Burcu Ercivan
Bu da Geçer Be Gülüm..
Burcu Ercivan
A- A A+
Bir "Gül" Hikayesi..
Bir Gül çarşısı düşünün ki her tezgah da her biri birbirinden ayrı renk ve ayrı kokuda güller sergileniyor.. Müşterilerin biri geliyor biri gidiyor. Gül tutan satıcının ve alıcının elinden şehre  gül kokusu yayılıyor. .
 
Şehir de nam salmış bu gül çarşısı. Güllerin namı dilden dile yayılıyor. Bir gelen bir daha gelmek istiyor bir gören bir daha unutamıyor öyle bir çarşı yani.
 
Bülbüller doluşmuş ağaçlardan, güllere laf atıyor. Hepsi farklı nağmede dile getiriyor güllere olan hayranlık ve aşkını.. Dikenler; "diken de olsam gül dalındayım" diyerek gülün aşkından mest olmuş, öyle böyle değil bu çarşı..
 
Ama hikayemizde başrolü , çarşının içinde ki en hüzünlü olan gül alıyor.. Diğer güller gülerken o hep mahzun. Sanki biraz ezilmiş ve yaprakları dökülmüş. Rengi de solmuş gibi  ama gülün hüznü bundan değil. .
 
Herkese alıcı çıkarken onun rağbet görmemesi de değil boynunu büken.  Biraz daha su verilmezse yitip gidecek bu da umurunda değil gül'ün.. Onu böyle hüzünlü yapan bir haber var..
 
Duyulmuş ki ülkeye biri gelecekmiş. O bütün Güllerin efendisiymiş. Öyle bir kokusu varmış ki bütün güller bir araya gelse takliti yapılamaz benzerine rastlanamazmış. Çok uzak yollardan gelecekmiş ve o ne zaman gelse kendi bahçesine gül seçer, alır gidermiş. Yüzü öyle güzel , sesi öyle Latif , kalbi öyle merhametliymiş ki bir gören bir daha görmek , göremezse ölmek istermiş. .
 
Bütün güller haberi almış.. Onun bahçesinin gülü olmak için tutuşur dururlarken , bizim mahzun gülün boynu iyiden iyiye bükülmüş. Demiş ; bunca güzel Güllerin içinde beni kim ne yapsın? Bunca taze gülün için de kim beni alıp da yakasına taksın? 
 
Gel zaman git zaman çıkıp gelmiş Güllerin efendisi.. gülleri kıskandıran enfes kokusu ile girmiş çarşıya. Bütün güller ona bakmış, bu sefer bütün Bülbüller ona yanmış..
 
İşte demiş bizim ki.. görür görmez vurulmuş efendisine.. nasıl istemiş taze bir gül olmayı , o nurani ellerde hayat bulmayı. . Ama hayal demiş benimkisi sadece bir rüya. Ben kim Efendinin bahçesinde gül olmak kim.. hiç bir bülbül benim için ötmemişken , hiç bir alıcıya rast gelmemisken nasıl olur demiş. . Daha da bükülmüş boynu , daha da sararmış yaprakları..
 
Ama mucize bu ya.. Efendi onca gülün için de bizimkinin tezgahına teveccüh etmiş. Onca gül arasında bizimkini tercih etmiş. Elleri değince,  bizimkinin damarlarına can , yapraklarına renk gelmiş. . Öyle ya efendisi alemlere rahmetmiş. . Hüzünlü gülü almış yakasına takmış .. Gül çarşısında bir hüzünlü gül , gülmüş..
 
Bütün güller bakmış mahzun güle , bütün güller kıskanmış mahzun gülü , bütün güller onun yerinde olmak istemiş. .
 
Keşke demişler bende bir hüzünlü gül olsaydım da o efendi beni yakasına taksaydı.. 
 
Bilememişler O Efendinin "hüzne uğrayan beni hatırlasın" dediğini 
Bilememişler O Efendinin "hüzün benim arkadaşımdır" dediğini..
Bilememişler içlerinde en hüzünlü olanın asıl rahmete erdiğini. .
 
"Gül çarşısında herkes farklı tükenir şeyhim. . Bak hiç bir kelimeyi almıyor içimiz sözlerimiz çoktandır vahim..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>