A.Raif Öztürk
Ayet: “Onlara SAKIN itibar etme” & “EVET”…
A.Raif Öztürk
A- A A+
Bu İlahi emir çeşitli meallerde, “iltifat etme”, “boyun eme”, “yakınlık gösterme”, “aldırış etme”vs. anlamlarda da tercüme edilmiştir. Ancak çok net olarak görülüyor ki, Yüce Allah cc bizlere, bir kısım insanlaraveya kurumlara karşı‘mutlaka mesafe koymamızı’ emrediyor. Burası kesindir, çünkü “SAKIN” diye tehdit de ediyor…
 
Peki, kimdir bu itibar edilmeyecek ve aramızda mutlaka mesafe konulacak kişiler? “Sakın” diye te’kit ettiğine göre, ciddi olarak tavır koyacağımız kişiler kimlerdir ve hangi karakterdeki kişiler hedeftedir?
Bu karakterdeki kişiler hakkında biz hiç yorum yapmadan, öncelikle bu emri veren ayetlere müracaat edelim ki, konuyu sulandırmış olmayalım. 
 
Kelem Suresi, 10-14. Ayetler:
“Çok yemin edene, değersiz ve aşağılık kişiye (kıymetli bir görüşe sahib olmayana), daima ayıplayana (tenkit etmeye alışmış ve insanların arkasından dudak bükene), dedikoducuya, hep koğuculuk peşinde gezene, her zaman hayra mani' olana, (mesela; ezan, başörtü vb.  İlahi emirleri yasaklayana, mescid açmaya engel olana),haddi aşana (hakkı çiğneyene), günahta ısrar edene, zorbaya, bun(lar)dan sonra (bir de) soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mallar ve oğullar sahibi oldu diye sakın itaat etme!
 
15.Ayet:Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, “(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır” diyene (sakın uyma).16.Ayet: Yakında onun (ve bu gibilerin)hortumunun (burnunun) üzerine damga basacağız (da onu rezil edeceğiz)!...”
[Parantez içindeki açıklamalar, çeşitli diğer meallerden alınmıştır.)
 
Yani, bu emirlere mefhumu muhaliften bakacak olsak:“Herhangi bir kişi zengin veya imtiyaz sahibi diye, aile efradı geniş veya makam sahibi diye, eğer o kişi çok yemin ediyorsa, ilmi bir ağırlığı yoksa, yani gereksiz ve lüzumsuz işlerle meşgul ise, gıybet ve dedikoducu biri ise, hayırlı işlere engel olan birisiyse, ikna yerine iftira ve zorbalık dayatıyorsa, nesebi belli değil ise, böyle bir kişi (veya kurum) ile arana mutlaka mesafe koy” anlamındadır.15. Bunların bir başka özellikleride “Kur’anayetlerini hafife alırlar”.16. İşte bunlar Allah’ın cc gazabına uğratılacaklardır. 
 
Şimdi çevremize bir bakalım ve bu İlahi emirleri uygulamaya çalışalım. Ta ki “sakın” diye ısrar edilen bir İlahi emir, bizleri sorumluluk altına sokmasın… 
 
“Biz elçi/peygamber göndermeden kimseye azap edecek değiliz.”(İsra, 17/15) Yani; bize bunları, Elçisi ve Peygamberi vasıtasıyla duyurduğuna göre, bizler sorumluluk altındayız.
 
Mahkeme-i Kübra’da sorgulandığımız zaman “bilmemek” yani, “Ya Rabbi ben bunları duymamıştım”demek asla mazeret sayılmayacak. Eğer bir kavme ve topluluğa Kitap ve Peygamber gönderildiyse, ona kulak verilecek…
Aynen trafik kuralları gibi: 
 
Nasıl ki trafikte ters yola girdiğinizde polis size ceza yazarken, “efendim, o işaretin ‘GİRİLMEZ veya YASAK’ anlamına geldiğini ben bilmiyordum” demeniz sizi kurtarmadığı gibi. Veya radara yakalandığınızda, “efendim ben burada hız sınırlaması olduğunu bilmiyordum, o levhaları fark etmedim” gibi mazeretler işe yaramadığı gibi… 
 
Çünkü bu levhaları fark etmek zorunda olduğumuz gibi, Kur’an ve Hadis-i Şeriflerdeki emir ve yasakları öğrenmek ve bilmek zorundayız...
 
Kur’ani ilimler ve özellikle İlahi emirler ve yasaklar, hem sosyal hayatımızı, hem de Ahiret hayatımızı huzur ve mutluluğa kavuşturan çok önemli levhalardır. Ancak; bu çok önemli bilgilerin ve sorumlulukların, LAİK bir zümre tarafından bir ASRA yakın bir süre yasaklanması, vebalimizibelki hafifletebilir, fakat asla mazeret değildir. Çünküo günkülerin de bizlerin de seçme-seçilme gibi bir tercih hakkımız var. Bu tür önemli bilgileri ve Dinieğitimi YASAKLAMAYANI seçmek ve desteklemek zorundayız. Aksi halde biz masum sayılmayacağız…
 
Bu gün de maalesef okullarımızdaki DİNİ eğitimi, DGM’de yasaklatan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu nedenle de halen din ve ahlak eğitimi, okullarımızda seçmelidir, zorunlu değil. 
 
Önümüze;her ne sebeple olursa olsun bir TERCİH hakkı geldiğinde, işte bu gerçekleri, emir ve yasakları dikkate almazsak eğer, hem her iki cihan saadetinden mahrum kalırız, hem de VEBAL altında kalırız… 
 
16 Nisan HALK OYLAMASI da; hem bu boyuttan değerlendirildiğinde, hem de TÜM iç ve dış ŞER güçlerin HAYIR çıkması seferberlikleri sebebiyle, tüm vatanseverlerin ve İman sahiplerinin “EVET” tercihi yapma zorunluluğu, çok net ortaya çıkmaktadır.   Vesselam…
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları >>