A.Raif Öztürk
Mahkeme-i Kübra'da, Tartısı Hafif gelenin hali?!...
A.Raif Öztürk
A- A A+
Bir yerde namaz kıldırırken, gayri ihtiyari Kari’a suresini okumuştum. 
Daha önce bu surenin anlamı üzerinde biraz çalıştığım için, bu namaz sırasında adeta ürperdim ve terledim. Eve gelir gelmez, bu surenin mesaj içeriğini daha teferruatlı incelemeye başladım. Çok derin ve anlamlı mesajlar yüklü olduğunu, daha yakından görünce kendimi, bu önemli gerçekleri dostlarımla da paylaşmaya mecbur hissettim. 
 
Çünkü mahkeme-i Kübra da insanlar o acı akıbetini görmeye başlayınca, kendilerine suç ortağı arayacaklar. 
-“Falan kişiler bunları biliyordu da bana bildirmedi” veya “sözlerine itimat ettiklerim, falan dostlarım bu gerçekleri bildikleri halde, dünyada bana anlatmadılar. Onlar da suçludurlar” diye yalvaracakları, Kur’anda haber veriliyor. 
 
İşte bir örnek: Ahzab S. 67,68. Ayetler; ..Yine şöyle diyecekler, “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize uyduk da bizi yoldan saptırdılar. Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanetle rahmetinden mahrum et!”  
İşte bu nedenle yeni öğrendiğim bu gerçekleri, ilk fırsatta sizlerle birlikte mütalaa etmeye karar verdim.
 
Hepimizin bildiği gibi yaratılış gayemiz: “Ben cinleri ve insanları ancak Beni (Esma ve Sıfatlarımla) tanısınlar ve Bana kulluk etsinler diye yarattım.”… Zariyat S., 56. Ayet. (Buradaki “ancak” te’yidi, “başka bir gaye yok” anlamına gelmektedir. Yani, gerisi teferruat.) 
 
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekirse öylece (Takvaya yakışır şekilde, yani tüm imkanları kullanarak) sakının! Ona layık olduğu tazimi gösterin ve ancak O'na teslim olan Müslüman olarak can verin! (Ali İmran-102. Ayet)
 
Gelelim Karia suresi, 6-11. Ayetlere:
 
İlk 1-5. Ayetler kıyametin dehşetli sahnelerini anlatıyor. Esas konumuz sonraki ayetlerdir.
..6. ve 7. Ayetler ise: ..Artık kimin tartıları (sevapları) ağır gelirse, işte o, hoşnud (olacağı) bir yaşayış içinde olacak! (Yani ebedi Cennete girecekler.) 8. ve 9. Ayetler: Fakat kimin de tartıları HAFİF gelirse, artık onun anası (sığınacağı yer) Haviye'dir.(Onun kucağına düşecek!) 10. Ayet:  (Ey Resulüm!) Onun (o Haviye'nin) ne olduğunu bilir misin?
11. Ayet: (O,) pek kızışmış bir ateştir! (yani Cehennemdir.)
Peki, tartıları HAFİF gelmek ne demek? ‘Anası’ ve ‘Haviye’ ne demek? Bu tehdit ve vebalden nasıl kurtulacağız? İşte bunları da mütalaa edeceğiz.
 
Tefsirlerde haviye kelimesinin kısaca açıklaması şöyle: 
 
..Haviye, Cehennemde derin bir çukurdur, ancak  sadece derin bir çukur değildir. Aynı zamanda körüklenmiş ateşle de doludur. "Haviye", "hava" kelimesinden gelmektedir. Bir başka manası, yüksek yerden aşağı düşmektir. Cehennemin haviyesi ise, çok derin olan ve ehl-i cehennemin yukarıdan içine düşeceği yer olacaktır. 
 
"Onun anası cehennem olacak"ın anlamı ise: Çocuğun korunma yerinin annesinin kucağı olması gibi, ahirette de ehl-i cehennem için cehennemden başka kucak olmayacaktır...
 
Şimdi esas mühim olan “tartıda sevapların HAFİF gelmesi” faciasına sebep olan davranış biçimimizi inceleyelim ki, gaflete düşmeden en sağlıklı tedbirimizi alalım. Çünkü bu işin şakası da yok, geri dönüşü de yok, tekrarı ise hiç yok...
 
Hepimizin bildiği gibi; “dünya fani, ölüm ani” ve hepimiz kendimizi çok ciddi bir sınavın içinde bulduk.

Bu sınavı da mutlaka kazanmamız şarttır. Mülk Suresi, 2. Ayet: O Allah ki; “Hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye sizi sınamak için ölümü de, hayatı da yaratan O’dur.” Bu ciddi sınavın sonunda imanı olmayanlar, yani kafirler ölünce, kabirleri Cehennem çukuru olacak. Akıbetleri de sonsuz Cehenneme giderek ve orada sonsuz kalacaktır. İmanlı olanların ise sevapları, günahları tartılacaktır. Sevabı fazla gelenler Cennete gidecek ve orada ebedi kalacaktır. [Enbiya 47] & (El-A'raf 7/8-9.) HAFİF gelenlerin hali ise yukarıda arz edilmişti… Dünyada herhangi bir sınav öncesi, sınavın önemine göre, sınavların tekrarı olduğu halde herkes azami derecede hazırlık yapar. Arada hiç boşa zaman harcamaz. Oysa bizim sınavımızın tekrarı yok, sınavın bitiş saati de belli değil, bu sınavın tekrarı da yok. 
 
Tekrarı olmayan bir sınavın sonucu ya ebedi Cehennem veya ebedi Cennet hayatı olduğuna göre, bu sınav mutlaka kazanılmalıdır. Mutlaka kazanılması için de günümüzün her dakikası içinde bu sınavın idraki içinde olup, bizden talep edilenleri dolu dolu yaşamamız gerekiyor.  Başka yolu yok… 
 
Dünyaya ait sınavlarda %75 alırsan kazanırsın. Bazı hallerde %95 aranabilir, bazı durumlarda ise %60 bile yetebilir. Kur’an’da vaat edilen ise yarı yarıyanın bir fazlasıdır, yani %49,99’a - %51,01 bile ebedi Cennetlere vesile olabiliyor. Detayını diğer ayetlerden öğrendiğimize göre, kul hakkı ve hayvan hakkı vs. haricindeki günahlara Yüce Rabbimiz, lütuf, merhamet, af ve bağışlama nazarıyla muamele edilecek… 
 
Şimdi lütfen kendi yaşantımıza bir bakalım: Günümüzün yarıdan fazlası, kulluk, ibadet, taat, Rabbimizle hemhal olarak mı geçiyor? Yoksa günümüzün yarıdan fazlası, sınavda olduğumuzun gafleti içinde mi geçiyor? Ben şahsen, kendi adıma çok endişeliyim…
 
Ancak; Rızık peşinde de koşacağımızı bilen Yüce Rabbimiz, bizlere bu konuda çok kolaylıklar sergilemiş. İmanın şartlarını ‘hakkal yakin’ yerine getirdikten sonra, Allahtan korkun, yasaklarından sakının, beş şartını yerine getirin, özellikle de namazı dosdoğru kılın. Her namaz arsındaki boşlukları hayır, hasenat, Kur’an ile meşguliyet, vs. ibadetlerle geçirmeye gayret ediniz. Eğer böyle yaparsanız; Rızkınızı ve nafakanızı helal ve meşru yoldan kazanmak için yaptığınız bütün mesailerinizi de ibadetten sayacağım, diye vaat ediyor…
 
Yani bu şekilde yaşayan bir kişinin terzisi hafif gelir mi hiç? İhlas derecesine göre elbette ağır basacaktır, inşaallah. %51’in üzerindeki her yükseliş ise Ahirette alt derecelerdekilerini gıpta ettirecek yüksek lütuf, makam ve mevkilere vesile olacaktır, inşallah...
 
NOT: Tekrarda fayda var. Bazı kardeşlerimiz, “çalışmak ta bir ibadettir” prensibiyle teselli oluyorlar. “Çalışmak, ancak kebairden kaçıp, özellikle 5 vakit namazı dosdoğru kılmakla ibadet olabiliyor.” Namazda aksama veya gevşeklik varsa, çalışmak ibadet değildir.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>