim, Sıyam, 45)
[24] Buhari, Savm, 8, Ebu Davud, Savm, 25
[25] Bkz. Furkan, 25/63
[26] Bkz. Buhari, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 163
[27] Bkz. Furkan, 25/63
[28] Ş’arani, et-Tabakatü’l- Kübra, I, 24
[29] Aliyyü’l-Kari, Mirkatü’l- Mefatih, II, 492

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>