A.Raif Öztürk
İnsanlık Aleminin Kronolojisi ve Akıbetimiz 2
A.Raif Öztürk
A- A A+
Bir önceki yazının devamı olduğundan, birinci bölümü okumayan dost ve kardeşlerimiz, önce aşağıdaki arşivden I. Bölümü okumalıdırlar ki, bu önemli konu bütünüyle anlaşılsın…
***
..Bediüzzaman Hz.’nin en önemli bir özelliği de; Diğergamlığıdır. Yani, diğergamlık, “kendisinden önce başkalarını düşünmek, başkalarının hukukunu düşünüp gözetmek hususunda, üstün fedakarlık ve feragat sahibi olmak” anlamlarına gelmektedir. Aynen bir anne şefkatinin, evlatları üzerinde titremesi gibi, onun da bizler için şefkatle titremesidir.

İslam literatüründe bu fedakarlığa İSAR hasleti denir. O, cemiyet için yaşar, sizlerin ve bizlerin evlatlarımız için dertlenir ve ağlar. Hem insanlığın mutluluğu ve hem berzah, hem de ebedi Ahiret hayatlarının kurtulması için, kendi dünya hayatını feda etmiştir.

Kendisine; bu faaliyetlerini bırakması için sunulan, 300 altın maaşı (bugünkü rakamlarla 50.000 $ maaşı), Milletvekilliğini, Şark genel vaizliğini, Said Halim Paşa köşkünü (büyük koruluğuyla birlikte) teklif edildiği halde O, hepsini reddedip elinin tersiyle iter ve insanlığın İmanını kurtarmaya devam eder.  Üstelik de 28 sene hapis ve sürgün hayatına ve 19 defa zehirlenmesine rağmen, asla tek bir adım bile geri atmaz...
 
O Bediüzzaman Said Nursi ki; başkalarının, günaha girip Cehennem ile cezalandırılacağını düşündükçe AĞLAYAN, müstesna bir şahsiyettir. Eskişehir hapishanesinin penceresinden bakarken, karşıdaki lisenin bahçesinde oynayan kızları görünce de ağlamaya başlar.

Kendisine sebebi sorulduğunda ise “Bana onların, 50 sene sonraki ahvali göründü” diyerek, yaşantılarına böyle gafletle devam ederlerse, hem yaşlılıktaki, hem de kabirdeki acı akıbetlerini hayalen gördüğünü ifade eder… Kendisiyle röportaj yapan Eşref Edip isimli gazeteciye ifadesi de aynen şöyledir: “Ben cemiyetin selameti adına, dünyamı da feda ettim, ahiretimi de. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin İMANI namına, bir Said değil, BİN Said feda olsun. Kur’an’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem, orası da bana zindan olur” şeklinde haykırmıştır. İşte, Böylesine bir diğergamlık, ancak asrımıza özel donanımlarla gönderilen, en seçkin bir şahsiyete, yani asrın Müceddidine mahsus bir davranış olabilir...
 
Bediüzzaman Hz.’nin bir diğer önemli özelliği de; insanlığın ihtiyaçlarının önemine ve fıtratlarına göre Kur’andan çözümler sunması ve “Ahiret yolculukları hakkında, insanlığın düştüğü gafletin kalınlığına göre de” gafletten uyandırıp, ebedi hayatları kurtarma prensiplerini, harika bir dantel gibi dokumasıdır. Onu etkili kılan da budur. O, TEVHİD davasının sancaktarlığını yapmış, imanın şartlarını ve İslam prensiplerini, Kur’an ile birlikte Kainat kitabını da okutarak, Ruhlarımıza nakış nakış işleyen bir dava adamıdır...
 
Bediüzzaman Hz., Şeriatı şöyle tarif ediyor: “Şeriat ikidir; Birincisi, alem-i asgar (küçük alem) olan insanın, ef'al ve ahvalini tanzim eden (fiil ve hareketlerini düzenleyen) ve Sıfat-ı Kelam’dan gelen bildiğimiz Şeriattır.

(yani Kur’andır.) İkincisi, insan-ı ekber olan alemin (büyük insan olan Kainat’ın) harekat ve sekenatını tanzim eden, (dönüş, işleyiş ve duruşlarını düzenleyen) Sıfat-ı İrade’den gelen şeriat-ı Kübra-yı Fıtriye(TEKVİNİ)dir ki, bazen yanlış olarak “Tabiat” tesmiye edilir.” (“Tabiat kanunları” diye isimlendirilir ve “Yanlış” olma sebebi de ALLAH’I cc hatıra getirmemesidir.) İşte Bediüzzaman Hz. bizlere, bir saatinin = BİR SENE nafile ibadet sevabı kazandıran, yani TEFEKKÜR avantajı sağlayan ŞU “İKİNCİ ŞERİAT’I” OKUMAYI öğretmiştir. 
“Bir saat tefekkür, bir SENE ibadetten hayırlıdır” (Bkz. Aliyyu’l-Kāri, Esraru’l-Merfu‘a, 175; Acluni, 1/310. İbn Abbas ve Ebu’d-Derda)
YANİ, Risale-i Nur Eserleri bizlere; Şu karmaşık fitne asrımızda, az meşguliyetle ÇOK HASENE kazandıran metod ve prensipleri öğretmektedir.
 
İşte bu önemli avantajlar nedeniyle bendeniz, 20’li yaşlarımın başlarında (1972-1975) Bediüzzaman Said Nursi Hz.’nin bu üstün özelliklerini öğrendikten sonra, 14 cilt olan, 6000 sayfalık bütün eserlerini okumaya karar verdim ve o gün başladım. İlk üç sene içinde her gün 8-10 saat okuyarak, tamamını defalarca hatmettim. Her insanın mutlak ihtiyaç duyduğu EBED duygularına, fıtri ihtiyacına göre ve çoğu insanın şahsi özelliklerine göre, en MUKNİ cevapları, ben Risale-i Nurda buldum.
Daha sonra da Üstadım Bediüzzaman Said Nursi Hz.’nin tavsiyesi üzerine, Kur’an, Hadis ve bu Eserlerin ışığında, diğer insanların ve tüm insanlık aleminin de bu eserlerden faydalanmasına yardımcı olmak için, bu Risale-i Nur kervanına dahil oldum.

Emekli olduktan sonra (1990’lı yıllarda) da İst.İlim & Kültür Vakfımızın ekol bünyesinde, buradaki daha geniş kapsamlı hizmetlere başladım ve vakfımızın bir neferi olarak halen devam etmekteyim.
‘İnsanlık aleminin kronolojik seyri’ni, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler ışığında özetlemeye çalıştım. Peygamberler ve her asırda gönderilen O’nun SAV varisleri bizlere AKIBETİMİZİN de buradaki yaşantımıza ve sadakatlerimize göre ebedileşeceğini haber veriyorlar.

Kendimizin ne kadar aciz ve muhtaç olduğumuzu idrak ederek, bizlere verilen ÖMÜR sermayemizi O’nu cc tanımakla, O’na cc Kulluk etmekle ve O’na cc Şükür etmekle geçirmemiz gerektiğini ihtar ediyorlar.
Şimdi bizler de bu duygularla ellerimizi açalım ve O Yüce Allah’a cc şöyle yalvaralım:

Sübhaneke ma ARAFNÊ KE, Hakka marifetike YA MA’RUF…
Sübhaneke ma ABEDNÊ KE, hakka ibadetike YA MA’BUD…
Sübhaneke ma ZEKERNÊ KE, hakka zikrike YA MEZKUR…
Sübhaneke ma ŞEKERNA KE, hakka şükrüke YA MEŞKUR…
“Eyyy noksan sıfatlardan münezzeh olan ve BİLİNMESİ gereken Allahımız!
Seni hakkıyla BİLEMEDİK!!!”
“Eyyy noksan sıfatlardan münezzeh olan ve kendisine İBADET EDİLMESİ gereken Allahımız!
Sana hakkıyla İBADET EDEMEDİK!!!”
“Eyyy noksan sıfatlardan münezzeh olan ve daima ZİKREDİLMESİ gereken Allahımız!
Sana hakkıyla ZİKREDEMEDİK!!!”
“Eyyy noksan sıfatlardan münezzeh olan ve kendisine ŞÜKREDİLMESİ gereken Allahımız! Sana hakkıyla ŞÜKREDEMEDİK!!!”

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>