Betül Gültekin
Nefsin Dedikodusu
Betül Gültekin
A- A A+

Nefesle birlikte nefsi de yüklenip getirildik...

Onu kaybetmek korkusu yanında, sürekli ağlayan ve istekleri bitmeyen bir bebek gibi, onu susturmanın zorluğuyla imtihan edildik.

Hayallere giren, maziye giden, müstakbele uzanan, şimdi’ye usulca girip avazı çıktığı kadar bağıran bir bebek gibiydi.

Hikmet perdelerini sıkı sıkı kapatıp hakikati göstermezdi. Kalbe ihlas mayasını attırmayarak, sahte baloncuklar şişirirdi. Zavallı bedenler ayakları yerden kesildikçe mutlu olduk sanarlardı. Böyle böyle kalbe mühürler çakıldı. Kalbe mühür çakıldıysa nöron dalını kalp bostanına dikemezsiniz. Ne der Üstat Bediüzzaman:“ Her şeyi maddede arayanların gözleri manada kördür” Madde rolündeki hayat hep tatlı geldi,mana alemine giden ölüm; acı…Ölümden sonra dirilişse ütopya(!) Ama  emsallere bakıp ibret almakta dahi kör olan nefsin sahibi, depremle evlerden fırlayışların, topraktan uyanan ölüler gibi olduğunu göremiyordu  nedense! Öldükten sonra diriltilmek hiç de zor değildi…

Şükür yerine tükür dedirten azgın nefis! Bahşedilen her nimetin de kendi cinsinden şükrü olması gerektiği fikrini beğenmedi. Örneğin kurban bayramı ile etinden, sütünden, yününden,derisinden faydalandığımız belli hayvanlar için  kurban ister Yaradan, peki bizleri sapasağlam cihazlarla dünyaya getiren bedenin kurbanı ne olabilir? Namaz…Paranın kurbanı: zekat...Demek her nimet şükür istiyor. “Benlenme!” diyor Allah, asıl patron kimmiş bil! Yaşamanın da kurbanı: ölmek. Ama dikkati celbeden şu ki, her verdiğimiz daha güzeliyle  iade ediliyor, kaybetmek yok. Sen veren ol da cennetler sunulsun...

Nefis, ilim diye inleyen sahalara da hücum etti; kin, nefret oklarını salarak hata arattı, oysa hata aramak ilim değildi. İlim, geniş yüreklerin yaşadığı bir sahaydı.

Okumalarımıza, yazmalarımıza gösteriş tozları üfürdü. Karıştırmaya başladık -yaşamak için mi yoksa dil şovmenliği yapıp anlatmak için mi okuyorduk…? Yiyip de faydasını göremediğimiz hormonlu gıdalar gibi davranışların da tesiriyetini  azalttı.

Daha bitmedi: Temelinden mal kaçırılmış binalar gibi dürüstlüğe yalanlar kattı.

Keşke sureti cismimiz, o pak ve öp öz ruhlarımızın hakkını verecek dirilikte ve haşyetinde olarak duruluğunu riyasızlığını, yalansızlığını hiç durmadan haykırsa. Haykırsa ve güven soluklasa...

 Son olarak nefislerimize ve şirin görünen dünyaya kısa bir not bırakarak sizleri Allah’a emanet ediyorum.

Kusura bakma dünya! Kısacık ömrümde senin o koca göbeğini büyüten bir yağ parçası olamayacak kadar umarsızım. İsteyen senin göbeğini kaşısın, seni seven sende kalsın! Beni yutma da başka ihsan istemez!

 

Rabbim en büyük cihad olan nefisle mücadelemizde hepimizin yar ve yardımcısı olsun.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>