A.Raif Öztürk
Bunların hepsi aynı! diyen Cahil hakkında!
A.Raif Öztürk
A- A A+
Misafirlerimle birlikte, arabamla seyahat halindeydik. Saat başı olduğu için, arabamın televizyonda haberler başlamıştı. Malumunuz olduğu gibi haberlerin çoğunluğu, iktidarın icraatlarıyla veya muhalefetin tenkitleriyle doludur. 
 
İşte tam bu minval üzereyken, arkada sol tarafta oturan misafirim yüksek sesle; “..yahu, bunların hangisine inanacağız? Hepsi de siyasetçi değil mi? Hepsi de aynı şekilde yalan söylüyorlar. Kime inanacağımızı şaşırdık!” dedi. Yine arkada en sağda oturan son derece saygın bir akademisyen, bu sözlerden çok rahatsız oldu ki, şöyle müdahale etti.  
 
-Bu tür konulara hiç girmek istemezdim, fakat ‘bu müthiş hatanın’ da mutlaka düzeltilmesi şart oldu. Kusura bakmayınız. Bu kardeşimiz bu konuda hiçbir araştırma yapmamış ki, taban tabana zıt olan iki farklı görüşü, iki farklı zihniyeti ve bunca icraatları aynı kefeye koyma gafletine düşüyor. Kardeşimizin “AYNI” dedikleri, N-S gibi, Kuzey-güney gibi, beyaz-siyah gibi birbirine tamamen zıt görüştedirler. Mesela; Birisinin 90 küsur senelik mazisi var ve bu mazisi sürekli din düşmanlıklarıyla dopdolu. Mazisinde; İslam üniversiteleri mesabesindeki medreseleri kapatmak, ‘sadece şapka giymedi’ gibi sudan bahanelerle 3000’den fazla Din alimlerini cami avlularında asmak, Kur’an ve ezan okumayı yasaklamak, binlerce camileri kapatıp depo, ahır, içkili gazino, at ahırı, c.h.parti lokali yapmak gibi zulümlerle dolu.  
 
Bitmedi; sadece din ve mukaddesat düşmanlıklarıyla sınırlı da değil. Yakın tarihlerde bile ne zaman iktidar olsalar, vaatlerinin aksine icraatlarıyla mimlidirler.  
 
Kardeşimizin “AYNI” dediği, iktidar partisi ise hem dini konuda son derece müsamahakar, hatta kolaylık göstererek teşvik edicidir. İslam’ın emir ve yasaklarına riayet halindeler. Diğer zihniyetin yasakladığı başörtüsünü, Dini eğitimi ve iman eğitiminin lokomotifi olan Risale-i Nurları serbest bıraktıkları gibi, Diyanet tarafından da bastırmışlardır.  
 
Sağlık yönünden de, Ekonomi yönünden de, Sanayileşme yönünden de, Kalkınma yönünden de, Askeri gelişme yönünden de, hain ve teröistlere kan kusturma yönünden de, Hürriyet ve güven yönünden de, kısacası her yönden diğer zihniyete mukayese edildiğinde, müspet manada aralarında dağlar kadar farklar var. Zaten bu nedenledir ki; %34 ile iktidar oldukları halde, her yönden çok güven verdiğini fiilen ispat ettikleri için, her seçimde oylarını arttırarak güven tazeliyorlar. %34’ten başlayarak, %38, %42, %47, %49,5 ve nihayet %50’lerin üzerine çıkarmış güvenilir bir kadro ile sabıkalarla dolu din düşmanı ve birçok yönden vatana ihanet eden, teröristlerle kucaklaşan bir zihniyetle nasıl AYNI denilebilir? Cidden hayretle karşılıyorum ve böylesine önemli hizmetleri, gayretleri güven ve başarıları fark edemeyenlere cahil mi desem, gafil mi desem, nankör mü desem bilemiyorum... 
 
“Bunların hepsi aynı” diyen arkadaşımız belki ikna oldu, fakat yine de onurunu koruma adına “biraz ağır olmadı mı hocam” diyebildi.  
 
O akademisyen ve araştırma uzmanı hocamız ona dönerek; “kusura bakma kardeşim, haksızlıklar karşısında çok üzülüyorum ve şahsınıza değil, böyle düşünebilenlere inanın çok hayret ediyorum” diyerek, kısmi bir özür diledi ve devam etti.  
 
“-Arkadaşlar, hatalı sollamanın ölüm getireceğine inandığımız gibi, seçimde yanlış yere oy vermenin de zulüm ve kaos getireceğinin bilincinde olalım. Kaldı ki hatalı sollamalarda ölüm riski %20-30 iken, seçimlerde, özellikle böylesine hassas bir dönemde yanlış tercihin zulüm ve felaketler getireceği ise %95-100’dür” deyince, arkadaki arkadaşımız sordu:  
 
-“Özellikle böylesine hassas bir dönemde” ne demek hocam? Bu seçimin diğerlerinden farkı ne? 
 
-“Bak kardeşim, şimdi beni iyi dinle: 1923’de Lozan antlaşması adı altında Kuzey Irak’tan, Batı Trakya’dan, Boğazlardan ve birçok açıdan topraklarımız ve birçok haklarımız 100 seneliğine bizden alınmıştı. 2023’te bu süre doluyor ve bu haklarımızın Türkiye’ye geri verilmesi gerekiyor. Ancak, şu ABD, İngiltere, Almanya, Fransa vs. müttefik şer devletler bu haklarımızı gasp etmek istiyorlar, fakat güçlü bir iktidardan da çok çekiniyorlar.  
 
Coğrafi ve tabii zenginlikler açısından ağız şapırdattıkları şu güzel Türkiye’mizi cılız, beceriksiz, kendilerine taviz veren hükümetlere veya koalisyonlara düşürmeye çalışıyorlar. Ta ki ülkemiz cılız hükümetlerle, kendi iç problemleriyle boğuşmaktan, bütün gasplarına da boyun eğsin. Hatırlayınız; böyle cılız ve koalisyon zamanlarda, İMF’den borç aldığımız için, EMİR de alıyorduk. Onların istediği her kanunu çıkarıyorduk. İstedikleri ihaleleri onlara veya onların istedikleri işadamlarına veriyorduk. Şimdi öyle mi? Lütfen bir düşününüz?...  
 
İşte bu nedenle de 10 sene önceden, hatta 30-40 sene önceden FETÖ, PKK ve diğer isimlerdeki terör örgütleri ile GEZİ, HDP gibi olaylarla ülkemizi yıpratmaya başladılar.  
 
Allah’a binlerle şükürler olsun ki halkımızın yarısı bilinçlendi. 15 Seneden beri güçlü bir iktidar tercihini, desteğini arttırarak devam ettiriyor. Bu iktidar da bunların tamamen bilinciyle hareket ettiği için, hem sanayileşme, hem kalkınma, hem askeri yönden güçlenme adına seferberlikle çalışıyorlar. 2023 Yılına, bundan da daha güçlü bir iktidarlarla girilmez ise bu ŞER İTİFAK devletleri bayram edecekler. Çünkü diledikleri müdahaleyi bile yapacaklar. Suriye oyunları da bu projelerinin bir parçasıdır. Lütfen artık hepimiz bilinçli olalım. Suriyelilerin sığınacak bir Türkiye’si vardı, bizim ise sığınacak hiçbir ülkemiz yok!... ..” 
 
Bu hocamız konuşmasına belki de devam edecekti, fakat bu konuyu açan arkadaşımız: 
 
-“Evet hocam, çok haklısınız, ben bu yönlerini hiç düşünemiyordum. Gerçekten size çok teşekkür ediyorum ve sizi üzdüğüm için de özür diliyorum” dedi. Hocamız da: 
 
-“Estağfirullah kardeşim, ben de biraz heyecanlanarak anlattığım için özür diliyorum. Ne yapalım, şahsıma sövseydiniz bu kadar alınmazdım. Çünkü bu konu memleket meselesidir. Hafife alınması ve yanlış tercihler kesinlikle felaket getirecektir. Hani bir yangına müdahale ederken, çok ta kibar olunamaz. Sesler yükseltilir ki tehlikenin önemi çabuk anlaşılsın. Bu konu da böyle olduğu için, sesim yüksek çıktıysa, hepinizden özür diliyorum…”  
 
Yeni yaşadığım bu anekdotumu, ibret ve tedbir için paylaşmak istedim. Vesselam… 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>