A.Raif Öztürk
Deve İdrarı Hadis-i Şerifini Küçümseyenlere, Tokat
A.Raif Öztürk
A- A A+
Bediüzzaman Hz.’nin Dini ve fıkhi konularda “Sakın, sakın münakaşa etmeyiniz; CASUS kulaklar istifade ederler. Kim münakaşa ve rekabete kalkışsa, ibadette riya ve nifak etmiş gibidir.” ..ikazında bulunmuş. (Hutbe-i Şamiye) 

Hele hele bu münakaşalar TV ekranlarında olursa, vebalini siz düşününüz. Münakaşa, dostlukları öldürür ve kalpleri kırar. Hiçbir kimse münakaşa ile müspet bir sonuç alamamıştır. Çünkü münakaşada, devrede hisler ve nefisler vardır. 
 
Bu ilmi mülahazalar ortadayken, geçtiğimiz günlerde bazı dindar ilim adamlarının, TV’larda münakaşa etmeleri gerçekten yürekler acısıydı. Üstelik te gündemi sarsan bunca ana meseleler varken, tali meseleler hakkında tenkitli ve hakaretli tartışmalar yapılmamalıydı. Hem de Bediüzzaman Hz’nin yukarıdaki “..CASUS kulaklar istifade ederler” uyarısındaki casuslar ve din düşmanları sevindirildi. Bütün bunlara rağmen konu olan o “Deve idrarı ile ilgili” Hadis-i Şerif izah edilemeden, tamamen meşkuk (şüphede ve askıda) bırakıldı. 
 
Biz bugün o meşkuk bırakılmış olan Hadis-i Şerif hakkında mütalaalarda bulunacağız. Ta ki şüpheli zihinler bazı gerçekleri idrak etsinler, Hadisin değerini anlasınlar ve huzur bulsunlar.
 
Birincisi: Allah Rasulü, asla tüm mü’minlere deve idrarı içmeyi emretmemiştir. İçtikleri takdirde sevap kazanacakları hezeyanına hiç girmiyoruz bile. Çünkü külliyen yalandır…
 
İkincisi: Bir olayın ve o olay hakkında söylenmiş bir sözün, önce SİYAK ve SİBAK’ına bakmak şarttır. Yani bu söz nerede, niçin, kimler için ve hangi maksatla söylenmişti? 
 
ÖRNEK: Veba salgını sırasında Allah Rasülü şehre giriş çıkışları yasaklayarak karantina tavsiye etmişti. Bu hadis-i Şerif uluorta söylenerek “Hz. Muhammed tüm mü’minlere karantina tavsiye etti” diye ifşa edilebilir mi? Asla söylenemez! Çünkü lokaldir.
 
Bu deve idrarı tavsiyesi de işte böyle zamanlamasıyla ve söyleniş sebebiyle anlatılmalıydı. Yani; bu olay da lokal bir olaydır ve o zaman ve o kişiler için söylenmiştir ve kaynaklarda da teferruatıyla vardır. O olay kısaca şöyledir: 
Medine’ye gelip HASTALANMIŞ olan misafir bir heyete, Allah Resulü deve idrarıyla birlikte deve SÜTÜ içmeyi tavsiye etmiştir. (Bütün rivayetlerde “süt ve idrar” ..dan birlikte söz edildiği halde, bu münakaşada sütten hiç bahsedilmemesi, bir art niyeti çağrıştırıyor…)
 
Bunun da iki türlü izahı var: 
 
1. O günkü çaresizlikler içinde, fıtri çözümler üreterek kişileri sağlığa kavuşturmak. Ki o olayda, o kişilerin sağlığa kavuştuğu da rivayetlerde açık-seçik zikredilmektedir.
 
2. Deve idrarı ile ilgili bugünkü modern laboratuvar araştırmalarının neticelerine göre ve halen şifa yönünden istifa edildiğini bilerek değerlendirmek.
 
İdrar bileşenleri deyince önce, elbette zihninizde kötü ve tiksindirici çağrışımlar canlanır. 
Fakat bilimsel açıdan bir düşününüz; fanconi sendromunun ya da Wilson hastalığının ürik asit derişimini düşürdüğü kimselerde, çölde 1400 küsur sene önce yaşamış bedevilerde, ürik asit seviyesini nasıl artıracaksınız? Bu kimselerde ortaya çıkan halsizlik, yürüyememe, konuşamama, titreyiş, şişkinlik… ..vb. gibi onlarca problemi nasıl gidereceksiniz?
İşte bu ayrıntılar, ancak bugünkü modern laboratuvarlarda anlaşılmaya başlandı. 
 
Bugün bile Ege’nin köylerinde ‘arı sokması’ gibi basit ve tedavisi çok kolay bir hastalığın, muhtemel risklerinden korunmak için ilaç yokluğunda, amonyak içerdiği için idrarla tedavi edildiğini biliyoruz. Diğer bazı köylerimizde de, kesikler ve yaralanmalar için tentürdiyot ve batikon bulunamadığı için, idrar tedavisi uygulandığını ve işe yaradığını yakinen biliyoruz. 

Bugün; 21. asırda, uzay çağında, her eczanede amonyak bulmak, manavda domates bulmak kadar kolayken, acil müdahale için arının soktuğu bölgeye idrar yapılmak suretiyle amonyak ihtiyacının karşılandığı da bir gerçektir.
 
Üstelik te tarihi vakalar mercek altına alınırken 21. asrın gözlüğünü çıkarmazsanız, o asırların kısıtlı imkanlarıyla değerlendirmezseniz, sadece art niyet, barbarlık, ilkellik ve vahşet çarpar gözünüze. Ayrıca kendinizi küçük düşürür, kariyerinizi ayaklar altına alırsınız.
 
Bitmedi; deve idrarı tedavisi yalnızca Buhari’de de geçmiyor. Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (Ulakbim) indeksine göre, bilimsel kudreti en ileri seviye kategorisinde, A kategorisinde olan bir dergide, yani “Journal of Ethno-Pharmacology” dergisinde de geçmektedir. Yani kenar kıyı köşe dergisi ya da gazete müsveddesinde değil, Ulusal ve Uluslararası düzeyde bilimsel yetkinliğini tescillemiş akademik bir dergide geçiyor.

Ayrıca Müslüman bilim adamlarının çalışmalarından da oluşmuyor. İdeolojik fanatikliğin tesirinde kalmamış bir heyetin edite, redakte ettiği bir dergide geçiyor…
 
Deve idrarının, bu derginin 2011’de çıkan nüshasında, Hepa-c1c7 türü kanserlerini kaynak organizma dışı kullanımda, tedavi edici etki gösterdiği ve sitokrom – p450-1a1 enziminin sentezini inhibe ettiği yazıyor. Bu sitokrom p450-1a1 enzimi kanser oluşturucu etkisiyle biliniyor. Dergide; “Kanser oluşturucu molekülü diskalifiye ediyor, kanser tahribatını da restore ediyor”, deniliyor.
 
Avrupa’ da ve Asya’da asırlarca ders kitabı olarak okutulan, İbn-i Sinanın “el-Kanun” da “Deve idrarıyla tedavi“ bölümü olduğunu biliyor musunuz? 
 
Bu şekilde bir tedavi neticesiz olmuş olsa, binlerce yıl niçin halkın tercihi olsun? 
 
Hiç kimse “Hadi deve idrarının klinik faydalarından yararlanalım” diyerek kalkıp idrar içecek kadar ucube olmamalı bu asırda. Zaruret halinde, müthiş bir çözüm olduğu biliniyor! Oysa o TV. Münakaşasında, madem o hadis var, hadi iç bakalım vb. cerbeze ve demagojiler yapıldı.
 
Tekrar belirtiyorum ki: O dönemin yoksunluk şartlarında değiliz şimdi, artık tedavi edici molekülleri başka tıbbi kanallardan elde edebiliyoruz. 
 
Ancak Hadis-i Şeriflere veya diğer olaylara art niyetle ve dar çerçeveden bakarsanız, tenkitçi zavallılar gibi maskara olursunuz. Oysa sadece bu “deve idrarı” Hadis-i Şerifine böyle objektif bakarsanız, bu gerçekler karşısında Hadis-i Şeriflere saygınız ve Hz. Muhammed’e SAV hürmetiniz ve takdiriniz kat kat artacaktır. 
Hatta derin tetkik edildiğinde, bir nevi mucize olduğunu da göreceksiniz. Vesselam…

NOT: O günkü TV tartışmasındaki diğer konular da işte böyle objektif değerlendirilmelidir. 
Çünkü; her birinin çok net, akli, mantıklı ve mucizevari izahları vardı. 
Fakat münakaşa, art niyet, inat ve ilmi enaniyet devreye girdiği için, çoğunlukla izaha muhtaç kaldı (veya bırakıldı.)…
***
Bazı bilimsel bölümler “Kastamonunur.com”dan alınmıştır.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>