A.Raif Öztürk
İbretlik bir Hastalık Sınavı daha yaşadım
A.Raif Öztürk
A- A A+
2 Nisan 2017 Pazar gününü pazartesiye bağlayan gece saat22:00 civarında, her şey her günkü gibi normalken, bende bir üşüme başladı. Kaloriferi açarak ısısını da yükselttik.  “Üşümedir”, “normalidir”, “uyuyunca geçer” düşüncesiyle 23:00 gibi yattım. Titreme daha da arttığı için, hanım ayaklarıma sıcak su torbası koydu. 15-20 Dakika içinde titremeyle beraber istifra+ishal+ateş başladı. 
 
Bu hal 40-50 dakikada bir İstifra+tuvalet olarak, sabaha kadar devam etti. Sabah namazından sonra oğlum ve eşim beni acilen, yarı baygın olarak Üsküdar Hospital’e sevk ettiler. İşte esas macera bundan sonra başladı.
Annemin ve Babamın da doktoru olan Başhekim ve Uzman Dr.Enver Said hocamız, ilk belirtilere göre ‘Gıda zehirlenmesi veya Enfeksiyon’  endişeleriyle hemen tedbirler alarak, önemli tahlillere başladı. Karaciğer Nakilli olduğum için, mutlaka özel tedavi gerekiyordu. 
 
İlk belirlemelerde Enfeksiyon oranı CRP:0-0,5 aralığında olması gerekirken,CRP’nin290’a yükseldiğigörüldü. Bu müthiş bir alarm haliydi…
 
İstifralar ve ishaller nedeniyle de 3,5-5,5 arası olması gereken Potasyum değeri ise 2,65’lere düşmüştü. Yatarak tedaviye başlandı ve K.Ciğernakilli olmasaydım 1-2 günde ve 3-5 serum ile atlatılacakken, 6 günde 36 ünite (serum+antibiyotik+vd.)takılmaya mecbur kalındı.
 
Diğer yandan binlerce şükürler olsun ki; yüzlerce dost, akraba ve arkadaşlarımın yoğun dualarıyla, cevşen ve Tahmidiyeleriyle bu süreç de kolaylıkla geçti. 
 
Ancak doktorumuzun saatte bir ziyaretleri sırasında yaptığımız sohbetlerle, sağlıklıyken aklımıza bile gelmeyen, fakat aslında çok önemli olan gerçekleri de öğrenmiş oldum. 
 
Şahsen ben çok şaşırdım ve ibretler aldım. Dost, arkadaş ve okuyucularımın istifade etmesi adına paylaşmak istiyorum. Çünkü hastalıkların bir görevi de; sağlık gafletindeyken ihmal ettiğimiz O yüce Rabbimizin üzerimizdeki tasarrufunu, hastalık ikazlarıylatekrar idrak ederek O’na yöneltmek, O’nu gerektiği gibi tanımak, sevmek ve O’na tazimle ibadetler etmektir.Eğer bunu sizler de bir hastaya bakıp ibret alarak idrak ederseniz,bu vesileyle O’na cc. yönelirseniz, O’nu gerektiği gibi tanıma gayreti içine girerseniz, O’nu daha çok severek ve O’na tazimle ibadetler ederseniz, sizi böyle ciddi hastalıklarla İKAZ etmeye gerek kalmaz, diye düşünüyorum. İşte bu nedenlerle, yani sizlere de faydalı olma adına paylaşmayı tercih ediyorum…
 
ŞÖYLE Kİ: Sağlıklı bir insanda Yüce Rabbimizin tecelli ve tasarrufuyla, 3,5-5,5 aralığında tutulan Potasyum değeri, eğer 2,5’,in altına düşerse, ölüm bile gerçekleşebiliyormuş.
 
Mesela ben, sadece bu Potasyum dengesini bu aralıklarda tutmak için, yarım asırdan fazla zamandan beri hiçbir gayret sarf etmedim. Benim yerime bu değerleri dengede tutan O Yüce Kudrete de buna özel hiçbir teşekkür etmedim. 
O yüce Kudrete sadece şu Potasyum dengesi için bile, ne kadar çok minnettar olmamız gerektiğini ve O’nu ne kadar çok SEVMEMİZ gerektiğini,bu vesileyle daha iyi idrak ettim. Üstelik te tahlil listesinde sadece Potasyum yok ki! Daha başka YÜZLERCE değerler var. Hepsi de milimetrik aralıklarla dengede tutulması gerekiyor ve bizlerin hiç haberimiz olmadan, sürekli dengede tutuluyor. Ta ki bizlerhariçten bu dengeleri bozuncaya kadar veya kulağımız çekilmesi gereken bir gaflete düşünceye kadar... 
 
Bu önemli değerleri o hassas dengelerde tutmak, o ne yaptığını bile bilmeyen hücrelerden veya cansız, akılsız, şuursuz, sağır ve kör moleküllerden, minerallerden veya atomlardan beklenebilir mi?… Haşa..!
 
O halde bizleri her an, bizlerden çok daha fazla gözeten ve tecelli ve tasarrufunu üzerimizden hiç esirgemeyen O Yüce Kudrete, her zaman muhtaç olduğumuzu bilerek, O’na cc. Her zaman minnettar olmalıyız. En çok O’nu cc. Sevmeliyiz ve O’na razı olacağı kadar SECDE etmeliyiz. Ta ki Tevbesuresi, 24. Ayetinin tehdit şümulüne düşmeyelim…
 
TevbeSuresi, 24. Ayet: De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, zevceleriniz, kabileniz, kazandığınız mallar, (iyi iken) durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah'dan, Resulünden ve O'nun yolunda cihad (mücadele) etmekten daha sevgili ise, artık Allah (hakkınızda azab) emrini getirinceye kadar bekleyin! Çünki Allah, fasıklar topluluğunu (isyanlarındaki ısrarları sebebiyle) hidayete erdirmez.”
 
Bütün bu açıklamalardan sonra bizlere düşen:“Sübhanekemaarafna ke, hakka ma’rifetikeyama’ruf… Sübhanekemaabedna ke hakka ibadetike ya ma’bud… Sübhanekemazekerna ke hakka zikrikeyamezkur… Sübhanekemaşekerna ke hakka şükrikeya meşkur” ..diye, niyaz etmektir, değil mi?... 
 
Yani:“Seni tenzih ederiz, ey bilinmesi ve tanınması gereken zat, biz Seni hakkıyla tanıyamadık.!” 
 
“Ey ibadete en layık olan Zat! Biz Sana hakkıyla ibadet edemedik, Seni tenzih ederiz”… “Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederiz, ey zikrolunmaya en layık olan Zat! Biz Seni hakkıyla zikredemedik.” 
“Ey şükre en layık olan Zat! Biz Sana hakkıyla şükredemedik.”…
 
Bu duygularla; Öncelikle azami gayretlerle seferber olan Doktorumuz Enver Said Çeleğen hocamıza, hasta hanede yattığım sırada, yasakları bile delerek ziyaretime gelen, yasaklara saygı duyarak telefonlarla oğluma “geçmiş olsun” dileklerinde bulunan ve dualarını benden esirgemeyen TÜM dost, akraba, arkadaş ve okuyucularıma şükranlarımı arz ediyorum. Allah cc hepinizden ebeden razı olsun… 
 
NOT: Bu yazıyı 16 Nisan Pazar sabahı 06:10’da yayına yolluyorum. Referandum neticesi TÜM İslam alemine ve ülkemize hayırlı olsun.Amin. (T.:%62E.)
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>